Mes Que Un Club*


Dün gece (27 Mayıs) Roma Olimpiyat Stadı'nda Avrupa futbolunun en iyi takımı muhteşem bir karşılaşma sonucu belirlendi. Pek çok açıdan heyecan verici olan maçın sonucu itibariyle birçok kişiye göre adil olması ve kupanın hak eden takıma gitmesi de gecenin diğer bir güzel yönü oldu. Böylece Barcelona'nın izleyene keyif veren, futbolun güzelliklerini pek çok yönüyle yansıtan oyunu kupayla taçlandırıldı.

İspanya'da La Liga şampiyonu olan ve Copa del Rey (Kral Kupası)nı kazanan Barcelona finale 3'te 3 yapmak için çıktı. Josep Guardiola sezon başında takımın başına getirildiğinde futbolcu olarak aynı takımda başarılarla dolu, güzel anıları olmakla beraber teknik direktörlük açısından Barça B takımını çalıştırmak dışında bir tecrübesi yoktu. Türkiye'de üç büyüklerin değil herhangi bir takımın başına böyle tecrübesiz hoca getirmeye kim cesaret edebilir ki? Ancak Başkan Laporta, Guardiola'yı tam güvenle takımın başına getirdi ve sezon içerisindeki duruşuyla ona olan inancını yansıttı. Sanırım semeresini fazlasıyla aldı. Guardiola ise en büyük, tecrübeli menajerlerin bile hayali olan bir başarıyı teknik direktörlük kariyerinin başında gerçekleştirdi.

Manchester United da Premier League'de üst üste ikinci kez mutlu sona ulaştı bu sezon. Avrupa'nın bir numaralı kupasını geçen yıl kazanmışlardı ve üst üste iki yapmak istiyorlardı. 23 yıldır kırmızı şeytanları aynı menajer, Sir Alex Ferguson çalıştırıyor. 11 lig şampiyonluğu ve 2 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu takımına kazandırmış olan Ferguson adeta Manchester United ile özdeşleşmiş birisi. Tecrübesi ve teknik bilgisi tartışılmaz ancak rakip Barça olunca en iyiler için bile kaybetmek oldukça olası.

Maç öncesi Portekizli Cristiano Ronaldo ile Arjantinli Lionel Messi'nin bu maçta karşı karşıya gelecek olmasından duyulan bir heyecan vardı. İkisi de oldukça yetenekli ve süper yıldız diye tabir edebileceğimiz kategorinin üyeleri. Maçın başında Ronaldo çok hırslı başladı ve önemli pozisyonlar buldu. Ancak hırsı hem centilmenliğini hem de takım oyununu zedeledi desem yanlış olmaz. Messi ise yine "Messi" işte; başka nasıl anlatılır ki? Hele o bücür boyuyla attığı kafa golü yok mu? Sonrasında kramponunu öptü. Acaba bunun bir anlamı var mıydı yoksa öylesine mi yaptı bilmiyorum ama ben ve birçok izleyici bir anlam çıkarttık: Messi dünyanın en iyi kramponu!

Oyuncuları tek tek değerlendirmeye gerek yok ama Barcelona'da birkaç kişinin ismini söylemeden olmaz. Xavi ve Iniesta ikilisi, değil iki yirmi kişiye bedel oyun ortaya çıkardılar yine. Genç Pique, savunma açısından maça sakat ve cezalılar nedeniyle sıkıntılı çıkan Barcelona'nın sigortası gibiydi. Eto'o ise bence nedendir bilmiyorum ama farklı bir hücum tarzı olan ve eşine pek rastlanamayacak türden bir oyuncu. Belki de bunun nedeni eşsiz yeteneğidir.

10' da Eto'o ve 70' de Messi'nin golleryile 2 - 0 Barcelona'nın kazandığı final maçının adamı olarak Messi seçildi.

Avrupa Şampiyonlar Ligi 2009 Şampiyonu olan Barcelona bu kupayı daha önce 91 - 92 ve 2005 - 2006 sezonlarında kaldırmıştı.

Bir Barcelona destekçisi olarak ben de Barça'yı kutluyorum. Avrupa basınının ağız birliği etmişçesine belirttiği gibi gerçekten hak eden takım kazandı. Umarım Barça bu ilham veren oyun anlayışını korur ve biz futbolseverleri sevindirmeye ve kupaları toplamaya devam eder.

*Bir Kulüpten Daha Fazlası: Barcelona FC'nin sloganı.

Futbol Para Ligi'nde Fenerbahçe On Dokuzuncu

Deloitte adlı finansal denetim şirketi futbolda en çok gelir elde eden kuluüplerle ilgili araştırmasını yayınladı. 2007-2008 sezonu dikkate alınarak yapılan araştırmaya göre dünyanın en çok kazanan takımı Real Madrid. Fenerbahçe de en çok kazananlar listesinde ilk yirmiye girmeyi başardı.

Deloitte'nin Futbol Para Ligi 2009 adını verdiği araştırmada futbol kulüplerinin 2007-2008 sezonunda bilet satışları, televizyon yayınları, lisanslı ürün satışları gibi gelir kaynakları dikkate alındı ve dünyanın en çok kazanan yirmi kulübü belirlendi. Gelirlere karşılık giderler incelenmediği için araştırma sonucunda dünyanın en zengin kulüplerinin belirlendiğini düşünmek yanlış olacaktır. Ancak yine de bu listenin en zengin kulüpler listesine yakın olması muhtemel.

