Benjamin Türkçe Konuşuyor

Dünyaca ünlü Lost dizisinde Türkçe konuşuldu.

Ülkemizde ve dünyada ilgiyle izlenen, tüm zamanların en iyi dizilerinden biri olarak nitelendirilen Lost'ta heyecan kaldığı yerden devam ediyor. 24 Nisan günü yayınlanan The Shape of Things To Come adlı 4. sezonun 9. bölümünde dizinin Türk hayranlarına bir sürprizi oldu. Dizinin en ilgi çekici karakterlerinden biri olan Benjamin Linus, namı-diğer Ben, flashforward'ta Tunus çöllerinde görünüyor. Karşısına çıkan silahlı iki bedevi ile konuşmaya çalışıyor. Onlara önce İngilizce bilip bilmediklerini soruyor. Bedeviler, Ben'in ne dediğini anlamayınca Ben bu kez onlara Arapça bilip bilmediklerini soruyor. Yine cevap alamayınca Ben'in ağzından şu cümleyi duyuyoruz: "Türkçe biliyor musunuz?"

Türk izleyicileri için güzel bir jest olmuş bu sahne. İnternette konuyla ilgili yorumlara göz attım. Bazıları Ben'in çölde deve sırtında gezen, eli silahlı kişilere bu soruyu sormasının Türkleri yanlış tanıttığını söylemiş. Cevap ise geçikmemiş ve ben de cevap olarak belirtilen görüşlere katılıyorum. Bir kere Türkçe, Orta Doğu'nun en önemli dillerinden biri. İkincisi, Osmanlı İmparatorluğu yıllarca bölgeye hakim olduğu için Türkçe bilenler olması normal. Her ne kadar gerçekte bu bölgede Türkçe bilen sayısı bu kadar çok olmasa da Ben'in sorusu mantıksız değil. Bunu şuna benzetebiliriz: Bir filmde ya da dizide Afrika'da yaşayan yerli bir zenciye her hangi bir kişi "Fransızca biliyor musun," diye sorsa bu garip olmaz; çünkü Fransa'nın Afrika'da çok sayıda sömürgesi oldu. Bazı ülkelerin resmi dili Fransızca, Afrika'da. Öte yandan "Bizi yanlış tanıtıyorlar," şeklindeki görüşü de bu örnekle çürütüyoruz. Her Türkçe bilen Türk olmak zorunda değil; tıpkı her İngilizce bilenin İngiliz olmadığı gibi.

Aslında tartışma haline getirdiğimiz ve çeşitli vesilelerle sıkça gündeme gelen "Bizi yanlış tanıtıyorlar!" sıkıntımızdan kurtulmanın en iyi yolu başkalarından beklemektense kendi kendimizi kültürel, bilimsel vb. çalışmalarla tanıtmak. Her neyse, bu konuya daha fazla takılmaya gerek yok. Yine de dediğim gibi dünyada bu kadar çok izlenen bir dizide Türkçe konuşulması çok güzel.

Bu arada bir not: İster istemez insanın aklına Ben nereden Türkçe biliyor; yoksa Lost'un ileriki bölümlerinde Ben'in Türkiye ile bağlantılı hikayelerini mi izleyeceğiz, tarzında sorular geliyor. Ben buna pek ihtimal vermiyorum ama doğrusu, olmasını isterim.

