EURO 2008 Hakkında

Avrupa Futbol Şampiyonası yaklaştıkça heyecan artıyor. Bu yıl Milli Takımımızın da turnuvada yer almasıyla Türk futbolseverler için bu heyacan geçen turnuvaya göre daha fazla yaşanacak. Bizlerin merakla şampiyonayı beklediği, ev sahibi ülkelerin son hazırlıklarını yaptıkları şu günlerde turnuvaya dair önemli bilgileri paylaşmak istiyorum bu yazımda.
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası, Avusturya ve İsviçre'nin ev sahipliğinde 7 - 29 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek. Bu turnuvaya ev sahipliği için başvurup finale kalan diğer ülkeler Macaristan ve Türkiye - Yunanistan ortaklığıydı. Macaristan hazırlıklarını tamamlayamadığından, Türkiye - Yunanistan ortaklığı ise oylama ile reddedildikten sonra geriye Avusturya - İsviçre ortaklığı kaldı ve bu iki ülke Euro 2008'e ev sahipliği yapmaya hak kazandı.
Euro 2008'de maçlar her iki ev sahibi ülkenin dörder şehrindeki toplam sekiz stadyumda oynanacak. İşte Avrupa Şampiyonası'nda kullanılacak stadlar (stad ismi / şehir / ülke / kapasite):
  • Tivoli - Neu Stadion / Inssbruck / Avusturya / 30.000
  • Hypo - Arena / Klagenfurt / Avusturya / 30.000
  • Stadion Wals - Siezenheim /Salzburg / Avusturya / 30.000
  • Ernst Happel Stadion / Viyana / Avusturya / 50.000
  • St. Jakob Park / Basel / İsviçre / 42.500
  • Wankdorfstadion / Bern / İsviçre /32.000
  • Stade de Geneve / Cenevre / İsviçre / 30.000
  • Letzigrund / Zürih / İsviçre / 30.000

Euro 2008 için yeni bir kupa dizayn edildi. Henri Delanuay kupası olarak bilinen eski kupanın yenisi Asprey London tarafından tasarlandı. Yine gümüş renkte olan kupanın üzerinde eski şampiyonlar ve kupayı kazandıkları yıllar yazıyor. 8 kilogram ağırlığında, 60 santimetre uzunluğundaki yeni kupanın değeri 50.000 İsviçre frangıdır (60.000 YTL).

UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası 2008'in sloganı "Duygularını koru,"dur. UEFA yöneticilerinden Lars - Christer Olsson "Bu slogan şunu tanımlıyor ki: Duygular sevincin bütün türlerini temsil etmektedir, bazen hayal kırıklığıdır ama maçın son düdüğüne kadar yüksek gerilim anlamına gelmektedir," diyor. Şampiyonanın maskotları ise ev sahibi ülkeleri temsilen iki tane. İnsana benzeyen, çizgi film karakterlerini andıran maskotlar ev sahibi ülkelerin bayrak renklerinde formalar giyiyorlar. Forma numaraları 20 ve 08; yani yan yana durduklarında 2008 oluyor. Trix ve Flix adlı maskotların resmi yazımın başında, şampiyona logosunun yanında bulunuyor. Şampiyonanın resmi şarkısı ise "Like a superstar" ismini taşıyor ve Amerikalı şarkıcı Shaggy tarafından hazırlandı.

Yetkililer ve uzmanlar bu turnuvadan toplam 900 milyon avro (yaklaşık 1.7 milyar YTL) gelir elde edileceğini tahmin ediyor. Bu gelirin içinde yayın hakları, bilet fiyatları, hediyelik eşya satışları ve izleyicilerin diğer harcamaları gibi çeşitli kalemler bulunuyor. Elbette elde edilen bu gelirin bir kısmı şampiyonaya katılan ülkelerin takımlarına para ödülü olarak dağıtılacak. UEFA 184 milyon avro değerinde ödül dağıtmayı planlıyor. Turnuvaya katılan her ülkeye otomatik olarak 7.5 milyon avro veriliyor. Bundan sonraki ödüller turnuvadaki performansa bağlıolarak değişiyor. Grup maçlarındaki her galibiyete 1 milyon avro, her beraberliğe 500 bin avro verilecek. Çeyrek final oynayan takımlara 2 milyon avro, yarı finale 3 milyon avro verilecek. Şampiyona ikincisine ayrıca 4.5 milyon avro, şampiyona ise 7.5 milyon avro verilecek. Bu miktarlara göre tüm maçlarını kazanarak Euro 2008'de şampiyon olan takım toplamda 23 milyon avro kazanmış olacak.

UEFA'ya gelir getirecek belki de en önemli kalem turnuva sponsorları olacak. Sponsorluk karşılığında astronomik rakamlar ödeyen küresel markalar başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada turnuva öncesi ve turnuva süresince büyük çaplı reklam yapma fırsatı elde ediyor. UEFA'nın yalnızca EuroTop ortakları olan Master Card, Carlsberg, McDonalds, Coca Cola, JVC ve Hyundai firmalarından sponsorluk karşılığı elde ettiği gelir 257 milyon avro (yaklaşık 500 milyon YTL).

Turnuvada oynanacak maçların saatleri de belirlendi. Tüm Avrupa ülkelerinden izlenebilecek uygun bir zaman dilimi seçilmeye çalışıldı. Buna göre günde iki maçın oynanacağı grup maçlarından ilki TSİ (Türkiye saati ile) 19.00'da, ikincisi 21.45'te oynanacak. Gruplardaki üçüncü maçlar ve üst turlardaki maçlar günde en fazla bir kez oynanacak ve bu maçlar TSİ 21.45'te başlayacak. Maçların hengi televizyon kanallarında yayınlanacakları da belirlendi. Buna göre Türkiye'de ATV şifresiz olarak ve Digitürk'teki Lig Tv şifreli olarak yayınlayacak.