Geçen sezonun en çok para kazanan takımı 365 milyon Euro ile Real Madrid. Onu araştırmanın baz aldığı sezonda hem Premier Lig hem de Şampiyonlar Ligi'nde şampiyon olarak gelirlerini önemli ölçüde (yaklaşık % 20) arttıran Manchester United izliyor. Fakat hem Manu'nun hem de diğer İngiliz kulüplerinin gelirleri Sterlin'in Euro'ya karşı değerinin düşmesi neticesinde azaldı ve listede bu ülkenin takımları için dezavantaja neden oldu. Üçüncü en çok kazanan takım ise 308 milyon Euro ile Barcelona oldu.

Listede dünyanın en çok izlenen ligi olan Premier Lig'de mücadele eden 7 takım bulunuyor. Almanya (Bundesliga) ve İtalya (Seri A)'dan 4'er takımın yer aldığı listede Fransa (Ligue 1) ve İspanya (La Liga)'dan 2'şer takım var. İlk yirmiye dünyanın en büyük bu beş liginden takımlar dışında girmeyi başaran tek kulüp ise Fenerbahçe. Fenerbahçe 111 milyon Euro gelir ile 19. sırada yer alıyor. Böylece Türkiye'nin en zengin futbol kulübü olan Fenerbahçe elde ettiği gelir bakımından da Türkiye'de rakip tanımadığını tescillemiş oldu.

Deloitte, Futbol Para Ligi 2009 sonucunda oluşan liste şöyle:
(Sıra - Kulüp - Gelir [milyon Euro])

1. Real Madrid - 365,8
2. Manchester Utd. - 324,8
3. Barcelona - 308,8
4. Bayern Münih - 295,3
5. Chelsea - 268,9
6. Arsenal - 264,4
7. Liverpool - 210,9
8. Milan - 209,5
9. Roma - 175,4
10. Inter - 172,9
11. Juventus - 167,5
12. O. Lyon - 155,7
13. Schalke 04 - 148,4
14. Tottenham - 145,0
15. Hamburg - 127,9
16. Marsilya - 126,8
17. Newcastle U. - 125,6
18. Stuttgart - 111,5
19. Fenerbahçe - 111,3
20. Manchester City - 104,0

En İyisi Premier League


Dünyayı peşinden sürükleyen topla en iyi oyun hangi ligde sahneleniyor? DRT23'te son anketimize katılanlar Premier League cevabını verdiler. Az çok futbolla ilgilenen herkes diğer ligler arasında Premier League'in yerinin ayrı olduğunu bilir. Genel olarak kulüp liglerinden bahsedersek elbette Şampiyonlar Ligi'nin yeri ayrıdır. Ama ülkelerin ligleri karşılaştırıldığında gerek sergilenen futbol gerek yıldız oyuncu çokluğu gerek genel anlamda organizasyon kalitesi olsun Premier League rakiplerinden bir hatta birkaç adım öne çıkıyor.

Aslında Premier League'in mazisi çok eskilere dayanmıyor. 90'lar öncesi dönemde İngiliz futbolu bugünkünden bir hayli gerideydi. Stadyumlar eskiydi ve holiganizm hat safhadaydı. Futbolda şiddet yüzünden İngilizler Avrupa'da hoş karşılanmıyorlardı. Birçok taraftar ölümü ve yaralanması ülke içinde de futbolu tehlikeli hale getirmişti. 80'lerin sonunda televizyon gelirlerinin kulüplere paylaştırılması ise yeni bir sorun çıkarmıştı. Yabancı oyuncuların pek rağbet etmediği lig kendi sorunlarıyla boğuşurken dünya futbolundan soyutlanmış gibiydi. İngiltere'de futbolun yeniden yaşam bulması radikal bir değişikliği gerektiriyordu.

Premier League'in kurulması yönünde atılan ilk adım Kurucu Üyeler Anlaşması (The Founder Members Agreement) nın 17 Temmuz 1991'de imzalanması oldu. Bu yeni lig diğer İngiliz liglerinden ve İngiltere Futbol Federasyonu (the FA) ndan ekonomik yönden bağımsız olacak, kendi sponsorluk ve yayın anlaşmalarını imzalayabilecekti. Limited şirketi formatında kurulan lig ilk televizyon anlaşmasını Sky Tv ile yaptı. Futbol seyircisini statlardan ekran başına çekmek yeni bir konseptti ancak oynanan futbolun kalitesi ve Sky Tv'nin stratejik başarısı olumlu sonuç verdi. 5 yıllık bu anlaşma 191 milyon pound tutarındaydı; bugünkü anlaşmanın değeri ise 1.7 milyar pound. Bu iki rakam Premier League'in az zamanda aldığı çok yolu göstermesi bakımından önemlidir.

Sponsorluk anlaşmaları diğer kazanç kapısı oldu. Carling şirketi ödediği 12 milyon pound ile gelecek dört yılda (1993'ten itibaren) ligin adını FA Carling Premier League yaptı. Bu reklamdan memnun kalan şirket sonraki dört yıl için fiyatı üç katına çıkarmaktan çekinmedi. Sonraki yıllarda Barclays ödediği 48 milyon (2001'de) ve 65 milyon (2004'te) pound ile ligin yeni sponsoru oldu.

1992'de ligde sadece 11 yabancı futbolcu varken bu sayı bugünlerde 250 civarında. Bu istatistik Premier League'in globalleşme sürecini yansıtıyor. Bu süreçte dünyanın dört bir yanından yıldız oyuncular bu lige akın ederken yabancı teknik adamlar lige yeni bir soluk kazandırdı. Bu küreselleşme süreci bugünlerde farklı bir boyutta. "Yeryüzündeki en iyi gösteri" olarak tanıtılan lig 200 kadar ülkenin televizyon kanallarında yayınlanıyor. Küreselleşmenin son halkası ise yabancı zenginlerin futbol sevdalarını para aşklarıyla birleştirme modası. Manchester United, Chelsea, Liverpool, Manchester City ve birkaç kulübün daha sahibi yabancı iş adamları. Premier League bir anlamda sadece futbol ligi olmanın ötesine geçmiş durumda. Bunun zararlarının olup olmayacağını ise zaman gösterecek.