Yeni Sınav Sistemleri

Ülkemizde nüfus, özellikle genç nüfus fazla, nitelikli okul sayısı az olunca her yıl lise ve üniversite yolunda sınavlarla boğuşmak durumunda kalan öğrenci ve veli sayısı artıyor. Yalnız öğrencilerin emekleri, velilerin kaygıları değil aynı zamanda sınavlar nedeniyle sektörleşen dersaneler her yıl masaya yatırılıyor, tartışılıyor. Zaman zaman sınav sistemleri değişiyor. Daha bir önceki sistemi anlayamamış velinin kafası iyice karışırken öğrenciler yeni sistemi anlamak için öğretmenlerini soru bombardımanına tutuyor.
Ülkemizde mevcut şartlar nedeniyle lise ve üniversite girişinde elemeye ve sıralamaya dayalı sınavların uygulanması mecburi. Bunula birlikte yıllardır süre gelen sınav sistemi arayışı durmak bilmiyor. Son olarak birkaç yıldan beridir gündemde olan SBS (Seviye Belirleme Sınavı) bu yıl itibariyle ilk kez uygulanacak. Aynı zamanda YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) Başkanı Yusuf Ziya Özcan gelecek yıldan itibaren üniversiteye giriş sisteminin de kökten değiştirileceğini açıkladı. Şimdi önce SBS nedir, nasıl uygulanacak bu soruları cevaplandıralım, sonra yeni üniversite sınav sistemi hakkındaki bilgileri ele alalım.
SBS, eski liselere giriş sınav sistemi olan OKS (Ortaöğretim Kurumları Sınavı) yerine getirilen OGES (Ortaöğretime Geçiş Sistemi)'nin bir parçası. Bu yıl ilköğretim son sınıf (8. sınıf) öğrencileri son kez yapılacak OKS ile liselere yerleştirilecek. SBS ise bu yıl 6. ve 7. sınıf öğrencilerine; gelecek yıldan itibaren 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin tümüne uygulanacak. Yani ilköğretim öğrencileri yeni sınav sisteminde üç yıl sınava tabi olacak. Ancak SBS'de alınan puan, toplam puanın bir kısmını oluşturacak.
Seviye Belirleme Sınavı'nda Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri sınavlarının yanı sıra ilk kez Yabancı Dil sınavı da uygulanacak. Sınıflara göre ders soru dağılımı söyle:
6. Sınıf: 19 Türkçe, 16 Matematik, 16 Fen Bilimleri, 16 Sosyal Bilgiler, 13 Yabancı Dil. Toplam: 80
7. Sınıf: 21 Türkçe, 18 Matematik, 18 Fen Bilimleri, 18 Sosyal Bilgiler, 15 Yabancı Dil. Toplam: 90
8. Sınıf: 23 Türkçe, 20 Matematik, 20 Fen Bilimleri, 20 Sosyal Bilgiler, 17 Yabancı Dil. Toplam: 100
Her ders için katsayı farkı var: Türkçe ve Matematik 4, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri 3, Yabancı Dil 1. Yani öğrencinin her bir matematik neti 4 puan getirirken, yabancı dil neti 1 puan getirecek gibi. Eskiden var olan TM, MF puanları kaldırılacak ve tek bir sınav puanı hesaplanacak.
Az önce belirttiğim gibi SBS'de alınan puan esas puanın bir kısmı. OGES'de öğrencinin yerleştirilme puanı şu formülle hesaplanacak: %25 Sınıf başarı puanı + %5 Sınıf davranış notu + %70 Sınıf SBS puanı. Sınıf başarı puanı ile öğrencinin karne notu hesaba katılacak ve öğrencilerin okul eğitimine yönelmeleri teşvik edilecek. Sınıf davranış notu ile öğrencinin saygı, düzen, işbirliği gibi özellikleri puan hesaplamasına dahil edilecek; yani öğretimin yanında eğitimin sonuçları da puana yansıyacak. Toplam sınıf puanının büyük bölümünü ise SBS'de alınan not etkileyecek.
Yukarıdaki formülle bir öğrencinin 6, 7, 8. sınıf puanları hesaplandıktan sonra toplam puan hesaplanırken her sınıfın ağırlığı farklı olacak. Sınıfların katsayıları şöyle: 6. sınıf %25, 7. sınıf %35, 8. sınıf %40. Bu yıl 7. sınıfta okuyan öğrenciler 6. sınıfta SBS'ye girmedikleri için bu nesile özel olarak sınıf katsayıları şöyle: 7. sınıf %40, 8. sınıf %60.
Yukarıda anlatmaya çalıştığım, biraz karışık olan sistemle öğrencinin OGES puanı hesaplandıktan sonra sıra yerleştirmeye geliyor. Sadece isteyen öğrencilerin gireceği OGES sistemi ile fen, anadolu, sosyal bilimler ve öğretmen liselerine öğrenci yerleştirilecek. Meslek liseleri, düz liseler eskisi gibi öğrenci alımına devam ederken, askeri liseler, polis kolejleri, özel kolejler kendi belirledikleri kriter ve sistemlerle öğrenci alacak.
Yeni sistem ayrıntılı tarama özelliği, öğrencileri okula daha fazla yönlendirme ve değiştirilen ders ağırlıkları ile dikkat çekiyor. Fakat bazı olumsuz yanları da var. Bence sanıldığının aksine öğrencileri okula yönlendirme etkisi, üç kez sınav uygulanması nedeniyle dersanelere yönlendirme etkisinin çok çok gerisinde kalacaktır. Yani yeni sistem dersane sektörünü büyütecek ve güçlendirecektir. Bunun yanında öğrencilerin daha işin ciddiyetinde olamayacak yaşlarda sınava sokulacak olmaları da hoş değil. Aynı zamanda yeni sistem ile sınav telaşı üç yıla yayılacak. Ayrıca dersane sektörünün yanı sıra bir ekonomik etkisi de milyonlarca öğrenciye üç kez sınav uygulanmasının devletin sırtına ağır yük getiriyor olmasıdır. İnsan düşünmeden edemiyor: Velilerin dersanelere akıttıkları milyonlarca lira, devletin sınav masrafları için ayırdığı bütçe bir araya getirilip oluşan fonla ülkemizde yüzlerce kaliteli lise açılabilir, eski olanlar yenilenebilir ve böylece sınav derdi ve stresi de ortadan kalkabilir. Dahası, binlerce işsiz öğretmene istihdam sağlanır.
Yeni lise giriş sistemine göz attık; tanıdık ve tartıştık. Şimdi son günlerde ortaya çıkan yeni habere bakalım: YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan üniversite giriş sisteminin gelecek yıl itibariyle tamamen değiştirileceğini açıkladı. Yabancı ülkelerde uygulanan sistemlerin incelendiğini ve İngiliz modelinin uygulanmaya yakın bulunduğunu açıklayan Özcan, İngiliz modeli üzerinde durulmasının nedeninin bu modelin katsayı farkını ortadan kaldırması olduğunu belirtti. Yeni sistemde öğrencilere 5 ana dalda sınav yapılacak ve öğrenciler girmek istedikleri bölüme göre bu derslerden 3'ünden aldıkları puana göre başvuruda buluncak. Yeni sistemin ilginç yanı üniversitelerin, öğrencileri puanına göre seçmesi; yani merkezi yerleştirmenin olmaması. Bu uygulama özellikle bu kadar çok kişinin üniversite kapısında beklediği göz önüne alınınca pek muhtemel gözükmüyor. Yine de bu uygulama ve yeni sistem bütünüyle ele alınacaktır uzmanlarca. Henüz yeni üniversite giriş sisteminin ayrıntıları belli değil ama ana hatları böyle. Anlaşılan gelecek yıl bu konu sıkça tartışılacak.
Neredeyse moda gibi her yıl değişen sınav sistemlerinin arasında kaybolmuş olan öğrenci ve velilere bu yazının faydalı olmasını diliyorum. Umarım akıllarına takılan soruların bir kısmına cevap bulmalarına katkım olur. Öğrenci arkadaşlara başarılar, velilere sabırlar diliyorum!

