LOST 5. Sezon Promoları

Fazla söze gerek bırakmayan Lost 5. sezon promolarından üçünü derledim. Özellikle ilki gerçekten yeni sezonun beklediğimize fazlasıyla değeceğini gösteriyor. Ocak ayının sonunda 5. sezon başlayacak ve Lost'suzluk sona erecek! İyi seyirler...







5. sezonla ilgili diğer promoyu izlemek için tıklayın!

Lost 5. sezonla ilgili ipuçları hakkındaki yazıyı okuyabilirsiniz!

Lösev'in Kent Projesine Bir Tıkla Destek Olun!

Kanser amansız bir hastalık ama bugünün bilgi düzeyi ve tıbbi uygulamalarıyla birçok kanser türünde tedavi mümkün. Tedavi için erken teşhis kadar tedavi sürecinin gerekli ihtiyaçlarının karşılanması da önem arz ediyor. Bu hususta iki sorun var: Birincisi, kanserli birey ve ailesinin masrafları karşılaması; ikincisi gerekli klinik alt yapının olması.
Lösev (Lösemili Çocuklar Vakfı), Türkiye'de yüzlerce lösemi (kan kanseri) hastası çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması ve onlara daha iyi şartlar sağlanması için çalışan bir vakıf. Bu vakıf kendi kaynakları ve uluslararsı fonlar kullanılarak lösemili çocuklar için bir kent kurmayı planlıyor. Amaç, ilik nakli için bekleyen çocukların ölmesini engelemek. Amaç hasta çocukların ihtiyaçlarını karşılamak, onlara ve ailelerine destek olmak. Bu noktada devletten tek beklentileri 100 dönüm arsa tahsisi. Ancak 5 yıldır beklemelerine ve gerekli baş vuruları yapmalarına rağmen cevap alamıyorlar.



Bu noktada dikkatleri çekmek için bir kampanya başlatmışlar. Siz de Lösev'in "Kent" projesine dikat çekmek için buradaki sayfayı ziyaret edin ve destek vermek için sayfanın altındaki tuşa tıklayın. Amacı 5 milyon tık olan kampanya bu yazı yazılırken 553. günündeydi ve 7 buçuk milyonu aşkın tık almıştı. Ancak kampanya henüz amacına ulaşabilmiş değil. Siz de duyarlı davranın ve bir dakikanızı almayacak bu işlemi yapın. Daha duyarlı ve güçlü bir toplum için, çocukların yaşaması için verdiğiniz desteğe şimdiden teşekkürler. Ayrıca Lösev'i de bu proje ve bugüne kadar verdikleri diğer hizmetler için kutluyorum.

Yılın Futbolcusu Adayları Beşe İndi

FIFA Yılın Futbolcusu ödülü için tören tarihi yaklaşırken aday sayısı yirmi üçten beşe düşürüldü. Yılın Futbolcusu (FIFA World Player of the Year) ödülüne aday olan dünyaca ünlü beş futbolcu: Messi, Kaka, Torres, C.Ronaldo ve Xavi.

Daha önce buradaki yazıda ödül için teknik adamlar ve milli takım kaptanları tarafından belirlenen yirmi üç futbolcudan bahsetmiştim. Bu yazımda gönlümdeki favorinin Messi olduğunu da sözlerime eklemiştim. Görüldüğü üzere genç Arjantinli ilk beşe kalmayı başardı. Ancak, öyle sanıyorum ki ödülü alacak isim başka: Cristiano Ronaldo. Ronaldo geçen yıl takımı Manchester United'le Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi'nde mutlu sona ulaşırken 42 gol kaydetmişti. Ronaldo'nun forvet değil kanat oyuncusu olduğunu hatırlayınca bu sayının önemi daha iyi anlaşılıyor. Üstelik Portekizli yıldızın teknik yeteneği ve göze hoş gelen oyununu da ekleyince ödüle çok yakın olduğu görülüyor. Cristiano Ronaldo, France Football dergisinin Avrupa'da Yılın En İyi Futbolcusu ödülünü de geçtiğimiz günlerde kazanmıştı.

