Uzay Turizmi

"Bu yaz güneye gideceğim. Deniz, güneş, kumsal... Tatil dediğin böyle olur! Senin bir planın var mı?"

"Ben uzaya gideceğim. Biraz farklılık olsun; değil mi?"

"?!"

Herhalde böyle bir konuşmadan yüzyıl kadar önce bahsetseydik insanlar deli olduğumuzu düşünürlerdi. Ya da Jules Verne hikayelerinden bir bölümü anlattığımızı sanırlardı. Bugün de bu konuşma için erken, ancak yakın zamanda bu tür konuşmalara aşina olacağa benziyoruz.

İnsanoğlunun uzaya olan merakı binlerce yıl geçmişe dayansa da uzay maceramızın tarihi birkaç on yıl evvel yazılmaya başlandı. Uzaya çıkana kadar çok uğraştık ancak bundan sonraki gelişmeler, hız kesmeden ilerleyen teknoloji sayesinde çok daha kısa sürelerde gerçekleşiyor. Nitekim bugün standart hale gelecek uzay turizminden bahseder olduk. Ancak söylemeden edemeyeceğim, biz yine sadece bahsetmekle yetiniyoruz. Yapanlar, yapıyor; biz yine izliyoruz! Halbuki uzay turizmi yakın zamanda sektörleşecek ve büyük getirisi olan bir iş koluna dönüşecek. Öyle görünüyor ki astronomi ve genel olarak uzay çalışmalarında pek söz sahibi olmayan ülkemiz, uzay turizminden de nasiplenemeyecek.

Sitem kısmını geride bırakalım. Verilerle, örneklerle neden bahsettiğimizi açıklayalım. Şu anda uzay turizmiyle ilgilenen, buna kaynak ayıran ve çlışmaları itibariyle belli yerlere ulaşabilmiş birçok şirket var: Virgin Galactic, Rocketplane, Planetspace, XCOR Aerospace, Space Adventures gibi. Bu özel kuruluşlardan Virgin Galactic ve Space Adventures şirketleri ön plana çıkıyor. Space Adventures, Rus Uzay Dairesi ile ortaklaşa uzay turisti taşımıştır. Hala uzaya bilet kesen tek şirket unvanını korumaktadır. İngiliz milyarder Richard Branson'un sahibi olduğu Virgin Galactic ise yakın zamanda uzaya yolcu taşımak için White Knight (Beyaz Şövalye) adlı uzay araçlarını geliştirdi. 5 yolcu, 2 mürettebat taşıyabilen, 4 motorlu araç yörünge altı uçuşlar gerçekleştirebilecek ve yolcularına kısa süreli de olsa yerçekimsiz ortamı yaşatacak. Beyaz Şövalye'nin 2008 sonbaharında deneme uçuşlarının yapılacağı, 2010'da ise ilk yolcularını taşıyacağı duyuruldu. Virgin Galactic, uzay turizminin kişi başı maliyetini 200 bin dolar olarak belirledi. Bu maliyet, yarışı iyice körükleyecek gibi. Nitekim bundan önceki turistler bu keyif için 20 milyon doları gözden çıkarmak durumunda kalmışlardı.

Bugüne kadar uzaya turist olarak giden, çocukluğundan beri kurduğu hayallerini gerçekleştiren 5 kişi var. Bu kişileri uzaya götüren Rus Uzay Ajansı olmuştur. Soğuk savaş döneminde uzay çalışmalarını destekleyen, bu çalışmalara büyük maddi kaynak ayıran SSCB'nin yıkılmasından sonra, soğuk savaşın - yani itici nedenin - ortadan kalkmasıyla Rus devleti uzay çalışmalarına olan desteğini azalttı. Rus Uzay Ajansı kendi kaynaklarını oluşturup bir anlamda ayakta kalabilmek için uzaya turist taşıyor. NASA ise güvenlik ve bilimsel çalışmalara engel teşkil etmesi açısından bu işe şimdilik sıcak bakmıyor.