NASA 50+

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, NASA, bu yıl 50. yılını kutluyor. Soğuk Savaş döneminde Sovyet Rusya ile uzay çalışlmalarında kıyasıya yarış içinde olan Birleşik Devletler'in bu yarışı kazanmasını sağlayan kurumu. Daha önemlisi, her ne kadar kurumun bugüne kadar ayakta kalmasında, ihtiyaç duyulan milyonlarca doların sağlanmasında siyasi, askeri endişeler yatsa da bilime ve insanlığa önemli katkıları olan merkez. Bugün NASA'nın başarılarından ve tarihinden ziyade gelecek için yaptığı planlarından bahsetmek istiyorum.
Uzay çalışmalarını kolaylaştırmak için atılan önemli adımlardan biri sürekli uzay ortamında kalan bir platform fikriydi. Bu amaçla NASA ve dört uzay ajansı Uluslararası Uzay İstasyonu projesini başlattılar. Bu platform Dünya yörüngesinde duruyor. Mürettebat ve gerekli yaşam malzemeleri uzay mekiklerinin seferleriyle istasyona taşınıyor. Ayrıca istasyonu geliştirecek yeni parçalar, deney malzemeleri ve gerektiğinde tamir aletleri de uzay mekikleri ile istasyona taşınıyor. Uluslararası Uzay İstasyonu geliştirilmeye ve kullanılmaya devam ediyor. NASA'nın gelecek yıllardaki önemli çalışmalarından bazıları bu istasyonla ilgili olacak. Uzay ortamıyla ilgili önemli deneyler ve gözlemler bu istasyonda yapılmaya devam edecek.
Uzayın sınırlarına doğru yapılan yolculuklar henüz, sadece görüntülerle mümkün. Uzay denen insanoğluna sonsuz bir boşlukmuş gibi gelen bu mekanı dolduran gezegenler, yıldızlar ve diğer gök cisimlerini görüntülemek, biliminsanlarına evren hakkında önemli bilgiler sunuyor. Milyarlarca ışık yılı öteyi görüntüleyebilmek üstün teknoloji ürünü teleskopları gerektiriyor. Hubble uzay teleskopu geride kalan yıllarda uzay hakkında daha çok şey görmemizi ve öğrenmemizi sağlayan eşsiz görüntüler yakalamayı başardı. NASA'nın gelecekle ilgili planlarından biri yakın zamanda Hubble teleskopuna benzer, son teknolojik gelişmlereden faydalanılarak daha geliştirilmiş bir uzay teleskopunu kullanıma sokmak.
Hangimiz Ay yüzeyine dikilmiş, dalgalanıyor gibi duran Amerikan bayrağını bilmeyiz ki? İnsanoğlunun uzay macerasında bir dönüm noktası olan Ay yolculuğu hem insanlık tarihinde önemli bir rüyayı gerçekleştirerek neler yapabileceğimizi kanıtlamıştır, hem de gezegenimizin doğal uydusu hakkında daha fazla şey öğrenmemizi sağlamıştır. Bu amaçla kullanılan Apollo uzay araçlarından sonuncusu 1972'de sefer yaptı ve o günden bugüne Ay'a astronot gönderilmedi. NASA gelecek yıllarda Ay'a yeniden insan göndermeyi ve ayrıca Ay'da, Uluslararası Uzay İstasyonu benzeri bir konaklama ve araştırma merkezi inşa etmeyi planlıyor. Ekonomik maliyeti, bilimsel zorluğu yanında bu projenin önündeki en büyük engel siyasi endişeler olacak gibi görünüyor. Bu gelişmeyle Ay yüzeyinde egemenlik tartışmaları bilim kurgu olmaktan çıkıyor.
Uzaya tekrar tekrar gönderilebilen uzay araçlarını kapsayan, uzay yolculuklarının maliyetini düşürmek için geliştirilen uzay mekiği projesi sona eriyor. NASA pek çok uzay yolculuğunda Discovery, Atlantis gibi isimlerini pek çok kez duyduğumuz beş uzay mekiğini kullandı. Bunlardan ikisi (Columbia ve Challenger) bu yolculuklar sırasında gerçekleşen vahim kazalarda tahrip oldu. Daha kötüsü bu kazalarda astronotlar öldü. Bu kazalar uzay mekiklerinin güvenilirliklerini sorgulamayı gerektirdi. Bazı çok küçük hatalar bile bu araçlarda ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Güvenlik endişelerinin arasında bu mekikler kullanılmaya devam edildi ve onlara biçilen mekanik ömrün sonuna gelindi. NASA daha güvenli, ekonomik ve işlevsel yeni uzay taşıma araçlarını geliştirmeye devam ediyor. CEV (Crew Explorations Vehicle - İnsanlı Araştırma Taşıtı) adı verilen yeni nesil uzay araçları gelecek yıllarda yapılacak uzay seferlerinde kullanılacak.
Bir zamanlar hayal olan uzay yolculukları hızla gelişen bilim ve teknoloji sayesinde gerçeğe dönüştü ve uzay maceramız başlayalı elli yıla yakın zaman geçmiş olsa da bu kısa sürede çok şey başarıldı. Şüphesiz bu başarıda en büyük paylardan biri NASA'ya ait. NASA'nın geleceğe yönelik bu projeleri insanlığın uzay macerasında belirleyici olacak gibi görünüyor. Bizi ve gezegenimizi saran bu şaşırtıcı, sırlarla dolu evreni keşvetmeye olan merakımız da NASA'nın çalışmalarında itici güç olmaya devam edecek.

