Lost Comic-Con 2011 Videosu


Blogu az çok takip edenler ve beni tanıyanlar Lost dizisinin hayranlarından biri olduğumu bilirler. Her ne kadar final bölümünden sonra izleyiciyi iki safa - "Ne süper diziydi be!" diyenler ve "Vaktimizi heba etmişler!" diyenler - bölmeyi başarmış olsa da birçokları için unutulmaz bir bağımlılık gibidir. Sona ermesinden aylar sonra bile ansızın özlemle hatırlanır ve "Bir daha da böyle bir dizi yapılamaz," dedirtir.

Her neyse... Ben işte yine böyle bir yâd anında internette biraz Lost'la ilgili sayfaları gezdim. Rast geldiğim bir videoyu, birkaç resmi paylaşmak istiyorum. Yazının başındaki resim, Lost'un yapımcılarından J.J. Abrams'ın Steven Spielberg'le yaptığı bilim kurgu film Süper 8'in afişi. Bu filmi arkadaşlarımla sinemada seyretmiştim ve her ne kadar herkesi aynı ölçüde tatmin etmemiş olsa da - herkesten kastım genel; arkadaşlarımın hepsi beğenmişti - izlenmeye değer bir film ve farklı bir tat olduğunu söyleyebilirim ve bu nedenle tavsiye ederim. Neyse, konu filmin kendisi değil. Dikkatli birileri afişin içine tabir-i caizse gömülmüş "Lost" yazısını fark etmişler. Kırmızı okla resimde gösteriliyor.

Bu ilginç detaydan sonra bir afiş daha paylaşayım. Dizinin final bölümü için hazırlanmış ve unutulmaz repliklerden bazıları yer alıyor. Benim unutamadığım ikisi şans eseri ilk ve son sıralarda yer alıyor: "We have to go back, Kate," ve "I looked into the eye of the Island, and what I saw was beautiful."

Yukarıdaki afişte de yer alan "They come. They fight. They destroy. They corrupt. It always ends the same." repliği bize ilk kez Jacob ve Black Smoke'u tanıttıkları sahnede geçmişti. Yukarıdaki video San Diego, ABD'de her yıl düzenlenen çizgi roman fuarı Comic-Con'da bu yıl gösterilen Lost videosu. Videoda Jack ile John Locke arasında geçen kaderle ilgili konuşma sahnesi yer alıyor. Bu sahneyi zaten dizide izlemiştik. Üstüne onları gözetleyip kendi aralarında biraz da esprili bir dille tartışan Jacob ve Black Smoke'u eklemişler. Aralarındaki konuşmadan bir kez daha anlaşılıyor ki zaman ve olaylar tekrarlıyor ve Jacob ile kardeşi Black Smoke aslında olacak olanları yukarıda afişte yer aldığını söylediğim ve Black Smoke'a ait "...It always ends the same," repliğinde de belirtildiği gibi biliyordu.

Lost'a Alternatif Final!

Bir Lost paylaşımı daha! Finaliyle çok tartışılan Lost için alternatif bir son hazırlamış How It Should Have Ended adlı site (http://www.howitshouldhaveended.com/). Bu kısa, fakat oldukça eğlenceli videoda Lost'un finali tiye alınmış.



Özellikle seslendirme ve finaldeki kutup ayısı çok güzel olmuş.

Not-1: www.howitshouldhaveended.com sitesini tavsiye ederim. Inception, Avatar, Saw gibi bir çok popüler film için hazırladıkları alternatif sonları keyifle izleyebilirsiniz.

Not-2: Bu videoya 22dakika'da rastladım. Henüz keşfetmemiş olanlar için tavsiye edilesice bir dizi sitesidir.

Lost - The New Man In Charge


Lost finalinden sonra çok konuşulmuş ve tartışılmıştı. Bazı izleyiciler finalden memnun iken bazıları hiç de tatmin olmamıştı. Aslında esas soruların cevapları verilmiş olsa da bazı sorular cevapsız kalmıştı. Bunun farkında olan yapımcılar, son sezon DVD setinde 12 dakikalık ek bir video olacağını ve burada bazı soruların cevap bulacağını açıklamışlardı. Biraz geç de olsa bu ek video hakkında kısaca yazmak istedim.

Video kısa ama internetten bulmak biraz zor oldu. Anladığım kadarıyla yayın haklarından dolayı video sitelerinin çoğundan kaldırılmış olsa da bazılarında hala mevcut. Bu haklara riayet etmek bakımından burada bir link paylaşmıyorum.

Ek bölümün adı "The New Man In Charge"; yani "Görevdeki Yeni Adam". Görev elbette adanın koruyucusu olmak ve görevdeki adam Jack'ten bu görevi devralan Hurley. Bu bölümde de Hurley'nin yardımcısı ("2 numara") Benjamin'i adaya Dharma etiketli yardım paketlerini göndermekle görevli iki kişiyle sohbet ederken izliyoruz. Burada Linus, alışık olduğumuz Dharma oryantasyon filmlerinden birini iki görevliyle birlikte izliyor ve kutup ayıları, 23 numaralı oda, hamilelerin ölü doğum yapması gibi soruların yanıtlarını da bu oryantasyon filminden öğreniyoruz. Sonra akıl hastanesinde eski dostumuz Walt'u ziyarete gidiyor Ben ve Walt'un özel çocuk olması ile ilgili kısa bir sohbeti izliyoruz. Dharma minibüsünde Hurley'nin Walt'a "sana ihtiyacımız var" gibisinden söylevi ve Ben'in Walt'a "baban ölü olabilir ama hala konuşabilirsin" demesinden ben şöyle bir sonuç çıkardım: Michael yeni kötü olabilir ve Hurley'den sonra göreve Walt gelebilir veya Hurley göreve devam eder ama Walt, Desmond gibi özelliklerinden dolayı bu yeni mücadelede adayı korumaya yardım edebilir. Tabi, ben dizi sanki devam edecekmiş gibi yazdım. Alışmışız tabi sürekli teoriler üretmeye! Ama sanki bu mücadele sürekli bir döngü halinde mesajı verilmiş ve adanın anlatılmayan uzak geçmişi ile ilgili izleyici sorularına bir yanıt verilmiş gibi.

Yeniden, 12 dakikalığına da olsa, Lost izlemek güzeldi. Ne kadar özlediğimi fark ettim. Hele o sondaki "dın" sesiyle ekrana gelen "LOST" yazısı yok mu! Artık bittiğini bir kez daha hissettirdi.

Son bir not: Yirmi yıldır aynı görevi yapan iki çalışandan birinin Ben'e "Cevaplar almayı hak ediyoruz," deyişi adeta izleyicinin ruh halini yansıtıyordu.

Lost Adası

Ben ve Sawyer adaya veda ediyorlarmış gibi görünüyorlar; değil mi? Belki biz altı sezon sonunda Lost'a ve meşhur adasına veda ettik ama aslında ada hala olduğu yerde. Bu yazıda biraz Ada'dan bahsetmek istiyorum. Hani, John Locke'ın "I looked into the eye of this Island, and what I saw was beautiful," (Adanın gözünün içine baktım ve gördüğüm şey güzeldi.) dediği o ada.