Kurulduğu ilk yıllarda 22 takımın yer aldığı lig 94/95 sezonu sonunda ligden 4 takımın düşmesi ve 2 takımın lige çıkmasıyla 20 takımlı hale geldi. 40 kadar farklı takımın mücadele etme fırsatı bulduğu Premier League bugüne kadar sadece 4 farklı şampiyon çıkardı: Manchester United, Chelsea, Arsenal ve Blackburn Rovers. Şüphesiz Alex Ferguson'un Manu'su bugüne kadar kazandığı 10 şampiyonlukla Premier League'in kralı.

Gerek saha içi gerek saha dışı özellikleri ve güzellikleriyle Premier League diğer liglerle arasını her geçen gün açıyor. Zaten Premier League'e rakip olabilecek lig göstermek bugünlerde çok zor. Ankette de yer alan liglerden La Liga (İspanya) futbol tarzını sıkıcı bulduğum Seri A'dan (İtalya) da, kimin şampiyon olacağının neredeyse daha lig başlamadan belli olduğu Ligue 1'den (Fransa) de çok daha güzel. Bundesliga (Almanya) ise özellikle bu ligde yer alan Türk'leri izleme açısından diğerlerinden biraz farklı bir yere sahip olsa da ankette ilk beşe girememesi beni şaşırttı. Sanırım dünyada en iyi ligin hangisi olduğu yaşadığımız ülkenin ligine olan ilgimizi pek etkilemiyor. Yukarıda adı geçen liglere göre daha mütavazi olsa da Turkcell Süper Lig'in bizim için ayrı bir yeri var. Bunu TSL'nin ankette ikinci sırayı alması da gösteriyor.

Merak edenler için anket sonucunda ilk beşe giren ligleri yazının sonuna ekliyorum:
1. Premier League %43
2. Turkcell Süper Lig %27
3. La Liga %17
4. Serie A %5
5. Brezilya Ligi %3

Yılın Futbolcusu Adayları Beşe İndi

FIFA Yılın Futbolcusu ödülü için tören tarihi yaklaşırken aday sayısı yirmi üçten beşe düşürüldü. Yılın Futbolcusu (FIFA World Player of the Year) ödülüne aday olan dünyaca ünlü beş futbolcu: Messi, Kaka, Torres, C.Ronaldo ve Xavi.

Daha önce buradaki yazıda ödül için teknik adamlar ve milli takım kaptanları tarafından belirlenen yirmi üç futbolcudan bahsetmiştim. Bu yazımda gönlümdeki favorinin Messi olduğunu da sözlerime eklemiştim. Görüldüğü üzere genç Arjantinli ilk beşe kalmayı başardı. Ancak, öyle sanıyorum ki ödülü alacak isim başka: Cristiano Ronaldo. Ronaldo geçen yıl takımı Manchester United'le Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi'nde mutlu sona ulaşırken 42 gol kaydetmişti. Ronaldo'nun forvet değil kanat oyuncusu olduğunu hatırlayınca bu sayının önemi daha iyi anlaşılıyor. Üstelik Portekizli yıldızın teknik yeteneği ve göze hoş gelen oyununu da ekleyince ödüle çok yakın olduğu görülüyor. Cristiano Ronaldo, France Football dergisinin Avrupa'da Yılın En İyi Futbolcusu ödülünü de geçtiğimiz günlerde kazanmıştı.

Adaylar arasında Messi ve Euro 2008'deki başarılı performansıyla İspanya milli takımının şampiyonluğunda önemli paya sahip olan Xavi ikincilik için ön plana çıkan isimler. Bu iki Barcelonalıyla birlikte aday olan diğer iki isimden biri yine bir İspanyol olan Liverpool forveti Fernando Torres ve geçen yılki ödülü kazanan Milan'ın Brezilyalı yıldızı Kaka.

Bu yılki beş adaydan üçü geçen yıl FIFA Yılın Futbolcusu ödülünde ilk üçe girmişti: 1. Kaka, 2. Lionel Messi, 3. Cristiano Ronaldo.

Spor otoritelerinin yapacağı son oylamanın ardından ilk üç belirlenecek ve ödüller 12 Ocak 2009'da Zürih (İsviçre)'de düzenlenecek törende sahiplerine verilecek.

Yılın On Biri Anketi Başlıyor

UEFA bir kez daha Avrupa'nın en iyi on birinin ve menajerinin belirlenmesi ve ödüllendirilmesi için kolları sıvadı. uefa.com'da 8 Aralık'ta açılacak anketi oylayacak binlerce futbol sever Avrupa futboluna son bir yılda en büyük etkiyi yapan on bir futbolcudan oluşan kendi kadrosunu kuracak. Mevkiilerinde en çok tercih edilen oyuncular yılın on birinde yer alacak ve Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından ödüllendirilecek.

8 Aralık Pazartesi günü başlayacak ankette 60 aday yer alacak. Adaylar UEFA bünyesindeki yazarlar tarafından 2008 yılında kulüpleri ve milli takımlarına yaptıkları katkı göz önüne alınarak belirlendi. Son on bire kalacak oyuncular ve en iyi koç (menajer veya teknik direktör) ise bu altmış aday arasından futbol severlerce belirlenecek. Oylamaya katılanlar kendilerince en iyi oyunculardan oluşan bir on bir belirleyecek ve en başarılı bulduğu koçu seçecek. 12 Ocak 2009'da oylamanın sona ermesinin ardından en çok oy alanlar belirlenecek ve bir hafta sonra yılın on biri ve koçu UEFA tarafından düzenlenecek törende ödüllerini alacaklar.