Euro 2008 hakkında farklı konulardan pek çok bilgiye değindiğimiz yazımızın sonuna geldik. Şampiyona öncesinde ve süresince Euro 2008 ile ilgili haberler ve bilgilendirici yazılar yayımlamaya devam edeceğim.

www.euro2008.uefa.com

Avrupa Kupası Tarihinden Notlar

Euro 2008'in Hakemleri

Avrupa Kupası Tarihinden Notlar

Haziran ayı yaklaştıkça futbol severler için heyecan artıyor. Avrupalı yıldız oyuncuların sahaya çıkacağı Euro 2008'de Milli Takımımız da yer alıyor. A Millilerimiz de dahil turnuvaya katılacak takımların son hazırlıklarını yaptıkları, hazırlık maçları oynadıkları şu günlerde Avrupa Kupası tarihine bir göz atalım istedim.
İlk şampiyona 1960'ta Fransa'da oynandı. Paris'teki Parc des Princes stadındaki finalde Sovyet Rusya (SSCB) ile Yugoslavya karşılaştı ve uzatmalarda bulduğu golle SSCB rakibini 2 - 1'lik skorla mağlup etti ve şampiyona tarihinin ilk kupasını kazandı.
Zamanla turnuvada değişikliklere gidildi, popülerliğini arttıran şampiyonaya katılan takım sayısı arttı. Turnuvanın bugünkü formatına göre finallere katılmaya hak kazanan 16 takım 4'er takımlı 4 gruba ayrılıyor ve gruplarda her takım rakipleriyle birer maç yapıyor. Üçer maç sonunda gruplarında en çok puan toplayan ilk iki takımlar çeyrek finale yükseliyor. Çeyrek final, yarı final ve final birer maç üzerinden oynanıyor.
Geride kalan 12 turnuvanın finalistleri, final maçlarının skorlar ve turnuvaların düzenlendiği ülkeler şöyle:
  • 1960 FRANSA > SSCB 2- 1 Yugoslavya
  • 1964 İSPANYA > İspanya 2 - 1 SSCB
  • 1968 İTALYA > İtalya 1 - 1 Yugoslavya. Tekrar: 2 - 0
  • 1972 BELÇİKA > Batı Almanya 3 -0 SSCB
  • 1976 YUGOSLAVYA > Çekoslavakya 2 - 2 Batı Almanya. Penaltılar: 5 - 3
  • 1980 İTALYA > Batı Almanya 2 - 1 Belçika
  • 1984 FRANSA > Fransa 2 - 0 İspanya
  • 1988 BATI ALMANYA > Hollanda 2 - 0 SSCB
  • 1992 İSVEÇ > Danimarka 2 - 0 Almanya
  • 1996 İNGİLTERE > Almanya 2 - 1 Çek Cumhuriyeti
  • 2000 BELÇİKA & HOLLANDA > Fransa 2 - 1 İtalya
  • 2004 PORTEKİZ > Yunanistan 1 - 0 Portekiz

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi kupayı 3 defayla en çok kazanan ülke Almanya. Almanya'yı 2 kez ile Fransa izliyor. Turnuvaya ikişer kez ile en çok ev sahipliği yapan üç ülke: Belçika, Fransa ve İtalya. Turnuvaya en çok katılan ülke rekorunu da Almanya 9 defayla elinde bulunduruyor. Almanları 8 kez ile Ruslar izliyor. Türkiye ise 1996 ve 2000 yıllarından sonra şampiyonaya üçüncü kez katılıyor.

Avrupa Futbol Şampiyonası'nın 48 yıllık tarihinde pek çok yıldız futbolcu turnuvaya renk kattı: Bugünün UEFA Başkanı Michel Platini, Franz Beckenbauer, Bernd Schuster, Morten Olsen, Beşiktaş'a teknik direktörlük yapmış olan Jean Tigana, Rudi Völler, Marco van Basten, Ruud Gullit, halân Milan takımında top koşturan Paolo Maldini, Barcelona menajeri olarak takıma 2006'da Şampiyonlar Ligi kupasını kazandıran Frank Rijkaard, Ronald Koeman, unutulmaz Danimarkalı kaleci Peter Schmeichel, Dennis Bergkamp, Davor Šuker, efsanevi Fransız yıldız Zinédine Zidane, Luís Figo ve diğerleri... Her biri dönemine damgasını vurmuş, bir çoğu artık futbol oynamayan bu yıldızlar futbolun güzelleşmesine önemli katkılarda bulundular ve adlarını unutulmazlar arasına yazdılar.

Hazır söz futbolculardan açılmışken 2004 Portekiz turnuvası sonunda UEFA tarafından seçilen en iyi 11'e bakalım. İşte son turnuvanın yıldızları: Petr Čech, Traianos Dellas, Ricardo Carvalho, Giourkas Seitaridis, Gianluca Zambrotta, Maniche, Pavel Nedvěd, Theodoros Zagorakis, Milan Baroš, Cristiano Ronaldo, Wayne Rooney.