Öncelikle adanın gerçek halinden bahsetmek istiyorum. 815 sefer sayılı uçağın geçirdiği kazadan sağ kurtulan kahramanlarımızın uzun süre yardım beklediği ve kurtulmaya çalıştığı o adaya sizin uçağınız düşseydi ve hayatta kalsaydınız beklediğiniz yardım birkaç dakika içinde gelirdi! Dizinin çekildiği Oahu adası, Büyük Okyanus'taki Hawaii takım adalarından biri. 1545 kilometre kare yüzölçümüne sahip adanın tek yerleşimcileri diğerleri (the others) değil. Gerçekte adanın nüfusu neredeyse 1 milyon (900 bin). Dizideki karakterlerimizin kamp kurduğu sahil ya da sıradışı maceralara atıldıkları ormanlar, hepsi aslında insan kaynıyor! Yerleşim yerleri, kara yolları, plajlar... Dizideki ıssızlık atmosferine rağmen gerçek hayatta ada cıvıl cıvıl. Aklınızdaki Lost adası imajı zedelenmesin diye buraya adanın yerleşimi ile ilgili bir fotoğraf koymuyorum. Merak edenler internette arayıp bakabilirler ama adayı hep dizideki haliyle hatırlamak daha güzel.

Şimdi de adanın dizideki durumuna dönelim. 6 sezon boyunca yaşanan onca hadisenin adanın nerelerinde yer aldığını görmek için bu güzel haritaya göz atmalısınız. Kurtulanların sahildeki kampından diğerlerinin kampına, radyo kulesinden Black Rock'a, Dharma istasyonlarından adanın kalbine değin herşeyin adadaki konumunu görebilirsiniz. Adada kısa bir nostalji turu yani...

Son olarak ada ile doğrudan ilgili değil ama burada bir videoyu da paylaşmakta yarar var. Çok tartışılan finalin ardından (Finale dair "Lost Destiny Found" yazısını buradan okuyabilirsiniz.) bazı soruları yanıtlamak için dizinin yapımcıları tarafından kısa bir video hazırlandı. "The New Man In Charge" (görevli yeni adam) adlı kısa ekstra bölüm, Ben'in iki Dharma çalışanıyla konuşması ile başlıyor. Beklentileri karşılayan birşey olmasa da izlemenizi tavsiye ederim.

Videoyu izlemek için buraya tıklayın!

Lost Destiny Found*


Bir fenomene dönüşen ve dünya genelinde milyonlarca izleyicisiyle en başarılı dizilerden olan Lost'un çok merak edilen finali birkaç hafta önce yayınlandı. Çeşitli nedenlerle ertelediğim son sezonu nihayet birkaç gün önce ve birkaç gün içinde izledim. Zaten bölümleri biriktirip toptan izlemek her zaman daha iyidir. Söz konusu final sezonu olunca her bölümden sonra merakla beklemektense peş peşe kuşağı düzenleyip yoruluncaya kadar - sıkılıncaya kadar demiyorum - Lost izlemek yalnızca daha çok keyif almak için değil ama aynı zamanda konu bütünlüğünü sağlamak açısından da faydalıydı.

Çok beklenen final yayınlandıktan sonra çok konuşulan final unvanını devraldı. Lost izleyicileri arasında yoğun şekilde konuşuldu, tartışıldı. Bazılarını tatmin ederken bazılarını sinirlendirdi. İnternette okuduğm yorumlara bakılırsa final itibariyle birçok soru cevaplanmış olsa da izleyicilerin aklı özellikle son bölümde Jack ile babasının konuşmasının da yer aldığı sahnelerde bir hayli karışmış görünüyor. Ölüler miydi, Araf mıydı, gerçek miydi, paralel evren miydi gibi sorular havada uçuşuyor. Yazarlara bakılırsa adada yaşananlar gerçekti. Peki ya Desmond'un karakterlerimizi bir araya toparladığı olaylar neydi? Orada ölü müydüler? Bu büyük soruya bazı yanıtlar verilmeye çalışılmışsa da okuduğum kadarıyla hepsinin önemli açıkları vardı. Kısacası son sezonda anlatılanlar büyük bir muamma. Ancak yapımcılar son sezon DVD'si için bazı soruları açıklayacak özel bir bölüm de (kısa bir belgesel gibi) hazırlamayı düşünüyorlar. Dolayısıyla şunu söyleyebiliriz ki Lost yazarları kendilerinden emin. Yani üstü oldukça kapalı da olsa aslında herşeyi bağlayarak anlattıkları bir final hazırladıklarını düşünüyorlar. Onlara göre izleyiciler bazı boş yerleri doldurmakta zorlandı. Aslında herşeyin daha açıkça sonlandığı ve böylesi bir açıklayıcı belgesele gerek bırakmayan bir final birçoğumuzu daha çok memnun edecekti. Ancak Lost bittikten sonra bile adından akıllarda bıraktığı sorularla söz ettitmeye devam ediyor. Tıpkı alıştığımız gibi.

Sonla ilgili muammanın daha sonra açıklanacağını umarak başka bir meseleye geçmek istiyorum. Lost'u Lost yapan gizemli hikayesi bekleneni karşıladı mı? Birçok izleyici bu soruya olumsuz yanıt veriyor. Hatta bazıları Lost izlemekle geçirdikleri zamanı kayıp (İng. Lost) olarak görüyorlar. Fakat bana kalırsa öykü çok başarılıydı. Hatta daha iyi bir hikayeye sahip başka bir dizi olduğunu söylemek saçma olur. Burada tatminsizliğin sebeplerinden en önemlisi ilk sezonlarda çıkan bir söylenti: Buna göre Lost bütün sorulara bilimsel cevaplar verecekti. Bunu yazarların söylediğin söylüyorlar; doğru da olabilir. Eğer bu açıklamayı bir yazar yaptıysa çok hata etmiş. Ama ben daha önceki bir Lost yazımda da bilimsel cevaplar beklemenin hayal kırıklığıyla sonuçlanacağını, Lost'un fantastik, mistik ögeler de içerdiğini, bunu baştan kabul ederek izlemek gerektiğini söylemiştim. Bunun yanında diğer bir neden sonun, Lost hayranlarınca yazılan teorilerden bazılarıyla örtüşmesi. Örneğin iyi - kötü mücadelesi, son sahnede Jack'in gözlerinin kapanması, karakterlerimizin aslında ölü olduğu gibi bazı şeyler (özellikle ölü olma meselesi). Ama yukarıda da bahsettiğim gibi yaşananlar - özellikle adada olanlar - ölülerin başından geçmedi. Yani hala bunu yanlış anlayan bazıları bu yüzden finali başarısız buluyorlar. Öte yandan binlerce - işte bu abartı değil - teoriden birkaçının birkaç cümlesiyle örtüşüyor olması finali başarısız kılmaz diye düşünüyorum. Sonuçta adamlar "Ulan bunlar bunu demiş, biz değiştirelim de bari farklı olsun," gibi bir havayla dizi yazmıyorlar. Bence baştan sona belirlenip güçlü ögelerle desteklenen kompleks senaryosu başlı başına büyük bir başarıdır.

Senaryo bir yana kim diyebilir ki oyunculuklar kötüydü diye? Bence dizi oyuncu kadrosu açısından da oldukça başarılıydı. Öte yandan her ne kadar kimi efektleri (özellikle kutup ayıları) yeterince iyi olmamış olsa da görsel efektler ve setler açısından da oldukça maliyetli bir projeydi Lost. Yapımcılardan birinin "Dünyanın hiç bir yerindeki hiç bir dizinin daha çok maliyetle yapıldığını sanmıyorum," ifadesi de (Cümle tam olarak bu olmayabilir, aklımda kalanı yazdım.) bu gerçeğe işaret ediyor.