Futbola Doyacağız!

Şampiyonlar Ligi'nde finale yaklaştıkça heyecanın dozu artıyor. Yarı finaldeki Barcelona - Manchester United eşleşmesi bu sezon turnuvadaki en heyecanlı iki maça sahne olacak gibi görünüyor. Bu muhteşem eşleşmeye tekrar değineceğim; ama önce çeyrek final ve DRT23 anketine göz atalım.
Çeyrek final uzun zaman sonra bizim için ilk kez bu kadar heecanlı oldu. Ülkemizi Şampiyonlar Ligi arenasında başarıyla temsil eden Fenerbahçe iyi futbol sergilediği iki karşılaşmadan ilkinde galip gelmeyi başardı ve evinde aldığı Chelsea galibiyeti ile Avrupa'da adından çokça söz ettirdi. Fakat ikinci maçta aldığı mağlubiyetle "Buraya kadar," dedi. (Chelsea 3-2 Fenerbahçe)
Bu yıl ligte şampiyonluğu ezeli rakibi Real Madrid'e kaptıracak gibi görünen, kadrosunda bazı sıkıntılar yaşayan Barcelona, Şampiyonlar Ligi'nde yoluna devam ediyor. Özellikle ikinci maçta etkili oyun sergileyen Schalke, güzel oyununu skora yansıtamayınca tur vizesini İspanyollara kaptırdı. (Barcelona 2-0 Schalke)
7-0'lık skoru kimse unutamadı. İki takım yeniden karşılaştı. Gol yağmuru olmadı ama galip takımın adı değişmedi. Kırmızı şeytanlar yarı finale yükselen taraf oldu. (Manu 3-0 Roma)
İki İngilizin eşleşmesinde ise gerçekten iyi futbol ve gol şov vardı. Genç kadrosuyla iyi işler başaran Arsenal bir üst tura çıkamadı belki ama gelecek yıl yine üst turlara kadar mücadelesini sürdürecek gibi görünüyor. Liverpool ise zorlu rakibi karşısında aldığı başarılı sonuçla kupada ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha gösterdi. (Liverpool 5-3 Arsenal)
Kulüpler bazında dünyanın en prestijli organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi'nde Moskova'daki finale artık çok az kaldı. 32 takım arasından sıyrılmayı başarıp yarı finale kalan 4 takım finale adını yazdırmak için son ikişer maçına çıkacak. Yarı finalde yine iki İngilizin rekabetini seyredeceğiz. 22 ve 30 Nisan tarihlerindeki maçlardan ilki Anfield Road'da. Liverpool ve Chelsea arasındaki iki maç da oldukça çekişmeli olacak. Mavilerde, kulübün sahibi Abrahamovic'in baskısı futbolcular için itici güç olacak. Liverpool ise 2005'te İstanbul'da ulaştığı zafere bu kez Moskova'da ulaşmak istiyor.
Benim ve pek çok futbolseverin beklediği esas eşleşme ise Barcelona ve Manu arasında. Yıldızlar topluluğu iki takımın her iki maçında da futbola doyacağımızı sanıyorum. Katalan ekibinde Messi uzun sakatlık döneminden sonra yeniden sahalara çıkacak. Maradona'nın veliahtı şık çalımları ve hızıyla Manu defansını zor anlar yaşatacaktır. Manchester'in en önemli silahı ise bir başka genç yıldız, Cristiano Ronaldo. Günümüzün en iyi futbolcusu sorulduğunda cevapların büyük çoğunluğu C.Ronaldo, Messi ya da Kaka oluyor. Öyle görünüyor ki bu maç C.Ronaldo'cular ve Messi'ciler için bu iki oyuncuyu bir kez daha kıyaslama fırsatı. Bu iki yıldız oyuncunun yanı sıra Henry, Eto'o, Bojan, Rooney, Tevez, Nani ve diğer başarılı isimleri de izleyeceğiz. İlk maç 23 Nisan'da Camp Nou'da, rövanş ise ayın yirmi dokuzunda. La Liga'da umudu iyice azalan Barcelona'nın da,Premier Lig'de şampiyonluğa koşan Manchester United'ın da şanslarını eşit buluyorum. Umarım beklediğimiz gibi heyecanlı ve güzel maçlar izleriz.
Son olarak blogtaki anketin sonuçlarını değerlendirelim. Şampiyonlar Ligi'nde yarı finale hangi takımların çıkacağının tahmin edildiği ankette %26 ile en çok oyu Barcelona aldı. Schalke ise hiç oy alamadı. Oyların %24'ünü alan Fenerbahçe, taraftarını yanılttı.
Anket sonuçları şöyle:

Blogger Tema: 5.0

Kendi bloguma tema hazırlamak için çalıştığım günlerde tema hazırlamakla ilgili önemli bilgiler öğrendim. Kendi temamı hazırlayıp kullanmaya başladım. Tema hazırlamak her ne kadar zahmetli bir iş olsa da bu işten keyif aldığımı söyleyebilirim. Bu nedenle üçüncü Blogger temamı hazırladım. Fakat bunu kendi blogum için değil isteyen herkes kullansın diye yaptım.
TEMA23 5.0 adını verdiğim temanın ekran görüntüsü yukarıdaki resimdeki gibi. Siyah ağırlıklı, mavi ve gri renkleri de içeriyor. İstediğiniz isim ve bağlantıları vererek kişiselleştirebileceğiniz üst menüsü var. TEMA23 5.0 şu anda diğer temaları da geliştirdiğim, dijital laboratuarım diyebileceğim BETA23'te yayında. Başka bir tema geliştirme işine girişinceye değin orada kullanmaya devam edeceğim. Temayı görmek isteyenler BETA23'e bakabilirler.

  • TEMA23 5.0 şablonun dosyasını buradan indirebilirsiniz.

  • Blogger temasının nasıl değiştirileceğini öğrenmek için TaFuGu Blog'un ilgili yazısını buradan okuyabilirsiniz.

  • TEMA23 5.0 demosunu burada inceleyebilirsiniz.

  • Diğer Blogger temalarına ulaşabileceğiniz web sitelerini buradan öğrenebilirsiniz.

Görüş ve önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim. Umarım temayı beğenirsiniz.

PollDaddy: Profesyonel Anket

Bir süre önce hazır anket şablonları uygulaması yapmıştım. Fakat yeterli ilgiyi görmedi. Bu nedenle bu uygulamayı sona erdirdim. Bu yazıda ise nasıl blogunuza veya web sitenize anket koyabileceğinizi anlatacağım. Uzun zamanadan beri blog ya da web sitesiyle uğraşanlar zaten sitelerine nasıl anket koyabileceklerini biliyorlardır. Bu yazıdaki amacım hem blog/site işinde yeni olanlara yol göstermek hem de başka program kullananlara polldaddy'i tanıtmak.

  1. PCWorld, FOX, TechCrunch gibi dünyaca ünlü web sitelerinin kullandığı polldaddy'e ücretsiz üye olarak işe başlamalısınız. Kayıt olduktan sonra polldaddy.com'da artık kendinize ait bir hesabınız olacak. E-posta adresinizi ve şifrenizi girdikten sonra karşınıza çıkan ilk sayfa sizin hesap sayfanız.

  2. Buradan "New Poll" tuşuna basarak anket oluşturmaya başlayabilirsiniz. Az biraz İngilizce biliyorsanız bundan sonrası da oldukça basit.

  3. "Please enter your poll question here" başlığının altına anket sorunuzu yazın.

  4. "Enter your answers here" başlığının altındaki her satıra cevaplarınızı yazın. Satırların yanındaki artı, eksi işaretleri ile daha fazla cevap için satır ekleyebilir veya fazla gelen satırları silebilirsiniz. Cevap satırlarının hemen altında isteğinize bağlı seçebileceğinizi cevap özellikleri var. Multiple Choice: Çoklu Seçim (Ankete oy verenler birden çok cevabı seçebilir.); Randomize Answers: Rastgele Cevaplar (Cevaplar anketinizde farklı sıralarda görünür.); Allow Other: Diğerlerine İzin Ver (Ankete oy verenler anketteki cevaplardan farklı olarak kendi cevaplarını ankette görünen tek satıra yazabilirler.)

  5. "Poll Language" başlığı altındaki listeden istediğiniz dili seçin. Böylece çoğunlukla "Vote" gibi sabit İngilizce sözcükler seçtiğiniz dilde görünecektir. Çok sayıdaki dil seçenekleri arasında Türkçe de var.