Bugüne kadarki uzay turistleri, uzay programlarına uymak nedeniyle astronotlarla (ya da kozmonotlarla) birlikte Uluslararası Uzay İstasyonu'na gittiler. Bilimsel çalışma tamamlanınca da uzay gemisiyle geri döndüler. Bu nedenle 20 milyon dolar ödemek yeterli değildi, aynı zamanda çeşitli testleri geçmeleri gerekiyordu. Bu amaçla önce bir dizi eğitim ve bedensel sınamadan geçtiler. Yani para gibi çokça zamanı da gözden çıkardılar. Fakat özel şirketlerin kurulması ve sadece turizm amacı taşımaları uzay turizmini şekilsel olarak da değiştirecek. Yeni nesil yörünge altı uzay araçları, yolcularını dünyanın sınırı sayılan yaklaşık 100 km yüksekliğe çıkaracak. Burada yolcular muhteşem Dünya manzarasına şahit olacaklar ve yerçekimsiz ortamı deneyimleyecekler. Dolayısıyla turistik uzay yolculukları kısa süreli olacak ve çok daha az eğitim ve ön çalışma gerektirecek. Aynı zamada maliyetleri de düşürecek. Çok daha ileriki zamanlarda ise Ay'a ve hatta Mars'a turist taşınabilir. Kim bilir belki bir gün insanlar Ay'daki otellerinin penceresinden Dünya'yı izleyecekler.

"Çok istiyorum uzaya gitmeyi, param da var ama biraz da yükseklik korkum var," diyorsanız bu korkuyu yenseniz bile korkmak için birkaç nedeniniz daha olacaktır. Sonuçta uzaya gitmekten bahsediyoruz. Daha önce uzay kazaları yaşandı ve ölenler oldu. Hatırlayacağınız gibi 2003 yılında NASA'nın Columbia uzay mekiği atmosfere girerken alev almış ve parçalanmıştı. Doğal olarak böyle bir kazada kurtulma şansınız olmadığı gibi birilerinin size yardım etmesi de söz konusu değil. Ama yine de uzay aracının kaza geçirme ihtimali, uçakların kaza geçirme ihtimaline yakın gibi görünüyor. Yani uçağa binecek kadar cesaretiniz varsa bu fırsatı kaçırmayın derim!

Yazının başında sohbet edenler bayansa tatilden sonra uzaydan dönen kadın, arkadaşının Antalya tatilinden bronzlaşmış olarak döndüğünü görür, kıskanır ve içinden "Güneşin yanı başına gittim de güneşlenemedim. Ne anlamı var ki?" diye sitem eder ;)

Terminator: The Sarrah Connor Chronicles

1990'lı yıllarda nam salan ünlü bilim kurgu film Terminator'un televizyon dizisinin yapıldığı hakkında haberleri geçen birkaç ay içerisinde almıştık. Birçok Amerikan dizisini ülkemize getiren ve kaliteli dizi açığını kapatan Cnbc-e, Terminator dizisini gelecek sezondan itibaren yayımlayacak ve Türk izleyicisiyle buluşturacak.
Arnold Schwarzenegger'in eşsiz performansı ile hafızalara kazınan filmin konusu Skynet adlı sistemin meydana getirdiği "kıyamet" ve devamında insan ve makine arasındaki mücadeleydi. Filmde, gelecekte direnişin öncüsü olacak John Connor ve onun annesi Sarah'ın mücadelesi, gelecekten gelen T serisi robotların onlara yardımı ve yine gelecekten gelen kötü robotlara karşı onları savunması anlatılıyordu. Dizinin konusu ise filmin ikinci ve üçüncü bölümleri arasındaki olayları konu alıyor. Sarah bu kez yine gelecekten gelen robotlar ile ajanlara karşı mücadele edecek ve Skynet'i engellemeye çalışacak. Arnold'un yokluğunda Sarah'a yardım edecek yok edici dişi - bir robot için bu terimi kullanmak ne kadar doğruysa - olacak.
Terminator: The Sarah Connor Chronicles (Yok edici: Sarah Connor Günlükleri) adlı dizide Sarah'ı İngiliz oyuncu Lena Headey, koruyucu dişi terminatörü ise Amerikalı oyuncu Summer Glau canlandırıyor.
Dizinin birinci sezonu geçen kış Amerika'da Fox kanalında yayımlandı. Yazarlar grevinden etkilenen dizi 9 bölüm sürdü. Yeni sezonu gelecek yayın döneminde yayımlanacak. Ülkemizde ise dizi ilk sezonu itibariyle gelecek yayın döneminde Cnbc-e'de yayımlanacak. Henüz kanal yayım zamanı hakkında bilgi vermedi. Yeni bilgiler geldikçe sizlerle paylaşacağım.
Terminator filmleri oldukça heyecanlı ve etkileyiciydi. Umarım dizisi de aynı kalitede olur. Bir izlenim oluşturması adına dizinin Fox kanalına ait internet sitesindeki videosunu buradan izleyebilirsiniz. Bir not: bu videonun başında birkaç saniyelik reklam var; yanlış link olduğunu düşünmeyin ve biraz sabırlı olun!
Güncelleme: Terminator: The Sarrah Connor Chronicles dizisinin yayın tarihi belli oldu. Dizi 14 Eylül Pazar gününden itibaren her pazar saat 21.00'de, Cnbc-e'de yayımlanacak.