Tekrar kendi görüşlerime dönersem finali beğendiğimi öncelikle söylemek isterim. Baştan sona heyecan ve merakla izledim. Her ne kadar sonlara doğru "Nasıl toparlayacaklar bunca şeyi?" sorusu aklımda belirmiş olsa da bence başarılı bir finaldi. Demin de söylediğim gibi tek eksiği üstü kapalı anlatımın son dakikalara kadar sarkmış olması. Özellikle yaşlanmaz karakterimiz Richard'ın hikayesinin ve Jacob ile kardeşinin hikayelerinin anlatıldığı o iki bölüm oldukça başarılıydı. Final yeterince şaşırtıcı ve yoğundu. Özellikle karakterlerin birbirlerini ve adada yaşadıkları anılarını hatırladıkları sahneler hem güzel bir duygusallık içeriyordu hem de izleyiciye soğuk yanıtlarla veda etmek gibi bir hatadan uzaklaşıp kalıcı etki bırakmayı başarıyordu.

Burada bugüne kadar Lost'la doğrudan veya dolaylı ilgili ondan fazla yazı yazdım. Belki de bu artık son Lost yazım. Finalin yanı sıra genel olarak diziyle ilişkili bir iki şey daha söylemek istiyorum: Birincisi, daha önce de söylediğim gibi bence Lost tüm zamanların en iyi dizisidir. Bunu dizinin finalinden sonra da söyleyebiliyor olmak güzel. İkincisi, yukarıda açıkladığım sebeplerden ötürü memnun kalmamış olan izleyiciler geriye bakıp Lost izlerken geçirdikleri eğlenceli zamanları hatırlarlarsa aslında herhangi birşey kaybetmemiş olduklarını göreceklerdir.

"Ne?... Adada mahsur kalan birkaç kişi mi? Ne anlatıyor olabilir ki?" diye izlemeye başladığım o günleri, finalde flash-backle anımsatılan mağarada taş ve cesetleri buldukları sahneyi izlerken birkez daha hatırladım (Bir nevi ben de flash-back yaşadım :). Olayların bağlantılılığı karşısında bir kez daha hayret ederken aslında ne kadar çok şey yaşandığını da anımsadım.

Kısacası, benim için dört yıl süren Lost macerası (İlk üç sezonu bir arada izlemiştim.) oldukça keyifliydi. Gelecekte de bu kadar çok severek izleyeceğim başka bir dizi daha olacağını sanmıyorum. Ya da büyük konuşmayayım da buna 108'de 1 olasılık vereyim!

Namaste!

*Lost Destiny Found (bu yazının başlığı, ayrıca yandaki resimde yazan): Kayıp Kader Bulundu.

Hangi Lost Karakterisin?

Milyonları peşinden sürükleyen Lost için son yaklaşıyor ve Lost severler için de heyecan artıyor. Fakat heyecanlı olduğumuz kadar üzgünüz de! Artık nasıl geçtiğini anlamadığımız - yaklaşık - 40 dakikalar, merakla beklediğimiz yeni bölümler, "previously on Lost" girişi ve o oldukça tuhaf başlangıç jeneriği olmayacak. Doğrusu çok özletecek kendisini ve eminim bir benzeri daha yıllar içerisinde yapılamayacak - en azından benim için.

Yaklaşan sonun hüzün ve merak karışımı ilginç duygusu içerisinde birkaç kelam ettikten sonra yazımın esas konusuna geçmek istiyorum. Çoğu insan dizileri izlerken zamanla oturan karakter özellikleri ve senaryodaki kaderleri itibariyle bir karakteri kendisine daha yakın hisseder. Kendisiyle arasında tuhaf bir bağ oluşur sanki. Bu aslında diziyi izleyici için daha keyifli kılar - ta ki favori karakteriniz öldürülene kadar :)

BuddyTV, Lost severler için oldukça eğlenceli bir oyun hazırlamış. Çoktan seçmeli 15 soruya yanıt veriyorsunuz ve bu küçük test sonucunda size en çok hangi Lost karakterine benzediğiniz söyleniyor. Eğer soruları içtenlikle ve aceleye getirmeden yanıtlarsanız sonucun tutarlılığı artacaktır. Ancak bir uyarı: sonuçta benzer çıktığınız Lost karakteri sevmediğiniz biri de olabilir. Gerçekleri duymaya hazır olun!

Ben de oyunu oynadım ve sorulara verdiğim yanıtlar itibariyle Benjamin Linus'a benzediğim sonucu ortaya çıktı. Doğrusu benzer yanlarımız bayağı var ama ekleyeyim ki ben korkulacak biri değilim :) (Hoş, Benjamin de "We're the good people," veya buna benzer bir söz söylemişti ya!)

"Which Lost Character Are You?" oyununa ulaşmak için buraya tıklayın!

Aynı sitedeki diğer bir güzel oyun ise sizin Lost kaderiniz - malum, dizi kader kavramıyla oldukça alakadar. Eğer uçuş 815'in yolcularından biri de siz olsaydınız karşılaştığınız olaylara nasıl tepkiler verirdiniz (testin soruları) ve başınıza neler gelirdi (oyunun sonucu)?

Bu oyunun sonucu beni bir kez daha şaşırttı; çünkü benim oyunumun sonucu gerçekten benzer durumda olsaydım kuvvetle muhtemelen isteyeceğim şey çıktı: Adada yaşamaya devam etmek. Kendimi bu açıdan John Locke'a benzettim :)

"What Is Your Fate On Lost" oyununa ulaşmak için buraya tıklayın!

İyi eğlenceler!

Not: Oyunları oynarsanız sonuçlarınızı nasıl bulduğunuzu buraya yorumlamayı unutmayın.

Heroes: Bir Hayal Kırıklığı

Tam olarak hatırlayamıyorum ama birkaç yıl evvel CNBC-e'de şans eseri Heroes dizisinin ilk bölümüne rast gelmiştim. Dizi hakkında daha önceden bir bilgim yoktu; ancak ilgi çekici bir hikayesi olduğu anlaşılıyordu. Bilimkurgunu seven biri olarak diziyi takip etmek isterdim ama nedendir bilmiyorum Heroes maceram başladığı yerde bitti. Tabi daha sonraları birkaç kez daha rast gelip izlediğim oldu. Aslında kaliteli bir yapım olsaydı bir yerlerden bulup diziyi baştan izlerdim!

Kalitesiz olduğunu ima etmek istemiyorum. Öncelikle dizinin çok orijinal olmasa da cezbedici bir hikayesi var - ya da vardı. Ancak daha sonra Heroes yapımcıları, yazarları bu iyi malzemeyi kullanamadılar ve büyük hayran kitlesini ve reytingleri erittiler. Kısacası efsane olabilecek bir dizi kestane oldu! Yok canım o kadar da değil ama efsane olamadı işte. Hatırlıyorum da bir zamanlar Lost ile kıyaslanıyordu; bu kadar gelecek vaat ediyordu yani. Ama artık o düzeyden çok uzakta olduğunu reytingler - hadi reytingleri gösterge olarak kabul etmeyelim - izleyici yorumları gösteriyor.

İşte burada dizinin iyi takipçilerinden biri olduğunu anladığımız ve dizi dünyasının nabzını tutan 22dakika.org yazarlarından dkamoy'un aynı sitedeki yazısına kulak veriyoruz: "Heroes'un Başarısızlığına Tarihi ve Rakamsal Yaklaşım".

Bir dizinin omurgası olan senaryosunun üretimi sürecinde zamanla yaşananlar ve sonuçları üzerine güzel bir yazı olmuş. Okuyucu yorumları ise bahsettiğim hayal kırıklığını gösteriyor.