  6. "Select a style for your poll" başlığı altında görünen anket resminin yanındaki oklara tıklayarak farklı, hazır anket şablonlarını görebilirsiniz. Beğendiğiniz anket şablonunda kalın. Aynı başlık altında sağda görünen "Custom Style" kendi hazırladığınız anket şablonlarından birini kullanmanızı sağlar. Bunun için daha önceden anket şablonu hazırlamalısınız. Başka bir yazımda nasıl kendi şablonunuzu hazırlayabileceğinizi anlatmaya çalışacağım. Şimdilik hazır şablonlardan birini kullanalım ve işimize devam edelim.

  7. Birinci aşamayı tamamladıktan sonra aynı sayfada, sağda bulunan kolon üzerindeki ayarları yapmamız gerekecek. "Folder" anketinizi hangi dosyaya kaydedeceğinizle ilgili; fakat şimdilik birşey yapmanıza gerek yok.

  8. "Set a close date"i seçerseniz anketiniz için bir kapanış tarihi seçmelisiniz. Böylece süre dolduğunda anketiniz otomatik olarak kapanacaktır. Bunu seçmezseniz istediğiniz zaman anketinizi kendiniz kapatabilirsiniz. Bunu nasıl yapacağınıza birazdan değineceğim.

  9. "Comments" başlığı altından "Allow comments" ile ankete katılanların yorum yazmasına izin verebilir ya da "No comments"i seçerek bunu devre dışı bırakabilirsiniz. "Moderate comments first" seçeneğini seçerseniz yorumlar, siz onayladıktan sonra görünür hale gelir.

  10. "Poll results" (Anket sonuçları) başlığı altında üç seçenek vardır: "Show results to users" (Sonuçları herkes görebilir.); "Percentages Only" (Oy sayısı görünmez; oy yüzdeleri görünür.); "Hide all results" (Sonuçları sizden başkası göremez.).

  11. "Block repeat voters" başlığı size üç seçenek verir. "Don't block repeat voters" (Aynı bilgisayar üzerinden gelen oylamaları her seferinde kabul eder.); "Block by cookie" ve "Cookie & IP address" (Aynı bilgisayar üzerinden gelen ilk oyu geçerli sayar veya kullanıcı daha önceki cevabını değiştirir. Yani bir kişinin ankete tek sefer yanıt vermesini sağlar. Bu iki seçeneğin farkı teknik; ikisinden birini seçecekseniz "Block by cookie" seçeneğinin daha güvenli olduğu site tarafından belirtilmiş. Yine de tercih sizin.

  12. "Poll language pack" başlığını kullanmanıza gerek yok. Böylece tüm ayrıntılarına kadar anketimizi hazırlamayı başardık. Son olarak sayfanın en altındaki "Save and Continue" (Kaydet ve Devam Et) tuşuna basıyoruz. Yeni sayfadaki yeşil zemin üzerinde javascript kodunu kopyalayıp sitenizde kullanabilirsiniz.

  13. Blogger için Blogger hesabınız girin, "Yerleşim" > "Sayfa ögeleri" takip edin. Açılan sayfada "Sayfa ögesi ekle" (Bazı hesaplarda İngilizce yazabilir: Add a page element.) basın. Açılan sayfada "HTML/JavaScript" i bulun ve hemen altındaki "Bloga Ekle" tuşuna basın. Başlığa istediğinizi yazabilirsiniz veya boş bırakabilirsiniz. "İçerik" kısmına az önce kopyaladığınız kodu yapıştırın ve "Değişiklikleri Kaydet"e basın. Blogger hesabınızdaki "Sayfa ögeleri" başlığında fare ile sürükleyerek anketinizi blogunuzda istediğiniz yere koyabilirsiniz. "Kaydet"e basın ve işte hepsi bu kadar. Artık blogunuzda profesyonel bir anketiniz var. Diğer blog sunucularında da benzer şekilde anket ekleyebilirsiniz. Web siteniz varsa zaten anketi sitenize nasıl yerleştireceğinizi benden iyi biliyorsunuzdur :)

İstediğiniz zaman polldaddy.com'a girip hesabınız ulaşabilirsiniz. Buradan yeni anket hazırlayabilir, daha önceden hazırladığınız anketlerle ilgili işlemler yapabilirsiniz. Sayfada görünen anketlerin yanında "Options" (Seçenekler)'e tıklayıp anketle ilgili işlemler (Görüntüleme / Sonuçlar / HTML Kodu / Anket Seçenekleri / Yorumlar / Sil) yapabilirsiniz. Yine bu sayfada her anketin yanında "Status" (Durum) yazısı altında bir bayrak resmi var. Bu bayrak yeşil renkli ise anketiniz oylamaya açık, kırmızı ise kapalıdır. Bayrak resminin üzerine tıklayarak anketi kapatabilir (yukarıda bahsettiğim elle kapatma işlemi) veya açabilirsiniz.

PollDaddy ile sitnize/blogunuza nasıl profesyonel anket ekleyebileceğinizi anlatmaya çalıştığım yazının sonuna geldik. Mümkün olduğunca adım adım ve açık, anlaşılır yazmaya çalıştım. Yine de sormak istediğiniz sorularınızı yorum olarak yazarsanız elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım. Umarım bu yazı faydalı olmuştur.