Yeni Petrol Yatakları

Dünyadaki siyasi ortam, gerilimler, ekonomik gelişmeler petrolün fiyatının her geçen gün artmasına neden oluyor. Petrolün varil fiyatı, yakın zamanda 100 $ (Amerikan doları)'ı aştı. Bu ekonomistler açısından bir fiyat barajıydı. Sonra hızlı yükseliş devam etti. Bugün hala ufak tefek artış ya da düşüşler olsa da petrol fiyatının 100 doların altına düşme ihtimali az gibi görünüyor. Hızlı fiyat yükselişi en çok petrol ihtiyacını dışarıdan karşılamak zorunda olan ülkelerde etkisini gösterdi. Benzin ve diğer petrol ürünlerinin fiyatları oldukça arttı. Bunun Türkiye de dahil, petrol ithal eden ülkelere maliyeti oldukça fazla. Çünkü günümüz enerji ihtiyacının büyük kısmı - özellikle sanayi ve ulaşımda - petrol ve ürünlerinden karşılanıyor. Bunun sonucu olarak insanlar bu fiyatlara isyan etme noktasına geldi. Bunun somut örneği olarak Avrupa'nın güneyinde ve bazı Asya ülkelerinde halk gösteriler düzenledi. Fakat petrol ithalcisi durumundaki ülkelerin hükümetlerinin bu konuda yapabileceği tek şey vergileri indirmek. Ve tahmin edeceğiniz gibi bu büyük bir indirim olmayacaktır.
Peki ne oldu da petrol fiyatları birden bire arttı. Bunun başlıca nedenleri olarak Amerikan ekonomisindeki durgunluk ve hatta kısmi kriz durumu ve ABD - İran gerilimi gösterilebilir. Fakat diğer bir neden durumdan istifade etmeye çalışan spekülatörler.
Neyse ki sevindirici bir, daha doğrusu iki haber var. Bunlardan biri, Amerika Birleşik Devletleri'nin Colorado eyaletinde bulunan petrol rezervi. Yetkililer bölgede yaklaşık 1 trilyon varil (bir varil yaklaşık 700 kg) büyüklüğünde petrol ve bunun üç katı büyüklüğünde yeraltı suyu kaynağı bulduklarını belirttiler. Peki 1 trilyon varil çok mudur? Cevabı evet, bilinen Orta Doğu rezervlerinden (yaklaşık 684 milyar varil) bile daha çoktur. Bu rezervin değerlendirilmesinin önünde iki zorlu engel var: Birincisi, bu bölge dağlık olduğundan petrolü yeryüzüne çıkarmak kolay değil. İkinci engel, bu kadar büyük doğal su kaynağını kirletmeden bu petrolü çıkarmak zor olabilir. "Su mu?!" diye küçümsemeyin; zira su fiyatlarını tartışacağımız günler pek uzakta değil.
İkinci güzel haber sınırlarımızın içine girecek kadar yakından, Karadeniz'den! Ülkemizde bugüne kadar yapılan petrol aramaları çok yetersiz. İşte bu konuda uzman birinin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Ender Okandan'ın sözleri: "Türkiye’de 57 yıllık bir süreyi kapsayan petrol aramacılığında açılabilen kuyu sayısı çok azdır. Bugün Türkiye’nin petrol bulunabilecek sahaların ancak % 20 si aranmıştır. Karadeniz ve Ege Denizi’nin petrol potansiyelleri henüz tesbit edilmemiştir. Halen petrol üretiminin alındığı bölgelerde derin yataklarda arama yapılmamıştır." Tam da hocamızın bahsettiği yerde, Karadeniz'de yakın zamanda başlayan çalışmalarda umut verici sonuçlara ulaşıldı. TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı)'nun Brezilyalı Petrobras şirketiyle Karadeniz'de yürüttüğü çalışmalar sonucunda bölgede muhtemel 10 milyar varillik petrol rezervi bulunduğu açıklandı. Bu sonuç üzerine ABD'li bir petrol arama şirketi de bölgede çalışmak için başvuruda bulundu.
10 milyar varillik rezerv, Colorado'da bulunan petrolün yanında çok az durmakta; ancak hemen belirtmeliyim ki basından takip ettiğim kadarıyla bahsi geçen bu rezerv ile Türkiye 50 yıl boyunca petrol bağımsızlığını ilan edebilir. Petrol fiyatlarındaki 1 $ artışın Türkiye ekonomisine yıllık yükünün 500 milyon dolar olduğu söyleniyor. Küçük bir hesaplama yapalım şimdi! Petrol fiyatını en iyimser tavırla 100 dolarda sabitleyelim ve yine iyimser bir hareketle Türkiye'nin yıllık petrol ihtiyacının artmayacağını varsayalım. O halde Türkiye yukarıdaki rakamlara göre gelecek 50 yılda petrol ithaline 2,5 trilyon dolar harcayacak. Bu dudak uçuklatan rakamın olabilecek en iyi ihtimal olduğunu yinelemekte fayda var. Demek ki bu haber gerçekten de güzel!
Yine de bilmemiz gerekir ki dünya petrol rezervleri, dünayayı dolduran çılgın tüketiciler - bizler - sayesinde sürekli azalıyor. Muhtemelen gelecek 100 ile 200 yıl içerisinde son petrol damlalarına bakarak "Gerçekten bitti!" diyeceğiz - belki ben ya da siz değil ama bizden birileri -. Ama burada demin olduğu kadar iyimser olmayacağım ve şunu söyleyeceğim: Umarım bu sahte şaşkınlığı önce su için yaşamayız. O zaman ne petrol ne de diğer her hangi birşey için endişelenmeye gerek kalmayacaktır!