Lost: Sonun Başlangıcı



Dünya çapında bir fenomene dönüşen Lost, bu yıl yayınlanacak altıncı ve son sezonuyla ekranlara veda edecek. Efsanenin sona erecek olması Lost severleri üzse de hikayenin nihayet tamamlanmasıyla geride kalan bölümler boyunca akıllarda biriken soruların cevap bulacak olması heyecan verici.

Lost seyircisi olarak merakla beklediğim final sezonuna ait abc kanalının yayınladığı promolardan birini ve Lost'un başarısı ve son sezon hakkında görüntülerden oluşan, bir panelde gösterimi yapılan ilgi çekici bir videoyu paylaşmak istiyorum:

Lost 6. Sezon Promosu



Lost Özel Video



Lost 6. Sezonun 2 Şubat'ta abc'de yayınlanacak "LA X" adlı 105 ve 106'ncı bölümlerle (ard arda iki bölüm) başlayacağını da ekleyeyim. Son sezon 18 bölümden oluşacak ve son iki bölüm, alışıldığı üzere peş peşe yayınlanacak.

The Prisoner

Sıradışı bir bilimkurgu geçmişin tozlu raflarından alınıp parlatılarak yeniden beyaz perdeye yansıtılıyor. Televizyon tarihine derin etkileri olan kısa dizi film The Prisoner'ın yeni versiyonu Aralık ayında CNBC-e aracılığıyla Türk izleyicisiyle buluşacak.

Patrick McGoohan'ın yapımcılığı, yönetmenliği ve oyunculuğu ile ortaya koyduğu ve ilk kez 29 Eylül 1967'de Britanya'nın ITV kanalında yayınlanmaya başlayan dizi 17 bölümdü. Sıradışı öyküsü, ilginç kurgusu ve etkileyici atmosferi ile izleyenleri etkisi altına alan dizi ilerleyen yıllarda eğlence sektörünün birçok ürününü de bir şekilde etkiledi.

Günümüz senaristleri, yönetmenleri ve sanatçılarının bazıları The Prisoner'ı çocukluğunda veya gençliğinde izleyenlerden. Hal böyle olunca bu kişiler kendi eserlerini ortaya koyarken zaman zaman o bir zamanlar kendilerini şaşırtan diziden etkilendiler. Hatta günümüz dizilerinin bir numarası olarak gösterilen Lost'un yapımcıları J.J. Abrams ve Damon Lindelof, Lost'taki bazı ögelerin (ada ve kara duman) The Prisoner'dan esinlenerek tasarlandığını ifade ettiler. The Prisoner'dan izler taşıyan diğer eserler arasında Fantastik Dörtlü, Watchmen, The Matrix ve Battlestar Galactica da yer alıyor.

Efsane dizi yeni versiyonu ile yeni nesile ulaşıyor. Güncellenen ve yeni bir kadro ve günümüz teknolojisinin nimetleri ile tekrar üretilen The Prisoner, bu ay içerisinde ABD'nin AMC kanalında yayınlanmaya başladı. Merakla beklediğim ve keyifle izlemeyi umduğum dizinin ilk bölümü 13 Aralık gecesi CNBC-e'de olacak. The Prisoner'ın bu yeni versiyonu 6 bölüm halinde yayınlanacak.

Ayrıca, Batman Begins ve The Dark Knight filmleriyle tanınan ünlü yapımcı, yönetmen Christopher Nolan'ın The Prisoner'ın sinema filmini çekmekle ilgilendiği söyleniyor.

"Evrenin Sırları"



Belgeselin 2. bölümünü izlemek için tıklayın!
Belgeselin 3. bölümünü izlemek için tıklayın!

Sıradışı dizi Lost 2010'da yayımlanacak 6. sezonuyla ekranlara veda edecek. Lost'un Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yayıncısı olan abc kanalı bu son sezondan önce birçok online etkinlikle - özellikle videolarla - iki sezon arasındaki uzun vaktin reytingler aleyhine işlemesini engellemeye çalışıyor. Daha önce flash türü, videolar içeren oyunların da yer aldığı birçok sezon arası etkinliği hazırlamış olan kanal bunların işe yaradığını düşünüyor olmalı ki bu yıl da bu geleneği - son kez - sürdürüyor. Bu yılın sürprizi ise bir belgesel!

Lost o kadar çok öğeyi bünyesinde barındırıyor ki dizinin içinden bir alt konuyla ilgili belgesel çekmek bile mümkün olabiliyor. "Mysteries Of The Universe: The Dharma Initiative" adlı kısa belgesel dizi adından da anlaşıldığı gibi sırlarla dolu organizasyon Dharma'yla alakalı. 5 kısa bölümden oluşan belgeselin ilk üç bölümü yayımlandı. Bir fikir vermesi açısından şunu söyleyebilirim ki ilk üç bölüm bize Dharma'yla ilgili bilmediğimiz yeni birşeyler söylemiyor. Anladığım kadarıyla diğer bölümlerden de Dharma'yla alakalı şaşırtıcı bilgilere ulaşamayacağız.

Peki belgesel ne anlatıyor? Aslında 80'lerde çekilmiş havası verilmiş olan belgesel, gizli örgütler ve aniden ortadan kaybolan insanlarla ilgili gibi. Dharma'dan ise bu bağlamda bahsediliyormuş havası var. Neyse siz yine de izleyin. Yalnız Türkçe alt yazılı video bulamadım. İngilizce'yle aranız iyi değilse bir de siz arayın video sitelerinde; belki vardır.

Lost ile ilgili diğer haber ve makaleleri okumak için tıklayın!

İşte Lost'un Final Bölümü


Tüm zamanların en ilginç dizisinin finalini öğrenmek istiyor musunuz?

İşte Lost'un finali böyle olacak :)


Resmi büyütmek için üzerine tıklayın!

Joel Watson çok güzel bir karikatürle Lost'un finalini anlatmış. Özellikle alt resimdeki detaylar harika.

İngilizce metnin Türkçe'si ise şöyle:
Üst Başlıkta: 6. sezonun sonu ve nihayet bütün sorular yanıtlandı.
Sawyer: Kate'le yaşadığım onca ilişkiden sonra o ahbabım oluverdi.
Walt: Ben gerçek bile değildim. Sonra anladığım kadarıyla küfrediyor.
Jack: Claire'in bebeği Dharma'nın Hitler klonuydu. Sun'ın bebeği de suçla savaşan robot bir suikastçiydi. Ne heyecanlı bir yıl!
Kara Duman: Aslında beni hiç açıklamadılar bile.
Hurley: Ölen tüm diğerlerini yiyerek şişman kaldım.
Orta resimde Jack: Kar yağıyor! Bu bir Noel mucizesi!
Alt resimde: Kendi küçük dünyasında yaşıyor. Sence şu kar küresinde ne görüyordur?

Bu güzel karikatürü sizinle paylaşırken yine internette karşılaştığım bir karikatürü daha ekleyeyim. Burada da Lost karakterlerini South Park tarzı çizimle yansıtmışlar.


Resmi büyütmek için üzerine tıklayın!

Hepsi birbirinden komik olmuş. Yine de bence en güzelleri Sawyer ve Charlie.

Umarım karikatürleri beğenmişsinizdir ve yazıya Lost'un finalini gerçekten biliyormuşum gibi başlamama kızmamışsınızdır ;)

Lost 6. Sezon


Sıradan bir adada mahsur kalma hikayesi gibi başlayan fakat ilk bölümlerden itibaren bunun diğerlerinden farklı olduğunu görmeye başladığımız Lost'ta 5 sezon geride kaldı. Dönüp de geriye baktığımda diziyle ilgili nice teoriler üretildiğini fakat bunların boş çıktığını görüyorum. Birçok önemli soru 5. sezonda yanıt buldu. Fakat Lost yine bildiğimiz Lost: Hala merak ettiklerimiz var. Ve geriye her şeyin açıklanacağı son bir sezon kaldı. Final sezonunu sabırsızlıkla bekliyorum ancak bu eşsiz dizinin bitecek olmasına da üzülüyorum.