Son olarak şampiyona tarihinin en çok gol atan oyuncularına bakalım:

  1. 9 gol Michel Platini - Fransa
  2. 7 gol Alan Shearer - İngiltere
  3. 7 gol Ole Madsen - Danimarka
  4. 6 gol Patrick Kluivert - Hollanda
  5. 6 gol Victor Ponedelnik - SSCB

Avrupa Futbol Şampiyonası tarihine düzenlediğimiz gezimizin sonuna geldik. Avusturya ve İsviçre'nin ortaklaşa düzenleyeceği EURO 2008, 7 Haziran'da başlayacak ve bittiğinde şampiyona tarihine bir halka daha eklenmiş olacak. Umarım şampiyona tarihine yakışır, futbol dolu bir turnuva olur ve Milli Takımımız bizleri gururlandırır.

>>>Euro 2008'in Hakemleri

Avrupa'nın En Büyüğü Manu

Kulüpler bazında Avrupa'nın ve hatta dünyanın en büyük futbol organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi'nde final Çarşamba gecesi oynandı ve Chelsea'yi penaltılarda mağlup etmeyi başaran Manchester United, Avrupa'nın en büyüğü oldu.
Avrupa'nın dört bir yanından ülkelerinin en başarılı takımlarının katıldığı zorlu turnuvada dün gece final heyecanı vardı. Şampiyonlar Ligi'ne katılmayı başaran 32 güçlü takımın arasından sıyrılıp final oynama hakkını elde eden iki takım da İngiliz'di. Bir tarafta yıllardır Sir Alex Ferguson tarafından çalıştırılan, daha önce bu kupayı bir kez (Şampiyon Kulüpler Kupası'nı da dahil edersek iki kez) kazanmış, dünyanın en pahallı kulübü Manchester United; diğer tarafta bu turnuvada final heyecanını ilk kez yaşayan, sezon devam ederken menajer değiştirmiş Chelsea vardı. Bu yıl bu iki takım İngiltere Premier Ligi'nde de şampiyonluk mücadelesi vermiş ve mutlu sona ulaşan taraf Manchester United olmuştu. Lig şampiyonluğunu Manu'ya kaptırmış olan Chelsea bu kupayı kazanıp ezeli rakibine cevap vermek istiyordu. Manu ise sezonu kazanabilecekleri en büyük iki kupayla kapatmak istiyordu ve bu hedefine çok yakındı.
Ve final saati gelip çattı ve Rusya'nın başkenti Moskova'daki Luzhniki Stadı'nda hakem ilk düdüğü çaldı. Karşılaşmanın ilk yirmi dakikasında takımlar kontrollü oynamaya çalıştı. Bu bölümde maç daha çok orta saha mücadelesi şeklindeydi. Dakikalar 26'yı gösterirken sahneye süper yıldız Cristiano Ronaldo çıktı ve attığı kafa golüyle takımını 1 - 0 öne geçirdi. Bu golle maça heyecan geldi. Her iki taraf daha atak oynamaya başladı. Chelsea bir an önce gol bulup skoru eşitlemeye çalışırken Manu kontra ataklarla farkı arttırmak ve rahatlamak istiyordu. İlk yarının sonunda Chelsea ataklarının meyvesini aldı. Essien'in uzak mesafeden çektiği şut savunmaya çarpıp sekti ve topu önünde bulan Lampard fileleri havalandırdı.
İkinci yarıda da her iki takım atak oynadı fakat ilk yarının aksine daha etkin olan taraf Chelsea'ydi bu yarıda. Her iki takımın çabalarına rağmen ikinci yarıda gol gelmeyince maçta uzatmalara gidildi. Maçın başından beri sahadaki ikili mücadeleler sert geçmiş, zaman zaman tartışmalar çıkmış ve hakem kartını kullanmak durumunda kalmıştı. Uzatma dakikalarıyla birlikte futbolculardaki psikolojik baskının artmasıyla sahadaki gerilim de arttı. Yine bi ikili mücadele sonrası futbolcular araında arbede çıktı. Bu arbedede Vidic'e tokat atan Drogba'ya kırmızı kartını gösterdi hakem Lubos Michel. Stad zemininin kötü olması, yağmurun etkisi ve yorgunluk futbolcuların sıkça kramp problemiyle karşılşamalarına neden oldu. Bu nedenle zaman zaman oyuna ara verildi. Ve hakemin bitiş düdüğü çaldığında skor hala 1 - 1 di. Ve artık kupanın kime gideceğini penaltı atışları belirleyecekti.
İlk penaltı kaçıran oyuncu C.Ronaldo'ydu. Daha önce yarı finaldeki Barcelona maçında da penaltı kaçıran oyuncunu yüzündeki ifade ne kadar üzüldüğünü gösteriyordu. Sonraki penaltı atışları gole çevrildi. Chelsea'den Terry topun başına geldiğinde herkes nefesini tuttu. Bu atış gole çevrilirse Chelsea tarihinde ilk kez kupayı evine götürecekti ve Manu için herşey bitecekti. Diğer herkes atışları gole çevirmişken kendi penaltı atışını kalecinin üzerine göndermiş olan Ronaldo mağlubiyetten en çok üzülecek kişi olacaktı. Ama bir anda Terry'nin ayağı kaydı ve top direğe çarpıp döndü. Futbolda her an herşeyin olabileceği gerçeği bir kez daha kendisini göstermişti.
Sıra seri penaltı atışlarına geldiğinde her iki takım da ilk atışları gole çevirdi. İkinci atışlarda Giggs topu ağlara gönderirken, Anelka'nın atışını Van der Sar kurtardı. Penaltılarda 6 - 5 üstünlük sağlayan Manchester United Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu.
Futbol severlere heyecan dolu anlar yaşatan final maçının sonunda bir tarafta hüzün bir tarafta sevinç vardı her finalde olduğu gibi. Başta Terry olmak üzere Chelsea'liler bu kadar yakınında oldukları kupayı kaldıramamanın üzüntüsünü yaşarken kulübün Rus patronu Abrahamoviç belki de birkaç yılda bir milyar Euro'ya yakın para yatırdığı takımın neden bir türlü bu kupayı alamadığını soruyordu kendi kendine. Öte yandan Manchester United'lılar için rüya gibi dakikalar yaşanıyordu. Ve nihayet UEFA başkanı Michel Platini kupayı Manchester United takımına verdi.