Geçen yılki oylamaya 15 milyon kişi katılmıştı ve yılın on birine Iker Casillas, John Terry, Cristiano Ronaldo ve Steven Gerrard gibi yıldızlar seçilmişti. 2007 yılının en iyi teknik adamı olarak ise Sir Alex Ferguson en çok oyu almıştı.

Yılın Futbolcusu Adayları Açıklandı


Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından verilen FIFA Dünyada Yılın Oyuncusu (FIFA World Player of the Year) ödülü için 2008 yılının adayları belirlendi. Dünyanın önde gelen kulüplerinde forma giyen 23 yetenekli futbolcu bu önemli ödülü kazanmayı bekliyor. Milli takım teknik direktörleri ve kaptanlarının oylarıyla Aralık başında aday sayısı 3'e indirilecek ve Ocak ayında düzenlenecek galada yılın oyuncusu, ödülünü alacak.

Geçen yıl ödülü AC Milan'ın Brezilyalı süper yıldızı Kaka kazanmıştı. Kaka'nın en önemli rakipleri ise Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo'ydu. Son yıllarda bu ödülü kazanan diğer isimler şöyle: Zinedine Zidane (2003), Ronaldinho (2004-2005), Fabio Cannovaro (2006) ve yukarıda da belirttiğim gibi 2007'de Kaka.

Bu yılki adaylar ise şöyle: Adebayor (Togo-Arsenal), Sergio Agüero (Arjantin-A.Madrid), Andrei Arshavin (Rusya-Zenit), Michael Ballack (Almanya-Chelsea), Gianluigi Buffon (İtalya-Juventus), Iker Casillas (İspanya-R.Madrid), Deco (Portekiz-Chelsea), Didier Drogba (Fildişi Sahilleri-Chelsea), Samuel Eto'o (Kamerun-Barcelona), Cesc Fabregas (İspanya-Arsenal), Steven Gerrard (İngiltere-Liverpool), Zlatan Ibrahimovic (İsveç-Juventus), Andres Iniesta (İspanya-Barcelona), Kaka (Brezilya-Milan), Frank Lampard (İngiltere-Chelsea), Lionel Messi (Arjantin-Barcelona), Franck Ribery (Fransa-Bayern Münih), Cristiano Ronaldo (Portekiz-Manchester U.), John Terry (İngiltere-Chelsea), Fernando Torres (İspanya-Liverpool), Ruud van Nistelrooy (Hollanda-R.Madrid), David Villa (İspanya-Valencia), Xavi (İspanya-Barcelona).

Jürinin işi oldukça zor, nitekim yukarıda ismi bulunan adayların hepsi oldukça yetenekli ve başarılı. Ancak tüm bu oyunculardan bir adım önde olduğunu düşündüğüm futbolcu, yani benim favorim Messi. Geçen yıl ikinci seçilen Messi'nin artık bu ödülü alması gerektiğine inanıyorum. Çünkü gerçekten çok yetenekli bir oyuncu, izleyiciye keyif veren bir top cambazı.

23 adayın dağılımına bakınca milli takımlar bazında son Avrupa şampiyonu İspanya'nın, kulüp takımları bazında ise Chelsea ve Barcelona'nın başı çektiğini görüyoruz. En çok aday çıkaran lig ise İngiltere Premier Ligi.

FIFA 09 Güvenlik Önlemi

EA Sports'un PC ile beraber PS, Xbox gibi platformlar için geliştirdiği futbol oyunu FIFA 09 PC çıktı.

FIFA 09'u merakla bekleyen oyuncular, oyunu internetteki paylaşım kanalları aracılığıyla indirmeye başladılar. Ancak oyunun boyutu 5 GB.'ı aşıyor. Yani indirmek çok zaman alıyor. Üstelik benim gibi internetiniz kotalı ise internetten indirmek uygun bir tercih olmayabilir.

Ayrıca EA Sports bu yıl uygulamaya başladığı bir güvenlik önlemi ile kopya DVD ve kaçak yolla internetten oyunun yüklenmesini engellemeye çalışıyor. Oyunun resmi internet sitesi, http://www.fifa09.ea.com/us/news'da konuyla ilgili açıklama şöyle:

To protect the investment of time, creativity and financing that went into the game, FIFA on the PC will include new digital management rights software that requires online authentication to play the game. Players will need an online connection to activate the game for the very first time - and will be able to install the game on five machines. Under special circumstances EA can authorize additional installations - players simply need to contact our customer service teams.


Yani oyunu PC'ye yükledikten sonra internetten aktive etmek gerekiyor. Sadece orijinal oyunlar bu online doğrulamayı geçiyor. Bir kez aktivasyon yapmak yeterli. Ayrıca aynı DVD ile oyun 5 farklı PC'ye yüklenebiliyor.

EA Sports bu uygulama ile oyuna harcadığı emek, zaman ve paranın istismar edilmesini engellemek istiyor ve bu uygulamayı yapmak hakları. Ancak belirtmem gerekir ki şimdiden internet üzerinden indirilen dosyalarla bu güvenlik unsurunu egale etmek mümkün.

Peki online doğrulamayı gerçekleştirmezseniz ne oluyor? Oyun açılıyor ve maç yapmak mümkün. Ancak turnuva (tournument), zor görevler (challenge) modları açılmıyor ve menajer (manager) modu sadece 1 sezon oynayabiliyorsunuz. Yani oyunu tanımanız ve orijinalini almanız için bir miktar oynamanıza izin veriliyor demek yanlış olmaz.