Yazının bundan sonraki kısmı diziyi 5. sezonun sonuna kadar izlemeyenler için spoiler içermektedir.

Daha 6. sezonun çekimleri bile başlamadı. Ancak bildiğimiz gibi yazarlar son sezonda neler olacağını biliyorlar. Onların ve bazı oyuncuların açıklamalarını ve kendi izlenimlerimi bir araya getirdiğimde son sezona dair şunlar ortaya çıktı:

Ölümüyle hepimizi üzen şarkıcımız Charlie son sezonda diziye yeniden dahil olabilir. Charlie karakterini canlandıran Dominic Monaghan'ın basın sözcüsü bu konuda gelen yoğun soruları muğlak bir şekilde yanıtladı: "Dominic, Lost'a geri dönebilir de dönmeyebilir de." Charlie'nin - olur da dönerse - diziye yeniden dahil olması iki şekilde gerçekleşebilir: Charlie ada sayesinde canlanabilir ya da bir güç - örneğin kara duman - Charlie'nin kılığına girebilir. Alpert'in "Ben adanın ölüleri dirilttiğine şahit olmadım," sözü ikinci şıkkı öne çıkarıyor.

Jack'in kız kardeşi Claire, tıpkı ölü babasının bedeni gibi kayıplara karışmıştı. 5. sezon boyunca kendisini göremedik. Ancak Claire son sezonda diziye dönecek ve bunu senaristler açıkladı. Ancak onun da diziye nasıl döneceği tam bir muamma.

Lost altılısı Ajira uçağıyla adaya geri döndüğünde yalnız değildiler. Adaya yeni gelenlerle ilgili çok az sahne izledik. Ancak Jacob'ın Ilana ile hastahanede yaptığı görüşme ve adada Ilana ve Bram'ın sandıktan çıkardıkları John Locke'a ait beden - ki bu sahne şok ediciydi - bu iki karakterin - özellikle Ilana'nın - kilit öneme sahip olduğunu gösteriyor. Diyebiliriz ki son sezonun ilk bölümlerinde bu karakterler hakkında daha çok şey öğreneceğiz.

Nihayet "Heykelin gölgesinde yatanın" ne/kim olduğunu öğrendik. Uzun zamandan beridir adını duyduğumuz Jacob'mış. Ancak yatıp keyif çatmadığı aşikar. Sadece final bölümünde kendisini izleyebildik. Finalin sonunda ise öldürüldü. Peki bu kadar mıydı? Jacob denen adamla ilgili her şey bu kadar mı? Neredeyse eminim ki hayır. Son sezonda Jacob hakkında daha çok şey öğreneceğiz ve bedeni ölse de ruhunun adayı korumak için savaşacağını, bu yolda ona kayıp kahramanlarımızın (Jack, Kate, Sawyer...) yardım edeceğini izleyeceğiz.

Hala Kara Duman'ı merak ediyor musunuz? Son sezonda Kara Duman'ın, Jacob'ı bir gün öldüreceğini söyleyen - nitekim bölüm sonunda öldürttüğüne şahit olduğumuz - ve şu anda John Locke kılığında gezinen, 5. sezon finalinin başında gördüğümüz siyah giyen adam olduğunu öğreneceğiz.

Final sezonunun ana hikayesi, adanın iki gizemli sakini Jacob ve Kara Duman arasında geçecek olan mücadele. Bu mücadele de Jacob'ın baş yardımcısı Jack olacak ve diğer kayıp kahramanlarımız ona yardım edecek.

Jacob'ın ölürken ağzından çıkan kelime "Geliyorlar!" olmuştu. Kim bu gelenler? Jacob'ın yandaşları Jack ve arkadaşları şimdiki zamana geri dönüyor olmasın!

Ve işte can alıcı bir nokta daha! Senaristlerin uzun süre diziye yansıttıkları görüş zamanın değiştirilemeyeceği, tekrar edeceğiydi. Ancak "Değişken" adlı bölümde fizikçimiz Faraday'ın, insanların zaman denkleminin değişkenleri olduğunu söylemesi açık bir kapı bıraktı. Yine 5. sezon final bölümünün başında Jacob'la siyah giyen adam arasındaki diyalogda siyah giyen adam "Gelirler, savaşırlar, yıkarlar, mahvederler... Her zaman aynıdır..." diyor. Bu sözler senaristlerin zamanla ilgili ilk bakış açısını yansıtıyor. Ancak Jacob'ın ne dediğine dikkat ediyoruz: "Fakat bir kere son bulduğunda, ondan önceki her şey gelişimdir." Söyleyecek başka bir şey kalmıyor. Dizinin sonunda savaşı mutlak olarak Jacob'ın kazanacağını ve zamanın değişeceğini göreceğiz. Yani birçok kişinin düşündüğünün aksine 6. sezon finalinde, ilk bölümdeki kameranın Jack'in gözlerinden yakın çekim yaptığı sahneyi tekrar izlemeyeceğiz!

İşte Lost'un son sezonu böyle olacak. "Her seferinde bizi şaşırırttılar. Yanılıyor olmayasın!" diyenleri duyar gibi oluyorum. Haklısınız ama artık son sezona girerken birkaç parçayı bir araya getirmenin kalan sorulara kısmen cevap olacağını düşünüyorum. Yani son sezonda yukarıda yazdıklarımın çoğu doğru çıkacaktır.

En Etkileyici Lost Sahnesi


Ocak ayı başında "En Sevdiğiniz Lost Sahnesini Seçin" başlıklı yazımda abc kanalının internet sitesinde Lost'ta geride kalan 4 sezonun en iyi sahnesini seçmek için oylama yapıldığını haber vermiştim. Yarışma 11 Şubat'ta sona erdi ve Lost severlerin oyları Charlie'nin dramatik ölümünü anlatan 3. sezonun final bölümü Through The Looking Glass'tan sahneyi birinci seçti. Hatırlamak isteyenler yazının başındaki videoyu izleyebilirler. "Hatırlamak mı? Hiç unutamadık ki!" diyenleri duyar gibi oluyorum.

Yarışma yaklaşık bir ay kadar önce başladı ve hazırlayanlar her sezondan dört önemli sahneyi seçmişlerdi. Lost hayranları her hafta verdikleri oylarla eşleşen iki sahneden hangisinin üst tura çıkacağını belirlediler. Oylama sonucunda her bir sezonun en unutulmaz sahneleri ise şunlar:

1. Sezon: Dizinin pilot bölümü, yani ilk bölümünde doktorumuz Jack'in kaza sonrası uyanması ve sahile koşmasını anlatan o Lost'la tanıştığımız ilk anlar.

2. Sezon: Live Together, Die Alone (Birlikte yaşa, yalnız öl) bölümünde hatch'te (ambarda) şu meşhur sayılarımızı bilgisayara girmeyince yaşanan elektromanyetik felaket ve beraberinde hatch'in yıkılmasını anlatan sahne.

3. Sezon: Charlie'nin su altındaki istasyonda boğularak öldüğü sahne. Desmond ölmesin diye kendisini içeriye kilitlemiş ve son anlarında eline yazdığı notla Desmond'a botun Penny'e ait olmadığı mesajını verebilmişti. Akabinde özellikle Charlie hayranları göz yaşlarına boğulmuştur!