Adaylar arasında Messi ve Euro 2008'deki başarılı performansıyla İspanya milli takımının şampiyonluğunda önemli paya sahip olan Xavi ikincilik için ön plana çıkan isimler. Bu iki Barcelonalıyla birlikte aday olan diğer iki isimden biri yine bir İspanyol olan Liverpool forveti Fernando Torres ve geçen yılki ödülü kazanan Milan'ın Brezilyalı yıldızı Kaka.

Bu yılki beş adaydan üçü geçen yıl FIFA Yılın Futbolcusu ödülünde ilk üçe girmişti: 1. Kaka, 2. Lionel Messi, 3. Cristiano Ronaldo.

Spor otoritelerinin yapacağı son oylamanın ardından ilk üç belirlenecek ve ödüller 12 Ocak 2009'da Zürih (İsviçre)'de düzenlenecek törende sahiplerine verilecek.

Oskar Schindler ve Listesi

Tarihte birçok karanlık sayfa vardır. Tarihten sorumlu değiliz ama bir insan olarak bundan utanç duyarız. Bu utanç verici, karanlık sayfalardan birçoğu İkinci Dünya Savaşı'na aittir. Ulus olarak kanla yoğurulmuş bu bataklığa batmadık; ancak tüm dünyada milyonlarca insanın sonu bu bataklıkta oldu. Bugün bu insanları anıyor ve onlar için üzülüyoruz. Ne yazık ki ölüm, kan ve göz yaşı yıllara meydan okuyor ve acı dolu insanlık tarihi ders alınmaktan ziyade örnek alınmaya devam ediliyor. Yine de bu acıları hafızalarda canlı tutmak için yazılan kitaplar ve çekilen sinema filmleri ders almayı bilenler için, genç nesiller için sanırım oldukça faydalı oluyor. Bu filmlerden biri de Schindler'in Listesi (Schindler's List); bugün biraz bu film ve bahsi geçen şahıs hakkında konuşalım.

Oskar Schindler yaptıklarıyla hepimize örnek olabilecek, insan olma onurunun ne olduğunu hatırlatan bir kahraman. Hikayesi, 7 Oscar kazanan Schindler'in Listesi filmine rağmen az biliniyor; en azından daha iyi tanınması gerektiğini düşünüyorum. Peki Schindler onu bu kadar övmemi sağlayacak ne yaptı? Özellikle filmi çekilecek kadar önemli ne yaptı, diye sormuyorum da sıradan bir vatandaşın - kendimin - övgüsünden bahsediyorum. Çünkü ünlü bir gangsterin de hayatı beyaz perdeye aktarılabilir, bu film de birçok ödül kazanabilir ama vatandaşın övgüsünü kazanamaz. Neyse kahramanımızın hikayesine geri dönelim; daha doğrusu başlayalım.

Oskar Schindler, 1908'de Avusturya-Macaristan'da doğdu. Daha çok pazarlama işleriyle uğraşıyordu. 1939'da Nazi Partisi'ne üye oldu ve Almanlar tarafından işgal edilen Polonya şehri Krakow'a gitti. Buraya geldiğinde yatırım için cebinde parası yoktu ama karizmasını ve zekasını kullanarak kısa sürede bir fabrikatör olmayı başardı. Baskı altındaki Yahudilerin iş yerleri kapatılıyordu ve insan olarak görülmeyen Yahudilerin hiçbir şekilde ticaret yapmalarına izin verilmiyordu. Zaten Davud yıldızı taşıyan kollukları takmak zorunda olan Yahudiler tecrit halindeydi ve Naziler için zorla çalıştırılan köleler konumundaydılar. Yahudi endüstrici Nathan Wurzel fabrikasını satmak zorundaydı. Schindler bu fabrikayı alıp kap kacak üretimi yaparak savaş ortamında bu işten iyi para kazanabileceğini düşünüyordu; ancak yeterli parası yoktu. Savaş öncesinde ticaretle uğraşan Yahudiler artık paralarını özgürce idare edemiyorlardı, ancak saklayabilirlerdi. Bu durumda da ihtiyaç duyduklarında paralarını kullanamıyorlardı. Schindler işte bu durumdaki Yahudilerle anlaştı ve onların parası ile fabrikayı aldı. Karşılığında onlara takasda kullanarak ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri kap kacak verecekti. Ancak bir sorun daha vardı: Schindler birçok işte çalışmasına rağmen ticarette pek iyi değildi. Muhasebe işiyle uğraşıp şirketi çekip çevirecek yetenekli birine ihtiyaç duyuyordu. Bu noktada başka bir Yahudi, Itzhak Stern ile işbirliğine gitti.