En Çok İzlenen TV Programları


Uzunca bir süreden beri aktif olan "En Çok İzlenen Program Türleri" anketi sona erdi. Elbette bu anket katılımcı sayısı göze alındığında Türk televizyon izleyicisinin bu konudaki genel yönelimini yansıtmakta yeterli değil. Ancak DRT23'te düzenlenen bu anket, sonucu itibariyle reyting sonuçlarıyla uygunluk göstermekte. Bu da DRT23 takipçilerinin TV izlemedeki alışkanlıklarının Türkiye geneliyle örtüştüğünü, benzeştiğini gösteriyor.
Anket sonuçları yazının başındaki grafikte gösteriliyor. Grafiği büyütmek için resmin üzerine tıklayınız.
Diziler zirvede
Anket birincisinin dizi programlar olması şaşırtıcı bir sonuç değil. Her yıl yaz sezonuna ve kış sezonuna - kanalların yeni yayın dönemi olarak adlandırıldığı sezon - özel, farklı türlerde - aşk, polisiye, gençlik vb - birçok dizi yapılıyor ülkemizde. Bunlardan bir kısmı başarılı olup - tv aleminde başarılı olmak ya da olmamak reytinglere göre belirleniyor [Bu ne ölçüde gerçekçidir, orası tartışılır.] - yoluna muhtemelen birkaç sezon devam ediyor. Başarısız olanları ise acı bir son bekliyor.
Son yıllarda özellikle genç kuşakta dizi alışkanlığı yön değiştirmeye başladı. Genel olarak yaşlılar ve orta yaşlılar klasik dizi eğilimini koruyorsa da genç nesilde yabancı dizilere olan ilgi artışta. Bunda Cnbc-e'nin tartışılmaz etkisi var. Bu formatta yayın yapan kanal sayısı e2 ve TNT ile arttı. "Kültür erezyonuna uğruyoruz," tezi bu durumda gündeme gelebilir. Ancak benim şahsi fikrim kendini yenilemek ve risk almaktansa alışılagelmiş, yapımı kolay türlerde dizilerle yoluna devam eden Türk tv dünyasının bu durum karşısında kendini yenilemek zorunda kalmasının hiç de kötü olmadığıdır.
Çizgifilm atağı
Ankette beni en çok şaşırtan sonuç ise çizgifilm ile spor - daha özel anlamda futbol - izlenme oranlarının aynı çıkması. Bu fazla çocuk takipçimiz olduğunu mu gösterir; yoksa The Simpsons, Sponge Bob gibi çizgifilmleri izleyen gençliğin mi oyları?
Belgesel aldatmacası
Bu tür anketlerde ya da televizyonla ilgili sohbetlerde hepimiz bir anda belgesel izleyicisi çıkarız. Bu bir tür kültür gösterisi midir bilmem ama açıkça belirtmek gerekirse bu konuda pek dürüst değiliz. Özellikle ankete "belgesel" yanıtını koymadım; çünkü koysaydım belgesel bu anketin ilk üçünde yer alırdı. Belgeselin ilk üçte yer aldığını görmemek için yapmadım bunu elbette. Anketin sonunda "diğer" adlı bir seçenek vardı. Bekledim ki birileri belgeselin eksikliğini fark edip buraya tıklasın ve "belgesel" yazıp oy versin. Fakat sonuç beni şaşırtmadı ve tek bir kişi dahi belgeseli oylamadı.
Sadece iletişim değil, eğlence aracı
Yazının sonunda bir kez daha belirtmeliyim ki bu anket sınırlı sayıda katılımcı tarafından oylandığından genel bir sonuç vermez. Ama sonucu tartışılmaz bazı araştırmalar var ve farklı kaynaklar tarafından yapılan bu araştırmaların bir çoğunda en çok televizyon izleyen milletlerden birisiyiz. Ben televizyon izlemek faydalıdır ya da zararlıdır diyemem. Bence kimse bunu diyemez. Çünkü televizyonda birçok kanal ve bu kanallarda birçok farklı program var. Televizyonun faydalı veya zararlı olduğu hangi programları izlediğimize bağlı ve değişken. Ve bu durum televizyonun sadece iletişim değil, aynı zamanda bir eğlence aracı - özellikle eğlence için ayıracak bütçesi kısıtlı olan yurdum insanı için - olduğu gerçeğiyle doğrudan ilişkili.