Futbolun Enleri

Tartışmasız dünyanın en ilgi çeken spor türü futboldur. Profesyonel anlamda on dokuzuncu yüzyılın sonlarında oynanmaya başlanan oyun geride kalan bir asırdan biraz daha uzun sürede dev bir sektör haline geldi. Ve bu spor dalı dünya üzerindeki milyarlarca kişiyi bir şekilde etkiliyor.
Tarih kavramı bize asırları, çağları hatırlatır; ancak bu bakımdan futbol tarihi bu kadar eskiyi dayanmaz. Yine de "güzel oyun"un bu kısa tarihinde pek çok ilginç olay yaşanmıştır. Ben de internette kısa bir araştırma yaptım ve futbol tarihinde yaşanmış bazı ilkler ve enleri buldum. Bazılarını biliyorsunuzdur; ama aralarında gerçekten çok ilginç olanlar var. İşte futbolun bazı enleri ve ilkleri:
  • Bir maçta en çok seyirci: 199,854 kişi, Maracana Stadyumu (Brezilya), Brezilya-Uruguay maçı, 16 Temmuz 1950
  • En şişman kaleci: 141 kg, İngiltere'den Willie Hanry Foulke
  • En başarılı kaleci: 1275 dakika (üst üste 14 maç) gol yemedi, Atletico Madrid'den Abel Resino
  • En çok gol atan kaleci: 54 gol, Paraguay'dan Jose Luis Chilavert
  • En yüksek transfer bedeli: 90 Milyon $, Zinedine Zidane, Juventus'tan Real Madrid'e
  • En pahallı defans oyuncusu: 46.9 Milyon $, Rio Ferdinand, Leeds United'dan Manchester United'a
  • En golcü oyuncu: 21 yılda 1279 gol, Brezilya'dan Pele
  • En farklı milli maç galibiyeti: 13 - 0, Avustralya - Amerikan Samoa
  • En uzun yenilmezlik süresi: 7 Mayıs 2003 - 16 Ekim 2004 arası (17 ay), İngiltere Premier Ligi, Arsenal FC
  • Bir maçta en çok penaltı kaçıran oyuncu: 3 penaltı, Arjantin'den Martin Palermo, Arjantin - Kolombiya, 0 - 3
  • Dünya Kupası'na en çok katılan oyuncular: 5 defa, Almanya'dan Lothar Matthaeus ve Meksika'dan Antonio Carbajal
  • Dünya Kupası'nda forma giyen en yaşlı oyuncu: 42 yaşında, Kamerun'dan Roger Milla
  • Dünya Kupası'nda forma giyen en genç oyuncu: 17 yaşında, Kuzey İrlanda'dan Normal Whiteside
  • Dünya Kupası'nda atılan en erken gol: 11. saniye, Türkiye'den Hakan Şükür, Güney Kore - Türkiye, 2 - 3
  • Dünya Kupası'nda gol atan en genç oyuncu: 17 yaş 236 günlükken, Brezilya'dan Pele, 1958 yılında
  • Dünya Kupası'nı en çok kazanan takım: 5 defa, Brezilya Milli Takımı
  • Şampiyonlar Ligi(*)'ni en çok kazanan takım: 9 defa, Real Madrid
  • Bir sezonda en fazla gol atan oyuncu: 82 gol, Dixie Dean, İngiltere'den Everton takımında, 1927 yılında
  • Ard arda yapılan en çok paslaşma: 557 pas, Çin'de McDonald's Genç Takımı
  • Ard arda oynanan maçlarda en fazla hattrick yapan oyuncu: Ard arda 4 maç, Japonya Ligi'nden Masashi Nakayama

* Şampiyonlar Ligi ve turnuvanın bundan önceki adı olan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda.

İşte futbol tarihinden ilginç notlar. Beni en çok şaşırtan 141 kg. ağırlığındaki kaleci oldu. Sizce en ilginci hangisi?

Yeni ÖSS


Yakın zamanda DRT23'te, ülkemizde her sene değiştirilen sınav sistemleri hakkında bir yazı yayınlamıştım. Yeni Sınav Sistemleri adlı bu yazımda gelecek yıldan itibaren uygulanacak yeni lise giriş sınav sistemi, OGES (Ortaöğretime Geçiş Sistemi), hakkında ayrıntılı bilgi vermiştim. Yazının son kısmında ÖSS sisteminin de değiştirileceğine dair haberler olduğunu belirtmiş ve bu konudaki ilk gelişmeleri aktarmıştım. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ÖSS sistemi üzerinde yapılan yeni planlamalar hakkında açıklamalarda bulundu.

"Ne alan kalıyor, ne katsayı; hepsi gidiyor"

YÖK Başkanı Özcan yeni sistem üzerinde çalıştıklarını ve bu çalışmalar dahilinde pek çok ülkenin üniversite giriş sistemini incelemeye devam ettiklerini açıkladı. Yapılan incelemeler sonucunda Türkiye için, İngiltere'de uygulanan sistemin üzerinde durduklarını söyledi. Bu sisteme göre sınava giren lise mezunlarının hangi liseden mezun olduklarının bir önemi yok. Dolayısıyla uzun zamandan beri siyasi tartışmaların başlıca konularından biri olan katsayı uygulaması ortadan kalkıyor. Meslek lisesi mezunları diğer lise mezunları gibi yüksek öğretimde her hangi bir bölümü tercih etme hakkını kazanıyor.