Euro 2008'in Hakemleri

Futbolda hakem en az sahadaki yirmi iki oyuncu kadar önemlidir. Hakemin çok kısa sürede vermek zorunda olduğu kararlar maçın kaderini değiştirebilir. Hele bu bir Avrupa Kupası maçıysa hakemin kararı bir milleti etkileyebilir.
"UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası gibi prestijli bir turnuvada görev alacak hakemleri belirlemek her zaman zor bir iş olmuştur," diyor UEFA Hakem Komitesi Başkanı Angel María Villar Llona. Bu zor görevde bir dönemeci geçerek turnuvada yer alacak hakemleri belirleyen UEFA yetkilileri şimdi hakemlerin maçlardaki performansını izleyebilmek için bekliyor. Seçilen hakemler ise kendi ülkelerindeki ve UEFA Kupası veya Şampiyonlar Ligi'ndeki maçlarda görev almaya devam ediyorlar. Bu aynı zamanda turnuvaya hazırlık olarak da görülebilir.
UEFA turnuva için 12 Avrupa ülkesinden seçtiği hakemlerle grup oluşturdu. İlk kez Euro 2004'te devreye giren uygulamaya göre bir orta hakem ve iki çizgi hakeminden oluşan her grubun üyeleri aynı ülkeden seçiliyor. Bu, sahadaki iletişimi kolaylaştırıyor ve kararların daha doğru alınmasını sağlıyor. Türk grubun bulunmadığı üçlü hakem gruplarının ülkeleri ve birinci (orta) hakmeleri şöyle:
  • Konrad Plautz (Avusturya)
  • Kyros Vassaras (Yunanistan)
  • Ľuboš Michĕl (Slovakya)
  • Frank De Bleeckere (Belçika)
  • Roberto Rosetti (İtalya)
  • Manuel Mejuto González (İspanya)
  • Howard Webb (İngiltere)
  • Pieter Vink (Hollanda)
  • Peter Fröjdfeldt (İsveç)
  • Herbert Fandel (Almanya)
  • Tom Henning Øvrebø (Norveç)
  • Massimo Busacca (İsviçre)

Dördüncü hakemler ise Hırvatistan, Fransa, İngiltere, Polonya, Portekiz, İskoçya ve Macaristan'dan. Finallere kalamayan ülkelerden bile hakemler varken Türkiye'den dördüncü hakem bile çağrılmamış olması UEFA'nın suçu değil. Sanırım hepimiz Türk fubolunda dünya çapında iş yapabilecek bir hakem olmadığını biliyoruz. Umarım ilerleyen yıllarda Türk hakemleri de başarılı işler çıkarırlar ve böylece hem ligimizin kalitesi artar hem de uluslararası organizasyonlarda görev alırlar.

Turnuvada görev alacak 44 hakem nisan ayı içerisinde İsviçre'de seminere katılacaklar. Seminer süresince bilgilendirme toplantılarının yanı sıra hakemler fizik testinden de geçecekler. Ve haziran ayı boyunca kariyerlerinin en önemli mücadelelerinden bazılarında düdük çalacaklar.

Euro 2008'e Doğru

Futbolseverler heyecanla Haziran ayındaki futbol şölenini bekliyorlar. Dört gruptaki on altı takımdan birisi de Türkiye. Dünya Kupası'na iki kez, Avrupa Kupası'na ise bu yılki katılımı hariç yine iki kez katılan Milli Takım'ı böyle büyük bir organizasyonda yeniden izlemek çok güzel olacak. Sadece iki kez katıldığı FIFA Dünya Kupası'nda üçüncü olan takımımız, Euro 2004 ve Fifa 2006'ya giden yolda elemeleri geçememişti.

Avusturya ve İsviçre'nin ortak organizasyonu 7 - 29 Haziran arasında. Euro 2008'i beklerken DRT23'te Avrupa Kupası ile ilgili yazılar zaman zaman yayınlanacak ve futbolseverler, kupanın atmosferine şimdiden girmeye başlayacak.

Türkiye Milli Takımı'nın en büyük başarısı 2002'deki dünya üçüncülüğü. O Haziran ayı unutulmaz. Zaten her dönem sabırsızlıkla beklenen Dünya Kupası'nın heyecanı, keyfi bir de Milli Takım'ımızın başarısıyla birleşmişti. Her zaferden sonra sokaklar, caddeler bayram yerine dönmüştü. Şimdi biraz nostalji diyorum ve sizleri Fifa 2002'nin en güzel 10 hareketiyle başbaşa bırakıyorum. En güzel 10 hareketten 2'si Türk oyunculardan...

Türkçe Lost TNT'de


Lost fenomeni TNT'de başlıyor.