4. Sezon: The Constant (Sabit) adlı muhteşem bölümde Desmond'un sevgilisi Penny ile telefonda konuştuğu sahne. Benim de yarışmadaki sahneler arasında favorim buydu ve her defasında bu sahneye oy verdim; fakat finalde Charlie'nin sahnesine kaybetti.

Tüm sahneleri izlemek ve her turda kazananları görmek için buraya tıklayın.

En Sevdiğiniz Lost Sahnesini Seçin

Lost'ta geride kalan dört sezonda sizi en çok etkileyen, hala unutamadığınız sahne hangisi? O kadar çok şey oldu ki ve neredeyse her bölümü harikaydı, seçim yapmak kolay değil dediğinizi duyar gibiyim. Dizinin Birleşik Devletler'deki yayıncısı abc kanalı, internet sitesinde Lost hayranlarına şimdi bu soruyu soruyor.

abc internet sitesi daha önce de Lost'la ilgili birçok interaktif uygulama yapmıştı. Sanırım bunlardan en ilginci Find 815 adlı online oyundu. abc yeni sezon öncesi izleyicinin dikkatini çekmek için bir süredir tanıtım videoları yayınlıyordu. Şimdi de sitede geçen dört sezondaki en etkileyici, en unutulmaz sahneyi Lost hayranlarına seçtiriyorlar. Her sezondan onlar tarafından seçilmiş videolar ikili ikili karşılaştırılıyor. İzledikten sonra ikisi arasında seçim yapıp diğer karşılaştırmaya geçiyorsunuz. Ancak bazen seçim yapmakta zorlanabilirsiniz; zira çok iyi sahneler karşı karşıya getirilmiş.

Dört tur halinde elemeli olarak ilerleyen sahne yarışının galibi, yani Lost'cuların dört sezonda en beğendiği sahne Şubat ayında belli olacak. Siz de Lost anılarınızda kısa bir gezintiye çıkın ve en iyi sahneyi seçin.

En sevdiğiniz Lost sahnesini seçin!

LOST 5. Sezon Promoları

Fazla söze gerek bırakmayan Lost 5. sezon promolarından üçünü derledim. Özellikle ilki gerçekten yeni sezonun beklediğimize fazlasıyla değeceğini gösteriyor. Ocak ayının sonunda 5. sezon başlayacak ve Lost'suzluk sona erecek! İyi seyirler...







5. sezonla ilgili diğer promoyu izlemek için tıklayın!

Lost 5. sezonla ilgili ipuçları hakkındaki yazıyı okuyabilirsiniz!

Namaste

Namaste! Lost seyircisinin diziden bildiği bazı markalar gerçek dünyada da varmış gibi bir izlenim yaratılıyor. Bunlardan en iyi bilinenler Oceanic Havayolları, Dharma İnisiyatifi ve Hanso Vakfı. Peki gerçek dünyada olmayan bu kuruluşlara neden böyle imajlar ve gerçekçilik havası veriliyor. Yoksa Lost ile kitlelere iletilmeye çalışılan bir mesaj mı var? Ya da hepsi sadece gösterinin bir parçası mı?

Lost izlemeyenler bu dizi hakkında çevrelerinden bazı şeyler duymuşlardır. Ancak diziyi izlemeden Lost hakkında bir kanıya kapılmak kesinlikle yanlış. En azından biz Lost seyircileri böyle düşünüyoruz. Çünkü dizinin kompleks senaryosu, gerçek hayatla ilişkisi ve en önemlisi gizemli havası bizi böyle düşünmeye itiyor.

Altı sezon sürmesi planlanan dizinin dört sezonu geride kaldı fakat hala birçok soru havada. Anlaşılan son bölüme kadar izleyiciyi merakla diziyi takip etmeye yönlendirecek yapım tarzını sürdürecekler. Ancak herşey ekranda anlatılan, kendi içine kapalı bir hikayeden ibaret olsaydı dizinin finalinden sonra sadece "Güzel bir diziydi," derdik. Muhtemelen söyleyeceklerimiz bundan ibaret olmayacak ve dizi bittikten sonra da birçok şey tartışılmaya devam edecek.

Dizinin konusunun önemli parçaları olan Dharma İnisiyatifi ve Hanso Vakfı diğer parçalardan farklı işleniyor. Mesela internette Oceanic Havayollarına ait bir web sitesi var. Geçen sezon öncesi online oynanabilen bir Lost oyunu vardı ve yine Lost bilgisayar oyunu, Lost ürünleri, teorilerin tartışıldığı siteler, hatta Lost ansiklopedisi bile var. Bunların bazılarının arkasında dizinin yapımcıları var. Merak ve ilginin sürmesi için bu tür yan yolları kullanıyorlar. Doğrusu Lost hayranları da bunlarla oldukça ilgileniyorlar. İşin ilginç yanı ise bazılarının bunu abartması. Neden bahsettiğimi yazının ilerisinde anlayacaksınız.

Lost bütünüyle bir hayal ürünü, fakat süslenmiş bir hayal ürünü. Barındırdığı mistik, felsefi, dini, bilimsel ve doğaüstü ögeleri iyi harmanlaması ile dünyanın birçok yerinden birçok farklı kişinin ilgisini çekmeyi başarıyor. Temelde dizinin vermek istediği bir "gizli mesaj" varsa bunu en iyi dizi bittikten sonra değerlendirebiliriz. Böyle bir amacı olsun veya olmasın dizide işlenen bazı konular gerçekmiş gibi bir hava verilmeye çalışılıyor.

Yüzyıl kadar önce Portsmouth limanından kalkan Black Rock adlı gemi ile ticaret turu sırasında Magnus Hanso'nun çok özel bir adayı Pasifik'te keşfetmesi ve yıllar sonra torunu Alvar Hanso tarafından adanın yeniden bulunması ve çeşitli bilimsel çalışmaların yapılması için Hanso Vakfı'nı kurması, Hanso Vakfı tarafından desteklenen Dharma İnisiyatifi dahilindeki bilim insanlarının gizli çalışmalar yürütmesi dizinin gizemli yanının bir parçası ve hikayenin "tarihsel" altyapısı. Hanso ve çalışmalarına karşı adayı koruma faaliyetlerini sürdüren yerliler, gizemli "diğerleri", kaderin bu görev için insanları (dizinin ana karakterlerini) çağırması - dizinin 5. sezon sloganı: Destiny Calls (Kader Çağırıyor) - bazı karakterlerin özel güçleri (Çoğunlukla bu karakterlerin isimleri filozoflardan ya da dini kişiliklerden seçiliyor.) ise bilimin karşısındaki teolojik ve felsefi altyapı ve gizemin diğer parçası. İşte bu birçok yere dokunan hikaye diziyi yeterince ilginç kılıyor ve bir o kadar da gerçekçi.

Buradan Alvar Hanso'nun bir mektubunun bulunduğu Hanso Vakfı sitesine ulaşabilirsiniz. Fare imlecini ekranın ortasında belli bir yere getirince arkadan ne dediği pek anlaşılmayan, İngilizce birşeyler söyleyen erkek sesi geliyor. Buradan Dharma Araştırma Enstitüsü'nün sitesine ulaşabilirsiniz. Tanıtımın, iş fırsatlarının ve araştırmalar hakkında bilgilerin bulunduğu site artık sadece elektromanyetizimle değil diğer bilim konularıyla da ilgilendiklerini, Hanso Vakfı tarafından desteklendiklerini ve araştırma merkezlerinin Güney Pasifik'te bulunduğunu anlatıyor. Daha da ilginci iş başvurusunda bulunabiliyorsunuz. Yıllık minimum 28 bin dolar ödüyorlarmış! Buradaki site ise Dharma İnisiyatifi'ne katılmak isteyenlerin başvurularının alındığı ve testten geçirildikleri site.