Kendisi de Nazi Partisi'nden olan Schindler bağlantıları sayesinde ürettiklerini satmakta ve para kazanmakta zorlanmadı. İş gücü olarak da az para ile çalışan ve tecrit altında yaşayan Yahudileri çalıştırıyordu. Stern ise yeteneği sayesinde patronunun çok para kazanmasını sağlıyordu.

Buraya kadar anlattıklarım durumdan istifade etmeyi bilen bir iş adamının hikayesi gibi gelebilir. Ancak bu fabrika sadece kap kacak üreten bi iş yeri değildi. Nazi subaylarının keyfiyen insanları öldürmekten çekinmedikleri kamplarda tutulan Yahudiler zor şartlarda yaşıyorlardı ve zaman zaman - özellikle yaşlı ve hastalar - ölüm kamplarına gönderiliyorlardı. Schindler kendi fabrikasında çalıştırdığı Yahudilere iyi davranıyordu ve onlara kampta da zarar gelmemesi için Nazi subayı arkadaşlarını uyarıyordu. Hatta bazı yaşlıları ve çocukları hiçbir işine yaramayacaklarını bildiği halde, sırf koruyabilmek için işçi olarak alıyordu.

Durumun iyice dramatikleştiği nokta yeni gelecek esirlere yer açılması için kamptaki birçok Yahudinin ölüm kamplarına gönderilmesi gerekliliğinin ortaya çıkmasıydı. Hayvanca muameleye tabi tutulan, çırıl çıplak soyularak sözde sağlık kontrolünden geçirilen, susuz bırakılan, hiçbir neden yokken öldürülen Yahudiler şimdi yakılmak üzere fırınlara götürüleceklerdi. Bu noktada Schindler, Krakow'daki fabrikasını kapattı ve memleketinde yeni bir fabrika satın aldı. Bağlantıları ve rüşvet yoluyla fabrikasında çalıştıracağı Yahudileri kamptan alıp götürebilme hakkını elde etti. Şimdi hiçbir şarta bakmaksızın kamptan mümkün olduğunca çok Yahudiyi işçi olarak satın almak - herbiri için ayrıca para ödüyordu - için Stern'in de yardımıyla bir liste yapıyordu; Schindler'in Listesi.

Avrupa'da işgal altındaki birçok yerde Yahudiler katledilirken bir Nazi Parti'li işadamı son kuruşuna kadar tüm parasını mümkün olduğunca çok Yahudiyi ölümden kurtarmak için harcıyordu. Ancak binden biraz çok kişiyi kurtarabilmişti. Fakat Stern'in de dediği gibi "Bir kişiyi kurtaran tüm insanlığı kurtarmış gibidir!"

Schindler'in yeni kurduğu fabrika top ve silah mermileri üretiyordu ve hala Nazi subaylarınca denetim altındaydı. Bir süre sonra üretilen mermilerin ve topların işe yaramadığı, standartlara uymadığı yönünde şikayetler gelmeye başladı. İşçi bir Yahudi sordu: "Bay Schindler, bu makinelerin ayarları bozuk. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Böyle devam edersek fabrikayı kapatır ve bizi kampa geri götürürler!" Oskar Schindler'in cevabı manidardı: "Bu fabrikada üretilen mermilerle bir kişinin bile öldürüldüğünü düşünemiyorum!" Schindler parasını yetkililere rüşvet vermekle harcadı ve böylece fabrika kapatılmadı, işçiler kampa geri götürülmedi. Savaş bittiğinde bir grup Yahudi tarihin en kanlı soykırımlarından birinden kurtulmayı başarmıştı; bunlar Schindler'in Yahudileriydi.