Net Theme

DRT23 gururla sunar: Net Theme!
Bir blogda içerik kadar olmasa da temanın da önemi vardır. DRT23 için tema hazırlama ya da özelleştirme maceralarımda kazandığım deneyimle ben de yeni bir tema hazırladım: Net Theme. Fakat bu temayı kendim için değil, Blogger dünyası için hazırladım. Nitekim, Blogger'ın eksiklerinden biri, rakibi Wordpress kadar tema zenginliğinin olmaması. Ancak, Blogger kullanıcıları bu eksiği gidermek için Google'dan çok çalışıyor gibi!
Neyse, Net Theme'e geri dönersek, öncelikle bu temayı hazırlarken sade fakat dikkat çekici olmasına özen gösterdim. Yenilkçi havası blogunuzu güçlendirecektir. Estetiğinin yanında alt yapısına da eğildim. Bu temada Blogger'in yeni özelliği olan "katıştırılmış yorum formu" hazır olarak geliyor. Ayrıca özelleştirmesi oldukça kolay bir üst menüsü de var. Yine her yazının altında "Ekle Bunu" butonu da hazır olarak geliyor. İnternet Explorer ve Mozilla Firefox'ta çalışırken bir sorun çıkarmadığını da gözlemledim. Yine de bir sorun çıkarsa düzeltmek için elimden geleni yaparım.
Net Theme demosu, Net Theme için açtığım www.nettheme.blogspot.com adresinde yayında. Her türlü bilgi ve yardıma da bu adresten ulaşabilirsiniz. Ayrıca Net Theme kod dosyasını da bu siteden indirebilirsiniz.
Net Theme, henüz tanıtımını yapmadığım halde bir kez indirilmiş. Umarım sizler de beğenirsiniz. Net Theme hakkındaki görüşlerinizi bekliyorum.

Free Kick Masters

Serbest vuruş futbola güzellik katan bir unsur. Metrelerce uzaktan gönderilen topun önce barajı, sonra kaleciyi geçmesi ve ağlarla buluşması bu vuruşu yapan futbolcunun yeteneğini gösterir. Eğer bunu sıklıkla başaran bir futbolcudan bahsediyorsak bu özelliği onun serbest vuruş ustası olduğunun ispatıdır. Şimdi futbolun bu güzel unsurunun ustaları ve onların karşısına çıkma cesareti gösteren kaleciler Texas'da düello yapacak.
Free Kick Masters (Serbest Vuruş Ustaları) adlı organizasyon profesyonel futbolcuları serbest vuruş yarışmasıyla bir araya getiriyor. İlki 2004 yılında İspanya'da düzenlenen yarışmaya her yıl dünyaca ünlü serbest vuruş ustaları ve kaleciler katılıyor. Dünyanın dört bir yanından televizyon kanallarında yayınlanan yarışma milyonlarca kişi tarafından izleniyor.
Kendi kuralları olan yarışmada futbolcular belli mesafelerden (18, 21, 25 metre gibi) birkaç kez serbest vuruş kullanıyor. Karşılarında organizasyonca seçilen gençlerden oluşturulmuş bir baraj oluyor. Kaleyi ise dünyaca ünlü kaleciler koruyor. Yarışma sonunda bir oyuncu "Serbest Vuruş Ustası" seçiliyor ve para ödülü kazanıyor (Bu yıl bu ödül 1 milyon dolar.). En iyi kaleci de "Altın Kaleci" ünvanının yanı sıra yine para ödülü kazanıyor (Bu yıl 500 bin dolar.).
Bu yılki yarışma ABD Texas'taki Houston kentinde, Reliant Stadı'nda düzenlenecek. 5 Temmuz günü yapılacak yarışma NTV Spor kanalında 6 Temmuz Pazar günü saat 21.00'de yayımlanacak.
Bu yılki yarışmada yer alacak futbolculardan bazıları şöyle: Ronaldinho, Messi, Del Pierro, Rafael Marquez, Fernando Torres, Luis Fabiano, Deco, Juninho, Pires. Bu oyuncuların arasında ayrıca Galatasaray'a yeni transfer olan Avustralyalı Harry Kewell de var. Kasey Keller, Francesco Toldo, David James gibi kalecilerin arasında yine Galatasaray'dan hatırladığımız Mondragon da var.
Ayrıntılı bilgi için Amerika yarışmasının resmi internet sitesine bakabilirsiniz: Free Kick Masters USA