Şimdi Lost izlemeyenlerin kafaları iyice karıştı, izleyenlerden bunları bilmeyenler de şaşkın; ama sıkı durun daha ilginç şeyler de var: Bu yıl Dr.Marvin Candle'a (hani şu Dharma videolarındaki bilim adamı) ait bir video yayımlandı. Söylediği şeyler oldukça karmaşık. Video ve Türkçe'ye çevrilmiş konuşmalara buradan ulaşabilirsiniz. Candle kısaca kendisini tanıtıyor ve Einstein alan denklemi ile ilgili çalışmalar için seçildiğini anlatıyor. Konuşmasından çıkan sonuç şu: Ada doğaüstü özelliklere sahip. Dharma çalışanları burada özellikle zaman ve kader gibi konular üzerinde çalışıyorlar. Beklenmeyen bir şey oluyor ve Dharma çalışmaları kesintiye uğruyor. Dr.Candle bu videoyu farklı bir zamandan veya boyuttan gönderiyor ve Dharma girişiminin yeniden kurulup çalışmalarına devam etmesi gerektiğini söylüyor. Videonun Comic Con 2008 sırasında bir Dharma üyesi tarafından sızdırıldığı tespit edilmiş ve Dharma İnisiyatifi, Lost dizisinin sponsorluğunu bıraktığını açıklamıştı. Ne yani gerçekten Dharma İnisiyatifi var mı?

Şimdi de Dharma İnisiyatifi Aday Araştırma ve Bulma Departmanı Başkanı Hans Van Eeghen'in mektubu ortaya çıktı. Eeghen mektupta kısaca şunu söylüyor: Dharma İnisiyatifi'nin amacı yaptığı bilimsel ve teknolojik çalışmalarla insanlığı çok ileri bir düzeye ulaştırmak ve huzurlu bir dünya ortamı sağlamaktı. Ancak finansal kriz nedeniyle inisiyatifin bağışçıları yardımlarını kestiler (Bu ifade muhtemelen, özellikle Hanso Vakfı'nı işaret ediyor.). Dharma'nın üst düzey finansal yöneticileri ise işi bırakıp tam anlamıyla kaçtılar (Mektupta adres olarak Güney Afrika gösteriliyor.). Dharma'nın yıkılmanın eşiğine geldiği bu süreçte geride kalan yöneticiler kritik bir kararla Dharma'yı Lost'un yapımcılarına sattılar. Amaç, bir gün oluşum yeniden toparlanıncaya kadar Dharma ruhunu ve bilincini canlı tutmaktı.

Yukarıda yazanları okuduktan sonra pekçok Lost izleyicisi bile "Bunlar da ne?" diye soruyor olmalı. İçi dışı, işi gücü Lost olan, tabiri caizse "lost in Lost" olanlar ise tüm bunlardan haberdar. Yani bunlar benim uydurmalarım değil! Ben ise sürekli Lost'la uğraşmıyorum ama sağda solda çıkan haberler, garip siteler beni bu durumu irdelemeye ve bu yazıyı yazmaya itti. Neden mi? Çünkü insanların yorumlarını okuyorum ve görüyorum ki yapımcıların gerçek dünyayla çapraz bağlar kurma taktiği bir yerden sonra tehlikeli olmaya başladı. İnsanlar Dharma'nın, Hanso'nun ve neredeyse adanın gerçek olduğuna inanma noktasındalar (Son kısmı biraz abartı oldu.).

Lost kesinlikle izlemenizi tavsiye ettiğim (Burayı Lost izlemeyen ama gariptir hala yazıyı okuyanlar için söylüyorum!) bir dizi. Ancak sonuçta sadece bir dizi, bir şov. Ticari kaygıyla yapılıyor ve vermek istediği önemli bir mesaj da yok (Varsa da bu sadece yazarların vermek istediği bir mesaj.). Gerçekle bağdaşlaştırılan kurumlar, kişiler ve bunlarla ilgili internet siteleri de izleyicinin ilgisini ve merakını canlı tutmakla ilgili. Ama sanırım yapımcıların (Bu sözle yazarları da kast ediyorum.) hayalgücü senaryoya sığmıyor ve böyle alanlara da fazlasıyla taşıyor ve ortaya gerçekmiş gibi imajlanan ürünler çıkıyor.

Namaste!

LOST 5. Sezon Promosu



LOST severler uzun süredir yeni sezonu bekliyorlar. Dizinin sonu yaklaşırken haliyle heyecanın dozu da artıyor. Ah bir de şu sezonlar arasındaki uzun beklemeler olmasaydı...

Ağustos ayında yazdığım Lost 5. Sezon haberinde gelecek sezonla ilgili bazı bilgileri sizinle paylaşmıştım. Bu yazıyı okumanızı tavsiye edrim.

abc kanalının web sitesinde Lost 5. sezonun ilk promosu (reklamı) yayımlandı. Yuarıdaki videoda izleyebileceğiniz promo yeni sezonun beklentilerimizi karşılayacağını gösteriyor. En azından beni heyecanlandırdı.

Merak edenler için videoda zaman zaman araya giren tanıtıcı yazıların Türkçe'si şöyle: 108 gün sonra... Uğrunda yaşadıkları herşey... Uğrunda öldükleri... Dua ettikleri... Sonunda oldu... 6'sı kurtuldu... Geride kalanlar... Gözden kayboldu... 2009'da... Oceanic 6'lısı... Herşeyi riske edecek... Dönmek için... Kader çağırıyor...

Lost 5. sezon Şubat 2009'da başlayacak. Biz de geri sayıma başlayabiliriz :)

Lost 5. Sezon

Lost hayranları merakla 5. sezonu bekliyorlar, onlardan birisi de benim. Ancak sezon araları çok uzun sürüyor ve bu uzun aralar Lost severlerin az da olsa soğumalarına sebep oluyor. Ya da en azından bazı şeyleri unutmaya başlıyoruz. Neyse ki her yeni sezon bizi kısa sürede ısıtıyor ve beklentilerimizi karşılıyor.
Lost'ta 4 sezon bitti, bazı sorular cevaplandı, bazıları git gide derinleşiyor. İnsan bazen bunların hepsini cevaplandırabilecekler mi bu yazarlar yoksa herkesi hayal kırıklığına mı uğratacaklar diye düşünmeden edemiyor. Ama bugüne kadar çıkardıkları iş, bundan sonrası için teminat gibi.

Lost'a güç katan özelliklerinden birisi de hiç şüphessiz ki can alıcı soruların yanıtlarının, yani senaryonun geleceğinin çok iyi saklanıyor olması. Ancak hergün dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar internette Lost'la ilgili yazılar yazıyorlar. Bugüne kadar diziyle ilgili yüzlerce teori yazıldı. Dizinin sonuna yaklaşırken bunlardan bir kısmı elenmeye başlandı. Ancak hala dizinin sonunun nereye varacağı sır gibi belirsiz ve hala teoriler yazılıyor.

Diziyle ilgili aklınızdaki soruları yanıtlamayacak ancak gelecek sezona dair ipuçları veren haberler var. Bu uzun arada 5. sezonda neler yaşanacağına dair bu ipuçlarının ne kadarının doğru olduğunu bilmiyorum ancak sizlerler paylaşacağım. Bu arada bunların ilk kez kim tarafından yazıldığını ya da neye dayandırıldığını bilmiyorum. Ancak küçük bir ihtimal de olsa dizinin yazarları, izleyicilerin merakını ateşlemek için bu tür haberleri - bir kısmı doğru, bir kısmı yalan - sızdırıyor olabilirler. İnternet dünyasında böylesi bir haberin yayılması doğal olarak fazla zaman almıyor.