FIFA 09'un EA Store'daki fiyatı 40$ (yaklaşık 55 YTL); Türkiye'deki satış fiyatı hakkında bilgim yok. Bence 5 arkadaşın 10'ar YTL ile birleşip oyunun orijinalini alması en doğrusu. İyi eğlenceler...

Not: Resimde online doğrulaması yapılmamış bir oyunda, menajer modda 2. sezona geçilirken çıkan uyarı görülüyor.

FIFA 09 ile ilgili tüm yazılar için tıklayın!

FIFA 09

Yaz mevsiminin sonunda futbol için tatil biter ve futbolseverler için eğlence başlar. Ardı ardına büyük liglerde perde açılır ve tüm dünyayı etkisi altına alan büyük oyun hız kazanır. Süper Lig'in başlamasıyla bu fırtına bizleri de etkisi altına alır. Ama özellikle genç kuşak için bu heyecan biraz eksik başlar; çünkü henüz bu heyecanı izlemekle yetinirler.
Sonbahar başı deyince akıllara futbol heyecanının oyun dünyasına yansıması gelir. Önce ilk haberler ve görüntüler paylaşılır forumlarda, sonra demo indirilip oynanır. FIFA'nın ardından PES (Pro Evolution Soccer) piyasaya çıkar ve bitmek tükenmek bitmeyen tartışmalar başlar. Her iki oyunun fanatikleri de kendi sevdikleri oyunun daha iyi olduğunu kanıtlamak ister adeta. Ben mi ne düşünüyorum? Tabii ki FIFA...
Aslında her iki oyunu oynayıp, tartıp, değerlendirip böyle bir karara ulaşmadım. Zaten, çoğunluğun benim fikrimi kabullenip kabullenmemesi de benim için pek önemli değil. Önemli olan bu oyunu oyanamak ve keyif almak.
Benim için 2003'le başlayan FIFA serüveni bir yıllık aranın ardından (FIFA 2004'ü kasdediyorum.) hiç kesilmeksizin devam etti. Her sonbahar yeni oyunun heyecanını yaşadım. Kimi zaman beklentilerim(iz) karşılanmadı EA Sports tarafından, kimi zaman oyuncuyu şaşırtmayı başardı yapımcılar. Ve şimdi sonbahara girerken yeni FIFA için merak ve beklentiler yine hat safhaya ulaştı.
Şimdi FIFA 09'un resmi internet sitesinden öğrendiğim bilgileri paylaşmak istiyorum. Demodan önce, doğru - yanlış birçok bilginin etrafta dolaştığı şu günlerde bu bilgilerin aklınızdaki bazı soruları yanıtlayacağını düşünüyorum.
FIFA 09'un piyasaya çıkış tarihi henüz belli değil - bu yazının yayımlandığı gün itibariyle - . Ancak Xbox 360 ve Playstation 3 için oyunun demosu 11 Eylül'de çıkacak. Oyun şu platformlar için çıkacak: Playstation 2 / 3 / Portable, Xbox 360, PC (DVD), Nintendo Wii / DS.
Oyunda 30 resmi lig ve 500'den fazla gerçek takım yer alacak. 42'si resmi, 61 turnuva olacak ve ayrıca kendi turnuvamızı kurabileceğiz. Bazı yeni hareketlerin de yer aldığı 32 özel hareket oyuna renk katacak.
Yapımcılar, oyunculardan gelen istekler doğrultusunda görüntü kalitesinin arttırıldığını belirtiyorlar. Bu yönde yapılan en önemli çalışma yıldız futbolcuların fotorealistik olarak modellenmesi. Böylece bu oyuncuların modelleri, yüz kaslarındaki detaya kadar gerçekleriyle benzeşecek.
Oyundaki yeniliklerden biri fare ile kontrol özelliği. Böylece PC oyuncuları fare ile ara pas vermek, takımdaki diğer oyuncuları yöneltmek, şut çekmek gibi bazı hareketleri klavyeye oranla daha kolay gerçekleştirebilecek.
FIFA 09'un fark yaratan yeniliği ise daha önce denenmemiş bir şey. adidas Live Season adlı özellik (adidas bu reklamla akıllıca bir iş çıkarmış.) ile oyuncuların form durumları, gerçek hayattaki performanslarına göre sürekli güncellenecek. Mesela Ronaldinho bu haftaki lig maçında çok iyi bir oyun sergilerse, oyundaki Ronaldinho'nun da gücü artacak. Elbette bu özellik için internet bağlantısı şart. Bu nedenle bu özellik sadece PS3, Xbox 360 ve PC için olacak.
Bu kadar çok oyuncuyu nasıl takip edecekler sorusunun ardından bu özelliğin sadece 6 ligteki oyuncular için geçerli olacağı cevabını vermekte fayda var. Bu altı lig şunlar: Premier League (İngiltere), La Liga (İspanya), Seri A (İtalya), Ligue 1 (Fransa), Bundesliga (Almanya) ve Mexican Primera Division (Meksika). Ayrıca oyuncu formlarının güncellenmesi 2008 - 2009 sezonu boyunca devam edecek. Bu özellik başarıyla uygulanır ve ilgi görürse gelecek yıllarda lig sayısı arttırılarak yeni FIFA'larda da yer alacaktır.
FIFA 09'daki menajerlik modunda fazla bir yenilik yapılmayacak gibi görünüyor. Be A Pro özelliği hakkında benim bildiğim bir açıklama olmamakla beraber muhtemelen FIFA 09'da da yer alacaktır.
Son olarak daha önce Türkçe şarkılara da yer verilen FIFA Soundtrack'ta bu yıl hiçbir Türk şarkıcı veya grup yer almıyor. FIFA 09'da yer alacak 42 şarkı, 21 farklı ülkeden ünlü şarkıcı veya gruplardan.