Savaş bittiğinde Schindler tüm çalışanları serbest bıraktı. Onlardan ayrılırken dostu Itzhak Stern'e ağlayarak şunları söylüyordu: "Bu arabayı satsaydım birkaç kişiyi daha kurtarabilirdim. Bu rozeti satsaydım belki bir kişiyi daha kurtarabilirdim. Neden yapmadım?"

Oskar Schindler 66 yaşındayken 1974'te öldü. Vasiyeti üzerine Kudüs'teki Katolik mezarlığına gömüldü. İsrail'deki Yad Vashem anıtında yer alan Schindler, ilginçtir ki - tekrar belirtiyorum - soykırımı gerçekleştiren Nazi Partisi'nin bir üyesiydi. Ancak o, bu kimliğini insanları öldürmek değil hayatta tutabilmek adına kullandı, tıpkı serveti gibi. Psikopat Alman komutanına gerçek gücün bağışlayıcılık olduğunu söylerken de karakterini belli ediyordu, yaptıklarıyla belli ettiği gibi.

Oskar Schindler'in hayatı bir kitapta anlatıldı ve sonraki yıllarda Steven Spielberg yönetmenliğinde filmi çekildi ve bu film 7 dalda Oscar ödülü aldı. Hatta bugün IMDb'nin En İyi 250 Film listesinde 7. sırada yer alıyor. Fırsatınız olursa bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Planladığımdan daha uzun bir yazı oldu diyemiyorum çünkü genelde pek plan yapan birisi değilimdir. Ancak uzun bir yazı oldu ve son bir yorumla yazımı sonlandırırsam iyi olacak! Film çok güzeldi, ancak bu yazıyı filmi değerlendirmek için yazmadım; zaten filmden sadece birkaç yerde bahsettim. Ancak bu tür filmlerin propaganda amaçlı olduğunu ileri sürüp olumsuz yorumlar yapılmasını anlayışla karşılamakla birlikte pek uygun bulmuyorum. Nihayetinde sinema burada bir amaç, belki senaryo biraz renklendirildi - aslında filmin siyah beyaz olduğunu söylemeliyim - ve abartıldı ancak esas hikaye tarihte gerçekten de yaşandı; üstelik insanların insanlığı unuttuğu bir coğrafyada ve zamanda. Ve sanırım böyle cesur ve humanist (insancıl) bir kişilik, gizli kahraman herkesce tanınmalı ve anısı yaşatılmalı. Bu yazının amacı da tam olarak budur.

Not: Yer yer tırnak içinde verilen sözler birebir aynı değildir; hatırladığım kadarını yazdım.

Yılın On Biri Anketi Başlıyor

UEFA bir kez daha Avrupa'nın en iyi on birinin ve menajerinin belirlenmesi ve ödüllendirilmesi için kolları sıvadı. uefa.com'da 8 Aralık'ta açılacak anketi oylayacak binlerce futbol sever Avrupa futboluna son bir yılda en büyük etkiyi yapan on bir futbolcudan oluşan kendi kadrosunu kuracak. Mevkiilerinde en çok tercih edilen oyuncular yılın on birinde yer alacak ve Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından ödüllendirilecek.

8 Aralık Pazartesi günü başlayacak ankette 60 aday yer alacak. Adaylar UEFA bünyesindeki yazarlar tarafından 2008 yılında kulüpleri ve milli takımlarına yaptıkları katkı göz önüne alınarak belirlendi. Son on bire kalacak oyuncular ve en iyi koç (menajer veya teknik direktör) ise bu altmış aday arasından futbol severlerce belirlenecek. Oylamaya katılanlar kendilerince en iyi oyunculardan oluşan bir on bir belirleyecek ve en başarılı bulduğu koçu seçecek. 12 Ocak 2009'da oylamanın sona ermesinin ardından en çok oy alanlar belirlenecek ve bir hafta sonra yılın on biri ve koçu UEFA tarafından düzenlenecek törende ödüllerini alacaklar.