NTV Spor'dan Football Manager

"Böyle mi kadro kurulur, ya?", "Abi, şimdi bu adam oyundan alınır mı?" gibi sözleri az mı söyledik ya da işittik? Az çok futbolla ilgilenen herkes böyle yorumlar yapmaktan çekinmez. Ama acaba futbol menajerliği (ya da teknik direktörlüğü) bu kadar kolay mı? Konuşmakla yapmak aynı şey mi?
NTV Spor'un internet üzerinden oynanan yeni oyunu Football Manager ile işlerin gerçekte (daha doğrusu gerçeğe yakın bir sanal dünyada) bu kadar kolay olup olmadığını yaşayarak deneyimleyebilirsiniz. FM, CM gibi çok bilinen futbol menajerlik oyunlarını oynadıysanız bu oyuna kolayca alışabilirsiniz. Daha önce bu tarz bir oyun oynamayanların da rahatlıkla öğrenebilecekleri, kolay kullanımlı, açıklamalı bir oyun hazırlamış NTV Spor.
Kolayca öğrenilebilir diyorum ama şunu da belirtmeliyim ki ilk anda beklediklerimden daha fazlasını barındıran bir oyun olduğunu kısa sürede keşfettim. Ben de bir takım kurarak oyuna hemen başladım.
Kayıt yapıp oyuna dahil olunma aşamasında sizden takımınız için bir isim yazmanız da isteniyor. Oyuna girdiğinizde bu takımın menajeri olarak bir çok işle ilgileniyorsunuz. Bunlara stadyum seçmekten, sponsorlarınızı belirlemeye, takım taktik ve dizilimini ayarlamaktan, kadroyu kurmaya, antreman yaptırmaktan, transferle ilgilenmeye kadar birçok şey dahil. Bu işlerin hiçbiri yüzeysel hazırlanmamış. Mesela sadece sponsorluğun bile bir çok çeşidi var: forma reklamı, stad ismi, stad reklamları, takım ürünleri... Şaşırtıcı ayrıntılardan biri de casusluk. Para karşılığı rakip takım hakkında bilgilere ulaşmak mümkün. Tüm ayrıntılarına değinmem çokça vakit alacağından ve sıkacağından burada kesiyorum ve oyunun bu ve diğer özelliklerini oynarken keşfetmenizi tavsiye ediyorum.
Oyunun kullanımının kolaylığı her zaman ekranın üstünde duran menüsünün işlevselliğinden kaynaklanıyor büyük ölçüde. Ayrıca ekranda, bulunduğunuz ana menü ile ilgili resmin parçalarına tıklayarak da alt menülere geçebiliyorsunuz. Pek çok sayfada, bulunduğunuz sayfada hangi işlemleri nasıl yapabileceğinize dair bilgiler de mevcut.
Peki bu oyunun ana mantığı nedir? Kurduğunuz takım "mahalli lig" lerden birinde bir sezon geçiriyor. Sezon sonunda başarılı takımlar başarı sıralarına göre "3. lig" gruplarına dağıtılacak ve sonra "2. lig" ve nihayet "1. lig"e kadar takımınızı getirmeyi başarmak amacınız. Daha sonra elbette "1. lig" şampiyonu olmayı başarabilirsiniz. NTV Spor başarı çeşitlerine göre birkaç hediye de dağıtacağını açıklamış bulunuyor. Hediyeler arasında bir MacBook bile var.
Kurduğum takım ilk maçını kaybetti. Ama henüz tecrübesiz sayılırım. Zaten hediyeler için iddialı olduğumu da söyleyemem. Sanırım benim için hala en güzeli Fifa serisindeki menajerlik modu. Ama mümkün olduğunca NTV Spor'un FM'sini de takip etmeye çalışacağım. Kısa zamanda pek çok futbol severin katılımıyla bu oyun çok daha çekişmeli ve heyecanlı olacağa benziyor.
"Takımımın başına geçmeye hazırım!" diyorsanız şimdi bu oyuna siz de dahil olun.
  • Güncelleme Notu: NTV Spor, muhtemelen aynı adlı bilgisayar oyunu ile isim hakları sorunu yaşanmaması için Football Manager adlı online menajerlik oyununun adını Football Tycoon olarak değiştirdi.