Futbolun Enleri

Tartışmasız dünyanın en ilgi çeken spor türü futboldur. Profesyonel anlamda on dokuzuncu yüzyılın sonlarında oynanmaya başlanan oyun geride kalan bir asırdan biraz daha uzun sürede dev bir sektör haline geldi. Ve bu spor dalı dünya üzerindeki milyarlarca kişiyi bir şekilde etkiliyor.
Tarih kavramı bize asırları, çağları hatırlatır; ancak bu bakımdan futbol tarihi bu kadar eskiyi dayanmaz. Yine de "güzel oyun"un bu kısa tarihinde pek çok ilginç olay yaşanmıştır. Ben de internette kısa bir araştırma yaptım ve futbol tarihinde yaşanmış bazı ilkler ve enleri buldum. Bazılarını biliyorsunuzdur; ama aralarında gerçekten çok ilginç olanlar var. İşte futbolun bazı enleri ve ilkleri:
  • Bir maçta en çok seyirci: 199,854 kişi, Maracana Stadyumu (Brezilya), Brezilya-Uruguay maçı, 16 Temmuz 1950
  • En şişman kaleci: 141 kg, İngiltere'den Willie Hanry Foulke
  • En başarılı kaleci: 1275 dakika (üst üste 14 maç) gol yemedi, Atletico Madrid'den Abel Resino
  • En çok gol atan kaleci: 54 gol, Paraguay'dan Jose Luis Chilavert
  • En yüksek transfer bedeli: 90 Milyon $, Zinedine Zidane, Juventus'tan Real Madrid'e
  • En pahallı defans oyuncusu: 46.9 Milyon $, Rio Ferdinand, Leeds United'dan Manchester United'a
  • En golcü oyuncu: 21 yılda 1279 gol, Brezilya'dan Pele
  • En farklı milli maç galibiyeti: 13 - 0, Avustralya - Amerikan Samoa
  • En uzun yenilmezlik süresi: 7 Mayıs 2003 - 16 Ekim 2004 arası (17 ay), İngiltere Premier Ligi, Arsenal FC
  • Bir maçta en çok penaltı kaçıran oyuncu: 3 penaltı, Arjantin'den Martin Palermo, Arjantin - Kolombiya, 0 - 3
  • Dünya Kupası'na en çok katılan oyuncular: 5 defa, Almanya'dan Lothar Matthaeus ve Meksika'dan Antonio Carbajal
  • Dünya Kupası'nda forma giyen en yaşlı oyuncu: 42 yaşında, Kamerun'dan Roger Milla
  • Dünya Kupası'nda forma giyen en genç oyuncu: 17 yaşında, Kuzey İrlanda'dan Normal Whiteside
  • Dünya Kupası'nda atılan en erken gol: 11. saniye, Türkiye'den Hakan Şükür, Güney Kore - Türkiye, 2 - 3
  • Dünya Kupası'nda gol atan en genç oyuncu: 17 yaş 236 günlükken, Brezilya'dan Pele, 1958 yılında
  • Dünya Kupası'nı en çok kazanan takım: 5 defa, Brezilya Milli Takımı
  • Şampiyonlar Ligi(*)'ni en çok kazanan takım: 9 defa, Real Madrid
  • Bir sezonda en fazla gol atan oyuncu: 82 gol, Dixie Dean, İngiltere'den Everton takımında, 1927 yılında
  • Ard arda yapılan en çok paslaşma: 557 pas, Çin'de McDonald's Genç Takımı
  • Ard arda oynanan maçlarda en fazla hattrick yapan oyuncu: Ard arda 4 maç, Japonya Ligi'nden Masashi Nakayama

* Şampiyonlar Ligi ve turnuvanın bundan önceki adı olan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda.

İşte futbol tarihinden ilginç notlar. Beni en çok şaşırtan 141 kg. ağırlığındaki kaleci oldu. Sizce en ilginci hangisi?

Moskova'da İngiliz Finali

32 takımla başlayan Şampiyonlar Ligi'nde, zorlu süreci atlatıp finale kadar gelmeyi başaran iki kulüp belli oldu. Biri, bu turnuvada tarihinde ilk kez final oynayacak olan Chelsea; diğeri daha önce Şampiyonlar Ligi kupasını bir kez kazanmış olan Manchester United. Bu final maçı ile kupa tarihinde ilk kez finalde iki İngiliz karşılaşmış olacak.
Yarı final maçlarına göz atarsak, böyle üst düzey bir turnuvada olması gerektiği gibi her iki takım da oldukça zorlandı. Manchester United, Barcelona deplasmanından sıfır sıfırlık beraberlikle ayrıldı. Rövanşta ise Scholes'un tek golü finalisti belirledi. Her iki maçta da topu ayağında daha çok tutan ve daha fazla atak yapan taraf İspanyol ekibiydi. Messi'nin tüm çabalarına rağmen iyi organize olan Manu savunmasını geçmeyi başaramadılar ve yüz seksen dakikada gol bulamadılar. Manchester ise özellikle Nou Camp'taki mücadelede pasif oyunu ve defansif yanıyla öne çıktı. İlk dakikalarda bir penaltı kaçıran Cristiano Ronaldo tüm maç boyunca bir kaç estetik hareketten fazlasını sahaya koyamadı. Fakat, Ronaldo ikinci maçta kendisinden bekleneni verdi ve oldukça etkili oynadı. Barcelona karşısında bir hayli zorlanmasına rağmen finale yükselen taraf olmayı başaran Manchester United bu kupayı daha önce 1998-1999 döneminde müzesine götürmüştü.
Yarı final de iki İngiliz'in mücadelesine sahne oldu. Premier Lig'te şampiyonluğun güçlü adaylarında Chelsea, 2005'te İstanbul'da kupayı kaldıran Liverpool ile karşılaştı. Anfield Road'taki ilk maç 1-1 beraberlikle sonuçlandı. Rövanşta da ilk 90 dakika 1-1'lik skorla tamamlanınca maç uzadı. İlk gol 98' de Frank Lampard'ın penaltı atışıyla geldi. 105' te Didier Drogba farkı ikiye çıkardı. Ryan Babel'in 117' de kaydettiği gol Liverpool'a yetmedi. Böylece Chelsea, tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi finaline yükseldi.
Turnuvada final maçı 21 Mayıs Çarşamba günü Moskova'daki Luzhniki Stadı'nda oynanacak ve Avrupa futbolunun en iyi kulübü bir kez daha belli olacak. Premier Lig'te son iki haftaya eşit puanlarla giren ve şampiyonluk mücadelesi veren Chelsea ve Manchester United'ın futbol savaşı bu final ile Şampiyonlar Ligi arenasına da taşınmış olacak.