"Üniversiteler alacakları öğrencileri bölümlere bağlı olarak, 3 konu belirleyerek istesinler."

Özcan'ın açıklamalarına göre yeni sistem bugüne kadar uygulanan sınavlardan bir hayli farklı olacak. Özcan, belirlenecek 12 - 13 konuda (biyoloji, türkçe, genel kabiliyet vb.) sınav hazırlanacağını, öğrencilerin ise girmek istedikleri bölüm ya da bölümlere uygun olarak bunlardan 5 tanesini seçip sadece bu sınavlara gireceğini söyledi. Yüksek öğretim bölümlerinin her biri kendi dalına uygun 3 sınav türü seçecek ve başvurularda sadece bu sınavlardan alınan puanlara bakılacak. Örneğin tıp için sadece biyoloji, kimya ve genel kabiliyet sınav sonuçları değerlendirilecek. Buna göre, örneğin, üniversitede tıp ya da eczacılık okumak isteyen bir aday (Örneğin; eczacılık için gerekli sınavlar kimya, biyoloji ve matematik olsun.) bu iki dala da başvurabilmek için biyoloji, kimya, matematik, genel kabiliyet sınavlarını ve diğer tercihleri doğrultusunda (5 imtihan sayısını tamamlamak için) bir sınavı daha alacak. Böylece başvurduğu bölümlerin her biri için bu 5 sınavın 3'lü kombinasyonlarından birinin sonuçları esas alınacak. Yerleştirme ise yine sıralama esasına dayanıyor. Yerleştirme uzun yıllardan beri olduğu gibi ÖSYM tarafından yapılacak veya üniversitelere bireysel olarak başvurular yapılacak ve her üniversitenin her bölümü başvuranları, ilgili 3 sınav türünden aldığı puanlara göre sıralayacak.

"Soruların hepsi test olmayacak."

Yeni ÖSS sisteminde test sorularının yanı sıra tıpkı İngiliz sisteminde olduğu gibi açık uçlu sorular (klasik tarzda sorular) da olacak. Özcan özellikle sosyal alan sorularının ağırlıkla klasik tarzda olacağını söyledi. Özcan "Mesela Tarihten ‘Şu savaşın etkilerini yazın,’ diyor. Hepsi test değil yani” dedi.

"Herkes, yığınlar gidip bir günde sınav olmasın."

Bugüne kadar uygulanan üniversite giriş sistemlerinde sınav bir ya da iki oturumda uygulanıyordu ve yüzbinlerce kişinin kaderi bu oturumların yapıldığı bir kaç saatte belirleniyordu. Geç kalma, yol üstü kapkaç mağduru olup giriş belgesi ve kimliğini kaybetme, yazı kolunu kırma, hastalanma ya da ailede ölüm gibi acı bir olay yaşama benzeri olaylarla sınav zamanı karşılaşan adayların bir anda bütün emekleri boşa gidiyor ve sınava yeniden girebilmek için bir yıl beklemek zorunda kalıyorlardı. Özcan yeni sistemin TOEFL benzeri olmasını istediklerini söyledi. Buna göre aday girmek istediği sınavların hepsine veya ayrı ayrı bir ya da bir kaçına istediği zaman başvurup girecek. Gerekenden az puan aldığı sınava kısa süre sonra tekrar girebilecek. Böylece sınavın bir anda yapılması yükünden kalkılacak ve adaylara fiziki ve psikolojik olarak daha rahat bir ortam sağlanacak.

"Sınav Ankara'da yapılsın."

TOEFL benzeri uygulamaya geçildiği takdirde sınavın uygulanması için sabit bir veya bir kaç sınv merkezine gereksinim var. Bu gereksinim bir ölçüde güvenlik için de şart. Bu nedenle sınav Ankara'da belirlenecek merkez veya merkezlerde yapılacak. İlerleyen yıllarda yurt genelinde belirlenecek bir kaç ile bu sınav merkezlerinin yayılabileceğini de sözlerine ekledi Özcan.

"Yeni sisteme 2010 yılında geçeriz."

Başkan Özcan üzerinde halen çalıştıkları projeyi üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı ile de paylaşacaklarını belirtti. Ayrıntıların kesinleştirilmesi ve gerekli alt yapının hazırlanmasının ardından yeni sisteme 2010 yılında geçilebilecek.

GM Yorumluyor

Yeni üniversite giriş sisteminin yeni ayrıntılarını öğrenir öğrenmez paylaşmak istedim. Yukarıda örneklerle birlikte elimden geldiğince açıklmaya çalıştım ve bunu yaparken kendi yorumlarımı katmadım. Yazının sonunda yeni sistem hakkındaki görüşlerimi maddeler halinde paylaşmak istiyorum:


  • Bu kadar çok aday, bu kadar az kontenjan olduğundan ülkemizde üniversite girişinde eleme yapılması şart.

  • Lise başarısına bakılması subjektif olduğunda güvenilir ve adil değil. Bu nedenle merkezi bir sınav şart.

  • Bölümlere başvuruda sedece ilgili 3 sınav türünün puanına bakılması oldukça mantıklı. Böylece örneğin makine mühendisi olmak isteyen bir aday felsefe sorularıyla boğuşmaktan kurtulacak.

  • Üniversite kapısında bu kadar bekleyen varken sistemin hızlı ve düzgün çalışması şart. Bu nedenle yerleştirme tek merkezden, ÖSYM tarafından yapılmalı.