Euro 2008 İstatistikleri

13. Avrupa Şampiyonası İspanya'nın şampiyonluğuyla sona erdi. Turnuva tarhinde ilk kez yarı final oynayan Türkiye, UEFA tarafından Avrupa üçüncüsü ilan edildi. Gönüllerde futbol ve Türkiye aşkı, akıllarda "geri dönüşlerin kralı" lakabımız kaldı.
Şampiyonanın ardından istatistikler ve şampiyonaya dair anektodları derledim. İşte Euro 2008 notları, istatistikleri:
  • Türkiye'nin 2-0 dan 3-2'ye çevirdiği unutulmaz Çek Cumhuriyeti maçı UEFA tarafından 48 yıllık şampiyona tarihinin en ilginç maçı seçildi.
  • Hamit Altıntop, UEFA tarafından Turnuvanın Takımı'na seçildi.
  • İspanya 44 yıl aradan sonra Avrupa şampiyonu oldu.
  • İspanyol oyuncu Xavi Hernandez şampiyonanın en değerli oyuncusu seçildi.
  • Euro 2008 resmi sitesindeki oylama sonucu Hollandalı forvet Wesley Sneijder'in Fransa'ya attığı gol şampiyonanın en güzel golü seçildi.
  • İspanya'dan David Villa 4 golle gol kralı oldu. Nöbetçi golcümüz Semih Şentürk ise 3 golle şampiyonada en çok gol atan oyunculardan biri oldu.
  • Takımlar bazında en çok gol atan takım, 12 golle şampiyon İspanya oldu. İkinciliği 10'ar golle Almanya ve Hollanda paylaşırken Türkiye 8 golle üçüncü oldu.
  • Şampiyonada 5 maçta 5 gol kaydedildi (en çok gol atılan maçlar). Sadece Romanya - Fransa maçı golsüz tamamlandı.
  • 54 şutla Hollanda - Rusya maçı en çok şut çekilen karşılaşma oldu. Turnuvanın golsüz biten tek maçı Romanya - Fransa karşılaşması ise 18 şutla bu istatistiğin sonuncusu.
  • En çok köşe vuruşu Avusturya - Polonya (17) ve İtalya - Romanya (17) maçlarında kullanıldı.
  • 1390 pasla en çok paslaşmanın yapıldığı maç İspanya - İtalya maçı oldu.
  • Roman Pavlyuchenko (Rusya) turnuvanın en çok şut çeken oyuncusu (28). Kaleyi bulan şut istatistiğinin lideri ise İspanyol David Villa (12).
  • Asist krallığını Fabregas (İspanya) ve Hamit Altıntop paylaştı (3).
  • Rus kaleci Igor Akinfeev 35 kurtarışla turnuvanın en iyi kalecilerinden birisi oldu.
  • Michael Ballack 22 foulle turnuvanın en sert oyuncusuydu. En çok foule maruz kalan oyuncu da aynı kişi oldu (16).
  • Şampiyonada hakemler 3 kez kırmızı kartlarını kullandılar. Bu kartlardan birini de Volkan Demirel görmüştü.
  • Philipp Lahm (Almanya) 359 pas vererek bu istatistiğin birincisi oldu. Türk Milli Takımı'nın en çok paslaşan oyuncusu ise Hamit Altıntop (254).
  • Alman takımından Christoph Metzelder('den) - Per Mertesacker('e) ikilisi turnuvanın en çok paslaşan ikilisiydi (65).
  • İspanya 117 şutla turnuvanın en çok şut çeken takımı oldu. (Türkiye için bu sayı 64.)
  • Şampiyonada en çok köşe vuruşu kullanan takım Rusya oldu (41).
  • En çok ofsayta düşen takımlar 17'şer ofsaytla Portekiz ve Almanya oldu.
  • Polonya maç başına 22.33 ile en çok foul ortalamasına sahip takım olurken toplam foulde şampiyon İspanya 114 foul ile ilk sırayı aldı.
  • Türkiye 16 sarı ve 1 kırmızı kartla şampiyonada en çok kart gören takım oldu.