NTV Spor Yayında

Haber programları kadar spor programlarıyla da iddialı olan NTV yakın zamandan bu yana NTV Spor adlı kanalının test yayınını sürdürüyordu. 17 Mart Pazartesi itibariyle kanal normal yayına geçiyor. NTV Spor 24 saat spor yayını yapan tek Türkçe kanal olarak ayrıcalıklı bir yere sahip. Daha önce SuperSport adlı kanal bu formatta yayın yapmış fakat bir süre sonra tekrar yayınlara başlamıştı. Dünyada ise EuroSport bu formatta yayının en iyi bilinen örneklerinden biri.
NTV Spor her saat başı spor haberleri vermenin yanı sıra çeşitli konularda spor programları ve sporla ilgili belgeseller de yayınlayacak. Futbol Mundial, Transworldsport, Gillette World Sports, La Liga Report, Bundesliga Preview Show gibi dünyada ilgiyle izlenen programların da yayınlanacağı kanal sadece futbol değil diğer sporlara da yayınlarında yer verecek. İspanya La Liga, İtalya Serie A, Almanya Bundesliga ve Arjantin liglerinden canlı ve banttan maç yayınlarının yanı sıra bu ligler ve Turkcell Süper Lig ile İngiltere Premier League maçlarının da özetleri yayınlanacak. Basketbolda ise NBA ve Beko Basketbol Ligi'nden tüm karşılaşmaların özetleri verilecek. Burcu Esmersoy, Murat Kosova, Güntekin Onay, Celal Pir, Sonay Dikkaya gibi isimlerden oluşan tecrübeli kadroya yorumlarıyla Rıdvan Dilmen, Gürcan Bilgiç, Hakan Ünsal gibi isimler katkıda bulunacak.
NTV Spor'un yayın bilgileri ise şöyle: Digiturk 79. kanal; D-Smart 45. kanal; Türksat 2A uydusu 11892 megahertz yatay frekans, 12800 sym, 5/6 FEC.
Yayın hayatında NTV Spor'a başarılar diliyorum. Umarım ülkemizdeki kaliteli spor yayıncılığındaki açığı dolduracak ve ekranlarımıza yeni bir renk daha katacaktır.

Moskova Yolu'nda Çeyrek Final


Şampiyonlar Ligi'nde heyecan çeyrek final eşleşmelerinin belli olmasıyla bir kat daha arttı. Kupada yoluna devam eden sekiz dev bugün İsviçre'nin Nyon kentinde çekilen kuralarla eşleşti. Sevilla'yı ikinci turda eleyerek dikkatleri üzerine çeken Fenerbahçe ilk kez çıkmayı başardığı çeyrek finalde Chelsea ile karşılaşacak. İlk maç 2 Nisan'da Kadıköy'de, rövanş ise 8 Nisan'da Londra'da oynanacak.
İkinci tur maçlarının tamamlanmasından sonra DRT23'te açılan anket de kura çekimi öncesi sona erdi. Fenerbahçe'nin çeyrek finalde hangi takımla eşleşmesinin temenni edildiğinin sorulduğu ankette Chelsea hiç oy almadı. Anlaşılan kura sonucu beklentilerin dışında çıktı. Öte yandan sarı lacivertlilere rakip olması en çok istenen takımlar oyların %80'ini eşit şekilde paylaşan Manchester United ve Schalke oldu.
Fenerbahçe'nin bu yıl gerçekleştirdiği başarı oldukça sevindirici. Son iki yılın UEFA kupası ve geçen yılın Süper Kupa sahibi Sevilla'yı elemek kolay bir iş değil. Ancak bundan sonra işler daha zor görünüyor. Bunu rakip Chelsea olduğu için söylemiyorum. Zaten çeyrek finale gelmiş olmanın özellikle böyle başarıların sık yaşanmadığı ülkemizde, oyuncular üzerinde oluşturduğu büyük baskı var. Ayrıca diğer çeyrek finalistler gibi Chelsea de Avrupa'nın en güçlü takımlarından biri. Yakın zamanda Premier Lig'de iki kez şampiyon oldular. Son yıllarda özellikle Mourinho döneminde Avrupa'da iyi yerlere kadar geldiler; fakat bir türlü en büyük kupayı kaldıramadılar. Bu yıl özellikle kulübün sahibi Abramovich takımından artık bu başarıyı bekliyor. Taraftarlar ve oyuncular da kupayı almayı çok istiyor. Takımın kadrosu da zaten yıldızlarla dolu. Şu anda Chelsea için tek dezavantaj menajer Avram Grant'ın tecrübesiz oluşu. Kısacası her ne kadar futbol her zaman sürprizlere açık bir oyun olsa da bu sefer Fener'in işi gerçekten zor. Fenerbahçe ilk maçı sahasında oynuyor olmanın avantajını taraftarının yardımıyla iyi kullanmalı ve mümkünse tek farklı bile olsa gol yemeden galip gelmeli. Belki bu sayede şansını arttırabilir. Ama yine de söylemeliyim ki Fenerbahçe bu yıl kupanın sürpriz takımı ve sürprizler burada bitmemiş olabilir. Bu yüzden Ahmet Çakar gibi olduk olmadık iddialara girmeyin!
Diğer eşleşmeler de belli oldu ve futbolseverleri yine kaliteli maçlar bekliyor. Arsenal ve Liverpool birbirleriyle eşleşti ve üst tura çıkmayı başaran takım FB - Chelsea eşleşmesinin galibiyle yarı finalde karşılaşacak. Yani sarı lacivertli ekip mavileri geçerse karşısında yine bir Premier Lig ekibini bulacak. Diğer eşleşmeler ise şöyle: Barcelona - Schalke (Bir Barça destekçisi olarak bu eşleşmeyi şanslı buluyorum. Força Barça :) ve Roma - Manchester Utd. Bence yarı finale Barça, Manu, Arsenal ve Chelsea (Gerçekçi olursak ama umarım bunda yanılırım.) çıkar. Siz de tahminlerinizi yorumlara yazabilirsiniz.