Geçen yılki oylamaya 15 milyon kişi katılmıştı ve yılın on birine Iker Casillas, John Terry, Cristiano Ronaldo ve Steven Gerrard gibi yıldızlar seçilmişti. 2007 yılının en iyi teknik adamı olarak ise Sir Alex Ferguson en çok oyu almıştı.

Gelecekteki İnsanoğlu

Evrim modern bilimin safsatası mı yoksa birçok kişinin kabullenmekte zorluk çektiği bir gerçek mi? Konu hakkında az çok bilgisi olan ve hatta olmayan herkesin çekinmeden görüşünü savunduğu bir tartışma konusu evrim. Bu konuyu bu kadar önemli kılan sadece salt bilim olmanın yanında aranan cevabın aynı zamanda din ve felsefe ile derin bağlantısı olmalı. Ancak bu yazının konusu evrimi tartışmak değil; bunu belki başka bir yazıda konuşabiliriz.

"Evrim vardır," ya da "yoktur," demek sadece bizim ne düşündüğümüzü gösterir; yani eğer gerçekten evrim varsa bizim ne düşündüğümüzün bir önemi olmaksızın bu sürecin içinde yer alırız. msnbc.com bilim insanlarının evrim, özellikle de insan evrimi hakkında çalışmalarından faydalanarak gelecekte insanlığın nasıl bir değişime maruz kalacağını gösteren interaktif bir uygulama hazırlamış. Christopher Sloan, Peter Andrews, Chris Stringer ve David Lambert'in çalışmalarından hazırlanan Before and After Humans (İnsanlardan Önce ve Sonra) adlı interaktif uygulamayı buradan inceleyebilirsiniz.

Uygulamanın Before (Önce) kısmı günümüze kadar yaklaşık 6 milyon yılda gerçekleşen insan evrimi ile ilgili kısa bilgilerden oluşuyor. Bu süreçte yer alan hominidler beş cins: İlkin Australopithler, Geç Australopithler, İlkin Homo, Orta Dönem Homo ve Geç Homo. Bu cinsler alt türlere ayrılıyor ve tarihsel süreç boyunca gözlenen temel eğilim hominidlerin diğer primatlardan ayrılarak günümüz insanına benzer özellikler kazanarak evrimleşmesi. Bizler ise geç homolardan Homo sapiens türünün üyeleriyiz.

Bilimsel ve bilim dışı tartışmalar arasında öne çıkan bu evrimsel süreç zaten biliniyor. msnbc.com'un uygulamasında asıl dikkat çeken kısım After (Sonra). Evren sahnesinde yer almaya devam edersek torunlarımız - torunlarımızın torunlarının... - yüz binlerce yıl sonra hala bizlere benzemeye devam ederler mi? Cevabınız "hayır" ise onlarda ne gibi değişikliklerin gerçekleşmesini umarsınız?

Elbette hesaplayamayacağımız kadar çok bilgi ve ihtimal üzerinden bunu tasavvur etmek kolay değil. İzlenecek en anlamlı yol geçmişimizdeki değişimin temellerine dayanarak hayal etmek olacaktır. Yukarıda isimlerini saydığım kişiler de bunu yapmışlar ve bazı ara türleri ihmal edersek gelecek milyonlarca yıl içerisinde insanoğlunun neye benzeyeceğini tahmin etmişler. İşte insan evriminin tahmini geleceği:

1. Unihuman (Homo sapiens sapienter) - 1 milyon yıl sonra
Türler değişken olmayan nişler (yaşam ortamı) bulacaklar. Küreselleşme ile gen havuzumuz da bir karışım haline gelecek ve insan ırkları ortak bir noktaya doğru evrimleşerek çeşitliliğini yitirecek. Bunun bir de handikapı var: Çeşitliliği azalan ve evrimleşme hızı düşen unihumanlar yeni ortam şartlarına adapte olmakta zorluk çekecekler ki bu, türün ortadan kalkması ile sonuçlanabilir.

2. Survivalistian (Postapocalypticus) - 2 milyon yıl sonra
Küresel bir felaket (nükleer savaş, göktaşı çarpması gibi...) insan popülasyonunu evrimleşmeye ve yeni özellikler kazanmaya yetecek kadar birbirinden ayırabilir. Böyle ekstrem bir ortamda gelişmiş gece görüşü veya radyasyona dayanıklı deri gibi ilginç adaptasyonlar gelişebilir.