  • Objektif olması bakımından açık uçlu soru sorulması oldukça yanlış bir uygulama. Değerlendirme sırasında büyük karmaşalar ve hak kayıpları olacaktır. Dahası bu nedenle YÖK ve ÖSYM'ye yüzlerce ve hatta binlerce dava açılabilir ki bu zaten zor olan durumu iyice içinden çıkılmaz hale getirir.

  • TOEFL benzeri uygulama fikrinin pek gerçekçi olmadığı aşikar. Nitekim her aday için yeni soru hazırlamak mümkün olmadığından geriye tek çare her adaya belli bir havuzdan rast gele seçilecek soruların sorulması kalıyor. Bu durumda kısa sürede sorulara ulaşacak dersaneler, yayınevleri vb soruları toparlayıp adayların hizmetine sunacaktır. Böyle olunca da adayın tek yapması gereken oturup bu soruları ve doğru cevapları ezberlemesi ki zaten sınavlara ayrı ayrı gireceğinden aday oturur, bir ayda bunları ezberler ve sınava girer, sonra diğer dersler için tek tek bunu uygular. Bu noktada benim tavsiyem ise ALES benzeri bir uygulamayla sınavın yılda iki kez, tüm merkezlerde yapılması. Aday istediği sınavları parça parça veya bütünen herhangi bir dönemde olur. 5 sınavın 5'ini de aynı yıldaki iki seansta almak zorunda değil. Üstelik düşük puan aldığı bir sınavı aynı yıl uygulanan ikinci seansta veya başka yıllarda alabilir.

  • Katsayı uygulamasının kaldırılmasında ise tamamıyle zıt fikirdeyim. Bu zaten yeterince yaygın olmayan mesleki eğitimin ve sonrasında Türk ekonomisinin sonu olur. Ağırlıklı olarak mesleki eğitim alan gençleri, doğal olarak kazanmaları zor olan sınav hakkında kandırmak olacaktır bu uygulama. Elbette arada istisnalar olabilir. Ayrıca öğrencileri liselerindeki eğitimden soğutacak ve mezunların çoğunun sınavı kazanamamasının yanında yeterli mesleki eğitimi alamadan mezun olmalarına da sebep olacaktır.

İşte benim yeni sisteme dair fikirlerim böyle. Elbette her plan gibi bu planın da iyi ve kötü yanları var. Umarım benim gibi fikirlerini açıklayanlar ciddiye alınır ve herkesin hem fikir olduğu ve artık sürekli değiştirilmesine gerek kalmayan bir sistem kurulur.

Şampiyon Cimbom

Turkcell Süper Lig'te 34 haftalık muhteşem yarışın sonuna gelindi. Son haftaya kadar süren şampiyonluk mücadelesini Galatasaray kazandı. Sarı kırmızılı ekip bu zaferle şampiyonluk sayısını 17'ye yükseltti.
Son hafta mücadelesinde Ali Samiyen Stadı'nda Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'la karşılaşan Galatasaray, Hakan Şükür ve Hakan Balta'nın golleriyle maçı 2 - 0 kazandı ve 2007 - 2008 sezonunda Turkcell Süper Lig şampiyonu oldu. Öte yandan şampiyonluk umudu mucizelere kalan Fenerbahçe, Avni Aker'de Trabzonspor'a 2 - 0'lık skorla boyun eğdi ve Şampiyonlar Ligi'nde taraftarının yüzünü güldüren sarı lacivertli ekip son haftalarda kaçan şampiyonlukla taraftarını bu kez üzdü. Son karşılaşmalardan sonra GS puanını 79'a çıkardı ve en yakın takipçisi FB'ye 6 puan fark atmış oldu.
Galatasaray bu şampiyonlukla toplam şampiyonluk sayısını 17'ye çıkardı ve ezeli rakibi Fenerbahçe ile şampiyonluk sayısını eşitlemiş oldu. Galatasaray ayrıca bu şampiyolukla önemli bir ünvanı elde etti ve yarım asırlık Süper Lig (eski adıyla 1. Lig) tarihinin 50. şampiyonu oldu. Lig tarihinde Galatasaray ve Fenerbahçe 17'şer kez, Beşiktaş 10 ve Trabzonspor ise 6 kez mutlu sona ulaştı. Yarım asırlık lig tarihinde sadece bu dört takım şampiyon oldu. Trabzonspor, İstanbul dışından şampiyon olan tek takım ünvanını koruyor. Bu yıl kısıtlı bütçesi ve tecrübe eksikliğine rağmen takım oyununu sahaya iyi şekilde yansıtarak son haftalara kadar şampiyonluk şansını taşıyan Sivasspor şampiyon olamasa da başarısı ve azmiyle diğer Anadolu takımlarına örnek oldu.
Galatasaray sezon boyunca oynadığı 34 karşılaşmadan 24 galibiyet, 7 beraberlik ve yalnızca 3 mağlubiyet aldı. Ali Samiyen'de çıkılan 17 lig maçında, 13 galibiyet ve 3 beraberlikle 42 puan toplayan sarı kırmızılı ekip evinde bir kez yenildi.
Galatasaray Kulübü yöneticilerinin bu yılki şampiyonluk sloganları ise "Çıldırma Günü". Bu günün anısına hazırlanan 9 farklı tişört ve bir atkı Galatasaray Store'larda satışa sunuldu. Öte yandan sarı kırmızılı ekibin gelecek yıl kullanacağı formalardan biri de şimdiden Galatasaray Store'lardaki yerini aldı ve taraftarın ilgisini bekliyor. Yeni forma sarı kırmızı renkli, sade tasarımlı ve Adidas marka. Yeni formaya buradan ve "Çıldırma Günü" ürünlerine buradan bakabilirsiniz.
Son haftalarda teknik direktörsüz mücadele etmak zorunda kaldığı halde inanarak şampiyonluğa ulaşan Galatasaray'ı kutluyorum. Bundan sonraki yıllarda da başarılarının devamını diliyorum. Özellikle Avrupa arenasında yeniden başarılı olmasını ve özlediğimiz, başarılarla dolu o günleri taraftarına yeniden yaşatmasını diliyorum.