Chelsea - Manchester U. Premier Lig Maçı İstanbul'da!

Başlık oldukça şaşırtıcı ama imkansız değil. Premier Lig ekipleri tam da başlıkta yazdığım haberin gerçeğe dönüşmesi için anlaşmaya varmış durumda. Nasıl mı?
Futbolun nerede doğduğu hep tartışılmıştır. Otoritelerin çoğu futbolun beşiği olarak İngiltere'yi gösterse de başka düşüncede olanlar da var. Futbolun nerede doğduğu tartışılabilir ama bugün en çok ilgi toplayan futbolun İngiltere'de oynandığı su götürmez bir gerçek. Yıldız oyuncuları, çekişmeli karşılaşmaları ve güzel golleriyle İngiltere Premier Ligi kendini izletmeyi beceriyor. Yalnız İngiltere değil dünyanın her yerinden (maçlar 202 ülkede tv'den yayınlanıyor) izlenen lig başlı başına bir marka. Öyle ki büyük kulüpleri bazen Uzak Doğu'da sezon öncesi hazırlık maçları yapıyor ve tribünler hınca hınç doluyor. Hatta bu büyük kulüplerin dünya çapında büyük şehirlerde kulüp mağazaları bile var.
Neyse, Premier Lig'in ne kadar büyük ve kaliteli bir lig olduğunu biliyoruz. Şimdi esas haberimize gelelim. Ligin kulüpleri anlaşmaya vardı, İngiltere Futbol Federasyonu da konuya sıcak bakıyormuş. Alınan karara göre 20 takımlı ligin 38 haftasına ek olarak bir hafta daha maçlar oynanacak. Bu hafta için kurayla dörder takımlı beş grup belirlenecek ve her grupta iki maç oynanacak. Grupların her biri İngiltere dışında belirlenen bir şehirde maçlarını yapacak. Böylece kurayla eşleşen takımların bu bir maçta elde ettikleri puanlar ligde topladıkıları puanlara eklenecek.İlginç bir uygulama ve gerçekleşirse bu futbol adına yeni bir sayfa olacaktır. Belki diğer büyük ligler de bu uygulamaya geçerler; tabi Premier lig kadar ilgi çekerler mi orası ayrı. İlk kez 2010 - 2011 sezonunda uygulamaya girmesi planlanan yeni sistemin önünde iki engel var: FIFA ve İngiliz taraftarlar. FIFA alınacak yeni kararlarla uygulamayı kabul edebilir ancak taraftarları ikna etmek o kadar kolay olmayacaktır. İngiliz taraftarı dünyadaki en iyi taraftar kitlelerinden biridir (geçmişte yaşanan holigan olaylarını bir tarafa itersek) ve her lig maçında tribünleri nasıl doldurduklarını biliyoruz. Ama İngiltere'de iyice sektöre dönüşen futbol tafartarları zorlayacak kadar pahallı hale gelmişken işin içine bir de kendi takımlarını kendi statlarında izleyememe durumu girince ortalık iyice karışacaktır. İlerleyen bir kaç yıl içinde iş ciddi boyuta geldiğinde tepkiler daha belirginleşecektir.
Yazımın sonunda konuyla ilgili ilginç bir örnek vermek istiyorum: Yıl 2012, Premier Lig'de 38 hafta geride kalmış ve Chelsea il Manchester United'in (başlığa istinaden) puanları aynı veya çok yakın ve şampiyonu ekstra hafta (yeni uygulamanın getireceği 39. hafta) belirleyecek ve maç İstanbul'da oynanıyor. (Bir maç daha İstanbul'da ama o, bu kadar önemli değil. Ayrıca İstanbul gibi İngiltere dışındaki dört şehirde daha maçlar oynanıyor.) İki takımın taraftarları ordan kalkıp buraya kadar geliyor (Ben olsam gelmezdim:) ve maçı izliyor. Premier Lig şampiyonu kupasını muhtemelen bizim başbakanımızın elinden alıyor. Şampiyon takımın taraftarları sabaha kadar İstanbul sokaklarında kutlama yapıyor (Biz de davul, zurnayla aralarına katılıyoruz:). Kaybeden takımın taraftaları "Belki birkaç yıl sonra yeniden burada karşılaşırız," diyerek boyunları bükük memleketlerine dönüyor. İlginç, öyle değil mi?