3. Numan (Homo genomicus) - 2,5 milyon yıl sonra
Genetik bilimine yaklaşımımız bizi yeni bir kırılma noktasına götürebilir. Torunlarımızın bazıları genetik mühendisliği yöntemleri ile modifiye olma yoluna giderken bazılar etik ve dini kaygılar ile bunu hoş karşılamayacak. Zamanla modifiyeler diğerlerinden bir hayli farklılaşarak numanları oluşturacak. Kuvvetle muhtemeldir ki değişimi reddedenler ile numanlar karşı karşıya gelecekler. Peki sizce hangisi bu mücadeleyi kazanır?

4. Cyborg (Homo roboticus) - 3 milyon yıl sonra
Robotik müdahaleler rutine dönüşecek. Elbette bu robotik sonradan edinilen karakterler kalıtılamayacak; fakat insanları düşük savunma gücünden implantlara dönüştüreceğinden rağbet görecek. Bu da robotlarla symbiotic yaşam anlamına geliyor. Ortaya çıkan sorun ise şu: İnsan olmanın sınırı nedir? İnsanlıktan çıkıp robotlaşan yapay zekalar tehdit olabilir.

5. Astran (Astranthropus) - 4 milyon yıl sonra
Diğer yıldız sistemlerine seyahat için insanlar genetik ve robotik olarak modifiye edilmiş olacak. Astranlar hayati sistemlerini özel araçlarla destekleyerek hayatlarını donduracak ve yolculuk robot pilotlarca sürdürülecek. Yıldızlararası kolonilerine ulaştıklarında bu yaşam destek ünitelerinden ayrılıp uyanacak ve hayatlarına kaldıkları yerden devam edecekler.

Eto'o Efsaneleşiyor

Barcelona'nın yıldız golcüsü Samuel Eto'o takımı adına attığı gol sayısını 111'e çıkararak Barcelona'da tüm zamanların en çok gol atan 10. oyuncusu oldu.

Cumartesi günü oynanan maçta Barcelona Sevilla'yı deplasmanda 3-0 mağlup etti. Messi'nin 2 gol attığı karşılaşmanın ilk golü 20. dakikada Eto'o'dan geldi. Eto'o attığı bu golle Barcelona adına 111. golünü kaydetti ve tüm zamanların en golcü 10. Barça'lısı oldu. Eto'o 10. sırayı Eulogio Martinez ile paylaşıyor. Barcelona tarihinin en golcü futbolcuları sıralamasında zirvede efsane golcü Cêsar 235 golle yer alırken onu 196 golle Kubala ve 130 golle Rivaldo takip ediyor. Gelecek günlerde atacağı 20 golle Eto'o listede 3. sıraya kadar yükselebilir.

Barcelona'daki 5. sezonunda Eto'o muhteşem işler yapmaya devam ediyor. Bu sezon önce 100 gol barajını aşıp sonra sıralamada Asensi (103), Evaristo (105), Zaldúa (107) ve Luis Enrique (109) gibi efsane isimleri geçmeyi başaran yıldız golcü çıktığı 17 maçta attığı 15 golle maç başına 0.88 gibi yüksek bir gol ortalamasına da sahip. Toplamda ise Barcelona forması ile 166 maçta görev alan Eto'o 111 kez meşin yuvarlağı ağlara göndermeyi başardı.

Daha önce ırkçı saldırılar yüzünden İspanya'dan ayrılmayı düşündüğü yönünde haberler çıkan Eto'o'nun adı bu dönemde Fenerbahçe'nin transfer listesinde de gösterilmişti. Geçen sezon menajer Frank Rijkaard ve Brezilyalı yıldız Ronaldinho ile aralarının açık olması da Eto'o'nun Barcelona'dan ayrılacağı yönünde haberlerin çıkmasına sebep olmuş; fakat Rijkaard ve Ronaldinho takımdan ayrıldığı halde Eto'o görevine devam etmişti.