Kendi Anket Şablonunu Kendin Yap!

Sitenizi takip edenlerle etkileşime girmenin güzel yollarından biri anket uygulaması yapmaktır. Anket kullanarak takipçilerinizin sitenizle ilgili fikirlerini öğrenebilir ve böylece sitenize yön verebilirsiniz. Veya herhangi bir konuda onların ne düşündüklerini öğrenebilirsiniz. Gündeme uygun anketlerle sitenize olan ilgiyi arttırabilirsiniz.
Blogger benzeri blog uygulamalarını kullananlar, bu platformların verdiği anket hizmetlerinden faydalanabilir. Ancak bunlarla yetinmek istemiyorsanız, daha ilgi çekici anketler hazırlamak istiyorsanız ücretsiz anket hazırlama sitelerinden birinden faydalanmanız gerekecektir. Daha önce de bahsettiğim gibi bu tarz hizmet veren sitelerden biri olan PollDaddy'i kullanıyorum ve herkese tavsiye ediyorum. PollDaddy: Profesyonel Anket yazımda nasıl PollDaddy hesabı açılacağını ve kullanımına dair detayları anlatmıştım. Ancak oradaki sınırlı sayıdaki anket şablonlarıyla yetinmek istemeyebilirsiniz. Bunun iki nedeni olabilir: Birincisi, hazır şablonların görüntüsü sitenize uymuyor olabilir; ikincisi, anket konunuzla ilgili bir şablonun daha uygun olacağını düşünebilirsiniz. Bu yazıda PollDaddy hesabınızda kendinize özgü anket şablonlarını nasıl hazırlayabileceğinize değineceğim.
Öncelikle PollDaddy sitesinde kendinize ait, ücretsiz hesap açmak ve anket hazırlamak konularında yardımcı olacak PollDaddy: Profesyonel Anket yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. Böylece buradaki bilgilerden faydalanarak oluşturacağınız anket şablonlarını kullanarak anket oluşturmak ve bunu sitenize aktarmak konusunda sorun yaşamaktan kurtulursunuz. Şimdi, hazırsanız başlayalım:
  1. Hesabınıza girin ve üst açılır menüde Polls > Custom Poll Styles yolunu izleyin.
  2. Açılan sayfada, menünün altndaki Create a New Style tuşuna basın.
  3. Açılan sayfanın adı Style Editor'dür. Style Name kısmındaki boşluğa şablonunuzun adını yazın.
  4. Poll Example kısmında gerçek zamanlı olarak şablonunuzun görünümünü gösteren örnek bir anket vardır.
  5. Edit Style esas kısmımız. Buradaki Choose a part to edit... yazısının yanındaki bölmeyi kullanarak anketi meydana getiren parçaları bir bir hazırlayacağız. Anketin parçaları şunlar: Poll Box (Anket Kutusu: anket zeminiyle ilgili), Question (Soru: anket sorusunun yazı tipi, boyutu, arka planı vb. ile ilgili), Answers (Cevaplar: cevap şıklarının özellikleriyle ilgili), Other Input (Diğer Girişi: katılımcının şıklar dışında bir cevap verebilmesi için cevabını yazdığı bölmeyle ilgili), Result Background (Sonuç Arkaplanı: anket sonuçları görüntülendiğinde, her şıkkın altında o şıkkın yüzdesine dair bar grafiğin arka planıyla ilgili), Result Bar (Sonuç Barı: şıkların yüzde grafiğindeki barın özellikleri), Total Votes (Toplam Oy: anket sonucu görüntülendiğinde, o ana kadar verilen toplam oy sayısını belirten yazıyla ilgili).
  6. Yukarıdaki parçalar tek tek seçilip gerekli düzenlemeler hemen alttaki kısımdan yapılır. Bu kısımda, her parça için bazı alt özellikler vardır. Bunlar ve yapılacaklar şöyle:
  7. Background (Arkaplan): CSS renk kodunu yazın veya renk paletinden bir renk seçin. Renk yerine arkaplan için resim kullanmak için resmin web sayfasının URL'sini yazın (Boş bırakırsanız resim yerine renk aktif olur.). Resminiz küçük ise bir yöne doğru kendisini tekrarlamasını isteyebilirsiniz veya resim yeterliyse no-repeat seçeneğini seçin. Büyük bir resim kullanıyorsanız ankette resmin hangi kısmının görüntüleneceğini seçmelisiniz.
  8. Border (Kenar Çizgisi): Genişliğini, stilini ve rengini seçin.
  9. Margin (Kenar Boşluğu): İlgili anket parçasının diğerleriyle olan mesafesini ayarlamak için üst, sağ, alt, sol kenar boşluklarını seçin.
  10. Padding (Yastıklama): İlgili anket parçasını yaslamak için mesafe değerlerini seçin.
  11. Width (Genişlik): İlgili anket parçasının genişliğini piksel (px) birimine göre yazın.
  12. Font (Yazı Biçimi): Yazı boyutunu, biçimini, rengini seçin. Bold (kalın), italic (eğik), underline (altı çizili) şekillerinden birini veya birkaçını seçebilirsiniz. Son olarak satırlar arası boşluğun mesafesini seçin.
  13. Her anket parçası için yukarıda detaylı olarak anlattığım yapılandırma birimlerinden birkaçını ayarlamanız gereklidir. Aynı anda sayfanın sağ tarafındaki örnekte, anketinizin nasıl görüneceğini eş zamanlı olarak izleyebilirsiniz. Böylece deneyerek daha iyi tasarımlar yapabilirsiniz. Yukarıda bahsi geçen ayarlamaları yaptıktan sonra menünün altındaki Save and Continue tuşuna basarak işlemi tamamlayın.