İşte 5. sezona dair ipuçları:

  • 5. sezon 17 bölüm olacak. Muhtemelen Şubat 2009'da başlayacak.
  • 5. sezonda adadan kurtulanların neden adaya dönmek zorunda oldukları, son sezonda ise döndükten sonra adada yaşanacaklar anlatılacak.
  • Claire bu sezon dizide yer almayacak. Onu en son adadaki kulübede, babasının yanında garip bir gülümsemeyle görmüştük. Anlaşılan Claire sırra kadem basacak.
  • Hurley'nin aşkı Libby'nin hikayesi, Desmond'un flashbacklerinde anlatılacak ve eskiden Hurley ile aynı akıl hastanesinde olmalarının nedeni açığa çıkacak.
  • Blacksmoke'ın (kara dumanın) sırrı bu sezonda da açıklanmayacak.
  • Mr. Eko diziye geri dönecek; ancak bu dönüş flashback şeklinde olmayacak. Yani Mr. Eko hortlayacak!
  • Danielle Rousseou geçen sezonda ölmüştü. Ancak bu sezon flashbacklerde yer almaya devam edecek.
  • Charlotte ve Daniel Faraday karakterleri ön plana çıkacak ve dizide aktif rol alacaklar. Ben özellikle Faraday'ın hikayesini merak ediyordum. Bu habere memnun oldum.
  • Jin gemideki patlamadan kurtulmuş olabilir. Ama bu ihtimali düşük buluyorum.
  • Jack ve Claire'ın babası Christian Sephard'ın sırrı bu sezon açıklanacak. Bu adamın Jacob olup olmadığı uzun süre tartışıldı. Belki de öyledir.
  • John Locke'ın liderliği ve sonrasında yaşadıkları ile ölümü anlatılacak. Geçen sezonun son bölümünde John Locke'ı tabutta yatarken görmüştük.
  • Dizinin sonuna yaklaşılırken flashback ve flashforwardlar azalacak ve dizi daha çok şimdiki zamanı anlatacak.

Bu sezonda da Lost bizi şaşırtmaya devam edeceğe benziyor.

Not: Yukarıda bahsettiğim 5. sezon ipuçları çeşitli sitelerde var ve gerçek kaynağı belirsiz. Ben bu ipuçlarını H2 - habertürk sitesinden aldım.

LOST Karakter Bağlantıları 2: Sawyer

Farklı kişiliğiyle ve diğer karakterler gibi ilginç hayat öyküsüyle ön plana çıkan Sawyer'in diğer karakterlerle mazisinin derin olduğu söylenemez. İşte Sawyer'in diğer karakterlerle geçmişteki bağlantıları:
>Ana Lucia: (Two For The Road) Avustralya'da yol üstü bir barın dışında Ana Lucia ve Christian otururken, Sawyer adında bir Amerikalı ile karşılaşırlar. Daha sonraları Sawyer ve Christian birkaç kez barda bir araya gelir ve Christian'ın oğlu, Jack hakkında sohbet ederler.
>Kate: (Left Behind) "Onu hapise tık!" Kate, Sawyer'ın sevgilisi olan Cassidy ile karşılaşır. Sawyer, Cassidy'i dolandırmıştır ve bunu öğrenen Kate, ona polisi cağırmasını ve Sawyer'ı (Kate, onun Sawyer olduğunu asla bilmeyecektir.) hapse tıkmasını tavsiye eder. Bu tavsiye ile Kate, Sawyer'ın hayatını bilmeksizin etkiler.
>Boone: (Hearts & Minds) İki Amerikalının karşılaşması için bir Avustralya karakolundan daha iyi bir yer var mıdır? (!) Karakolda Sawyer'dan ülkeyi terk etmesi istenmektedir. Bu arada aynı karakolda Boone, Shannon'un erkek arkadaşı hakkında şikayet dilekçesi doldurmaktadır.
Not.1: Parantez içinde ilgili bölüm ya da bölümlerin adları yazmaktadır.
Not.2: Kaynak abc.com

Benjamin Türkçe Konuşuyor

Dünyaca ünlü Lost dizisinde Türkçe konuşuldu.

Ülkemizde ve dünyada ilgiyle izlenen, tüm zamanların en iyi dizilerinden biri olarak nitelendirilen Lost'ta heyecan kaldığı yerden devam ediyor. 24 Nisan günü yayınlanan The Shape of Things To Come adlı 4. sezonun 9. bölümünde dizinin Türk hayranlarına bir sürprizi oldu. Dizinin en ilgi çekici karakterlerinden biri olan Benjamin Linus, namı-diğer Ben, flashforward'ta Tunus çöllerinde görünüyor. Karşısına çıkan silahlı iki bedevi ile konuşmaya çalışıyor. Onlara önce İngilizce bilip bilmediklerini soruyor. Bedeviler, Ben'in ne dediğini anlamayınca Ben bu kez onlara Arapça bilip bilmediklerini soruyor. Yine cevap alamayınca Ben'in ağzından şu cümleyi duyuyoruz: "Türkçe biliyor musunuz?"

Türk izleyicileri için güzel bir jest olmuş bu sahne. İnternette konuyla ilgili yorumlara göz attım. Bazıları Ben'in çölde deve sırtında gezen, eli silahlı kişilere bu soruyu sormasının Türkleri yanlış tanıttığını söylemiş. Cevap ise geçikmemiş ve ben de cevap olarak belirtilen görüşlere katılıyorum. Bir kere Türkçe, Orta Doğu'nun en önemli dillerinden biri. İkincisi, Osmanlı İmparatorluğu yıllarca bölgeye hakim olduğu için Türkçe bilenler olması normal. Her ne kadar gerçekte bu bölgede Türkçe bilen sayısı bu kadar çok olmasa da Ben'in sorusu mantıksız değil. Bunu şuna benzetebiliriz: Bir filmde ya da dizide Afrika'da yaşayan yerli bir zenciye her hangi bir kişi "Fransızca biliyor musun," diye sorsa bu garip olmaz; çünkü Fransa'nın Afrika'da çok sayıda sömürgesi oldu. Bazı ülkelerin resmi dili Fransızca, Afrika'da. Öte yandan "Bizi yanlış tanıtıyorlar," şeklindeki görüşü de bu örnekle çürütüyoruz. Her Türkçe bilen Türk olmak zorunda değil; tıpkı her İngilizce bilenin İngiliz olmadığı gibi.

Aslında tartışma haline getirdiğimiz ve çeşitli vesilelerle sıkça gündeme gelen "Bizi yanlış tanıtıyorlar!" sıkıntımızdan kurtulmanın en iyi yolu başkalarından beklemektense kendi kendimizi kültürel, bilimsel vb. çalışmalarla tanıtmak. Her neyse, bu konuya daha fazla takılmaya gerek yok. Yine de dediğim gibi dünyada bu kadar çok izlenen bir dizide Türkçe konuşulması çok güzel.

Bu arada bir not: İster istemez insanın aklına Ben nereden Türkçe biliyor; yoksa Lost'un ileriki bölümlerinde Ben'in Türkiye ile bağlantılı hikayelerini mi izleyeceğiz, tarzında sorular geliyor. Ben buna pek ihtimal vermiyorum ama doğrusu, olmasını isterim.