Tüm dünyada ilgiyle izlenen dizinin TNT'de yayınlanacağını daha önce de duyurmuştum. Fakat henüz yayın bilgileri tam olarak net değildi. Dizinin pazartesi günleri yayınlanacağına dair verdiğim bilgi sabit olmakla birlikte bazı yeni bilgiler var. Birincisi dizi Türkçe dublajlı olarak Pazartesi günleri saat 21.15'te yayınlanacak. İlk bölüm bu pazartesi (7 Nisan) geliyor. Bununla birlikte isteyenler için dizinin orijinal sesli (İngilizce) versiyonu alt yazılı olarak aynı haftanın Pazar günü (İlk bölüm için bu tarih 13 Nisan Pazar.) yayınlanacak. TNT, daha sonra yayın zamanında değişikliğe gider mi bunu bilemiyorum ama bence izleyicilerin alışması açısından, en azından ilk sezon değişiklik yapmamaları yerinde olur. Ayrıca hafta boyunca çeşitli gün ve saatlerde tekrar yayınları muhtemelen olacaktır. TNT'den bir de sürpriz var: Reklamda bu pazartesi ilk iki bölümün peş peşe verileceği duyuruluyor. Bundan sonraki haftalarda da iki bölüm ard arda yayınlanıp yayınlanmayacağını bilmiyorum. Fakat dizinin hali hazırda ilk üç sezonu mevcut olduğu için bu uygulamayı sürekli yapabilirler ve bence de daha güzel olur.

Orijinal alt yazılı tekrarın pazar günleri olacağını söyledim. Fakat saati normal yayından farklı. Pazar yayınları 22.45'te ve bana bu saat biraz geç gibi geldi; özellikle iki bölüm ve reklamların toplamda yaklaşık iki saat süreceğini düşünürsek.

TNT'nin Lost reklamını buradan izleyebilir, TNT yayın bilgilerine (uydu frekansı...) buradan ulşabilirsiniz. İyi seyirler...

Ronaldinho Bilmecesi

Futbolcu olmanın zor yanlarından biri, başarılı olduğunda ve çok para kazandığında kendini bazı şeylerden uzak tutabilmektir. Ne olursa olsun şımarmamak, gece hayatında aşırıya kaçmamak gibi hususlarda dikkatli davranmayan futbolcu hem kondisyon hem de zihinsel uyum problemleri yaşamaya başlar.
Bir döneme damgasını vuran, muhteşem futbol yeteneği olan Ronaldinho da buna benzer sorunları geçmişte Paris Saint-Germain'de oynadığı dönemde yaşamıştı. Barcelona ile bu sorunlarını atlatmayı başardı ve Katalan ekibinin formasını giydiği dönemde La Liga şampiyonluğunun yanı sıra Şampiyonlar Ligi'nde kupaya ulaştı. Aynı dönemde FIFA tarafından üst üste iki kez dünyada yılın en iyi futbolcusu seçildi. Bu dönemde oynadığı futbolla tüm futbolseverlerin beğenisini kazandığı gibi Barcelona'nın marka değerine de büyük katkıda bulundu.
Ancak ne yazık ki futbolda son birkaç yıla damgasını vuran futbol cambazı Ronaldinho yine benzer sorunlarla karşı karşıya. Sezon başından beri sakatlığı olmamasına rağmen ilk on bire alınmadığı maçlar oldu. Kendisinden beklenileni veremeyen Ronaldinho son olarak Barça'nın Şampiyonlar Ligi çeyrek final mücadelesinde Schalke deplasmanına götürülmedi. Gece hayatına düşkünlüğüyle tanınan Ronaldinho'nun teknik direktör Frank Rijkaard'la da arası açık. Brezilyalı yıldızın sezon sonunda Barça'dan ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Sezon başında adı Chelsea ile anılan ve 70 milyon Euro'ya iki takım yöneticilerinin anlaştığı ve yıldız oyuncunun gelecek sezondan itibaren Chelsea forması giyeceği yönünde haberler çıkan Ronaldinho'nun hangi takıma transfer olcağı merak konusu. Bir süre önce İspanyol Marca gazetesine konuşan vatandaşı Roberto Carlos, takımı Fenerbahçe'nin Ronaldinho'yu almak istediğini, başkan Aziz Yıldırım'ın bu transfer için gerekirse 90 milyon Euro ödemeye hazır olduğunu söylemişti. Son zamanlarda çıkan haberlere göre ise Ronaldinho'nun erkek kardeşi ve menajeri, İtalya'nın Milano kentinin iki takımı Milan ve Inter ile görüşüyor. Inter'in Ronaldinho'ya karşılık bir başka Brezilyalı futbolcu Adriano'yu takas etmek istediği de çıkan haberler arasında.
Ronaldinho yetenekli bir futbolcu ve eğer toparlanmayı başarırsa gideceği takıma çok şey katabilir. Ancak şu anki durumunda bir düzelme olmazsa transfer olacağı takım için ancak mali külfet anlamına gelir. Kısacası Ronaldinho'yu transfer etmek büyük bir risk. Bir Barcelona destekçisi (Bu ifadeyi kullanıyorum çünkü taraftarı olmak ile sempati duymanın farklı olduğuna inanıyorum.) olarak, Ronaldinho'nun eski formuna kavuşmasını ve yoluna, başarılarına bu forma ile kaldığı yerden devam etmesini istiyorum. Ancak takımdan ayrılacak olursa da gittiği yerde yeniden başarılı olmasını temenni ediyorum. Çünkü benim için öncelikli olan futboldur; sonra takım gelir.