Yukarıda adım adım anlattığım işlemleri kolaylıkla yaparak özgün anket şablonunuzu hazırlayabilirsiniz. Tasarımcı ruhunuzu anketlerinize de yansıtmak ve bu anketleri sitenizde / blogunuzda kullanmak işte bu kadar basit. Yine de aklınıza takılan bir nokta olursa çekinmeden sorun.

LOST Karakter Bağlantıları 2: Sawyer

Farklı kişiliğiyle ve diğer karakterler gibi ilginç hayat öyküsüyle ön plana çıkan Sawyer'in diğer karakterlerle mazisinin derin olduğu söylenemez. İşte Sawyer'in diğer karakterlerle geçmişteki bağlantıları:
>Ana Lucia: (Two For The Road) Avustralya'da yol üstü bir barın dışında Ana Lucia ve Christian otururken, Sawyer adında bir Amerikalı ile karşılaşırlar. Daha sonraları Sawyer ve Christian birkaç kez barda bir araya gelir ve Christian'ın oğlu, Jack hakkında sohbet ederler.
>Kate: (Left Behind) "Onu hapise tık!" Kate, Sawyer'ın sevgilisi olan Cassidy ile karşılaşır. Sawyer, Cassidy'i dolandırmıştır ve bunu öğrenen Kate, ona polisi cağırmasını ve Sawyer'ı (Kate, onun Sawyer olduğunu asla bilmeyecektir.) hapse tıkmasını tavsiye eder. Bu tavsiye ile Kate, Sawyer'ın hayatını bilmeksizin etkiler.
>Boone: (Hearts & Minds) İki Amerikalının karşılaşması için bir Avustralya karakolundan daha iyi bir yer var mıdır? (!) Karakolda Sawyer'dan ülkeyi terk etmesi istenmektedir. Bu arada aynı karakolda Boone, Shannon'un erkek arkadaşı hakkında şikayet dilekçesi doldurmaktadır.
Not.1: Parantez içinde ilgili bölüm ya da bölümlerin adları yazmaktadır.
Not.2: Kaynak abc.com

Moskova'da İngiliz Finali

32 takımla başlayan Şampiyonlar Ligi'nde, zorlu süreci atlatıp finale kadar gelmeyi başaran iki kulüp belli oldu. Biri, bu turnuvada tarihinde ilk kez final oynayacak olan Chelsea; diğeri daha önce Şampiyonlar Ligi kupasını bir kez kazanmış olan Manchester United. Bu final maçı ile kupa tarihinde ilk kez finalde iki İngiliz karşılaşmış olacak.
Yarı final maçlarına göz atarsak, böyle üst düzey bir turnuvada olması gerektiği gibi her iki takım da oldukça zorlandı. Manchester United, Barcelona deplasmanından sıfır sıfırlık beraberlikle ayrıldı. Rövanşta ise Scholes'un tek golü finalisti belirledi. Her iki maçta da topu ayağında daha çok tutan ve daha fazla atak yapan taraf İspanyol ekibiydi. Messi'nin tüm çabalarına rağmen iyi organize olan Manu savunmasını geçmeyi başaramadılar ve yüz seksen dakikada gol bulamadılar. Manchester ise özellikle Nou Camp'taki mücadelede pasif oyunu ve defansif yanıyla öne çıktı. İlk dakikalarda bir penaltı kaçıran Cristiano Ronaldo tüm maç boyunca bir kaç estetik hareketten fazlasını sahaya koyamadı. Fakat, Ronaldo ikinci maçta kendisinden bekleneni verdi ve oldukça etkili oynadı. Barcelona karşısında bir hayli zorlanmasına rağmen finale yükselen taraf olmayı başaran Manchester United bu kupayı daha önce 1998-1999 döneminde müzesine götürmüştü.
Yarı final de iki İngiliz'in mücadelesine sahne oldu. Premier Lig'te şampiyonluğun güçlü adaylarında Chelsea, 2005'te İstanbul'da kupayı kaldıran Liverpool ile karşılaştı. Anfield Road'taki ilk maç 1-1 beraberlikle sonuçlandı. Rövanşta da ilk 90 dakika 1-1'lik skorla tamamlanınca maç uzadı. İlk gol 98' de Frank Lampard'ın penaltı atışıyla geldi. 105' te Didier Drogba farkı ikiye çıkardı. Ryan Babel'in 117' de kaydettiği gol Liverpool'a yetmedi. Böylece Chelsea, tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi finaline yükseldi.
Turnuvada final maçı 21 Mayıs Çarşamba günü Moskova'daki Luzhniki Stadı'nda oynanacak ve Avrupa futbolunun en iyi kulübü bir kez daha belli olacak. Premier Lig'te son iki haftaya eşit puanlarla giren ve şampiyonluk mücadelesi veren Chelsea ve Manchester United'ın futbol savaşı bu final ile Şampiyonlar Ligi arenasına da taşınmış olacak.