İşte Euro 2008'in ardından istatistiklere yansıyan bazı bilgiler böyleydi. Bir çok açıdan güzel geçen, iyi futbol oynanan ve Türkiye'nin de başarılarıyla bizi gururlandırdığı Euro 2008 sona erdi. Sıradaki uluslararası futbol turnuvası ise iki yıl sonra Güney Afrika'da düzenlenecek FIFA Dünya Kupası. 2010 Dünya Kupası'nın da genel anlamda ve ayrıca Türkiye için böyle güzel geçmesi ortak dileğimiz.

Euro 2008 Turnuvanın Takımı

31 maçlık futbol serüveni Euro 2008 sona erdi. UEFA şampiyonanın en iyi oyuncularını belirledi ve 23 kişilik bir karma kadro oluşturdu.
UEFA'nın teknik ekiplerinden dokuzu turnuvanın tüm maçlarını dikkatle takip edip gerekli notları ve istatistikleri tuttu. Daha sonra bu bilgiler değerlendirilerek 23 futbolcudan oluşan "Euro 2008 Turnuvanın Takımı" belirlendi. UEFA Teknik Yöneticisi Andy Roxburgh
Oyuncuları yalnızca bu turnuvadaki performanslarına göre değerlendirdik. Zaten
bu kadrodan sadece 4 futbolcu aynı zamanda son Şampiyonlar Ligi en iyi
oyuncular kadrosunda da yer alıyordu. Ayrıca en iyi 23'ü belirlerken gruplarda
elenmiş takımlardan hiçbir futbolcuyu bu kadroya dahil etmedik
dedi.
Turnuvanın Takımı'ndaki tek Türk futbolcu Hamit Altıntop. Bu kadroya en çok futbolcusu seçilen takım ise 9 oyuncuyla şampiyon İspanya.
İşte UEFA Euro 2008 Turnuvanın Takımı:
  • Kaleciler: Gianluigi Buffon (İtalya), Iker Casillas (İspanya), Edwin van der Sar (Hollanda)
  • Savunma oyuncuları: Bosingwa (Portekiz), Philipp Lahm (Almanya), Carlos Marchena (İspanya), Pepe (Portekiz), Carles Puyol (İspanya), Yuri Zhirkov (Rusya)
  • Orta saha oyuncuları: Hamit Altıntop (Türkiye) , Luka Modrić (Hırvatistan), Marcos Senna (İspanya), Xavi Hernández (İspanya), Konstantin Zyryanov (Rusya), Michael Ballack (Almanya), Cesc Fàbregas (İspanya), Andrés Iniesta (İspanya), Lukas Podolski (Almanya), Wesley Sneijder (Hollanda)
  • Hücum oyuncuları: Andrei Arshavin (Rusya), Roman Pavlyuchenko (Rusya), Fernando Torres (İspanya), David Villa (İspanya)

İspanyol orta saha oyuncusu Xavi Hernandez aynı zamanda UEFA tarafından şampiyonanın en değerli futbolcusu seçildi.

Şampiyon İspanya

Futbol dolu 23 gün sona erdi ve Avrupa Şampiyonu belli oldu. İspanya iyi oynadığı ve tüm maçlarını kazandığı Euro 2008'de şampiyon oldu.
İyi kulüpleri ve kaliteli bir birinci ligi olan İspanya pek çok başarılı futbolcuyu da dünya futboluna kazandırmış olmasına rağmen milli takımı turnuvalarda nadiren mutlu sona ulaşmıştır. Bu şampiyona öncesinde de kaliteli kadrosuyla favorilerden biri olmasına rağmen açıkça favori gösterilmiyordu. Çünkü İspanya her zaman olduğu gibi bu turnuvada da bir yerde elenecekti. Grup maçları oynanmaya başlandıktan sonra İspanya aslında şampiyonadaki en iddialı takımlardan biri olduğunu ve bu sefer kötü talihini mağlup etmeye niyetli olduğunu gösterdi. 9 puanla tamamladığı gruplardan sonra rakip İtalya'ydı.
Son dünya şampiyonu İtalya bu turnuvada göz dolduran bir oyun sergilemiyordu. Bu tarzını genç ve tecrübeli yıldızları bir arada barındıran İspanya karşısında da sürdüren İtalya kaliteli savunması ve dünyanın en iyi kalecilerinden biri olan Buffon sayesinde maçın normal süresini ve ekstra zamanı gol yemeden tamamlamayı başardı. Fakat penaltı atışlarında hak eden taraf, İspanya yarı finale çıkmayı başardı.
Çeyrek finalde, turnuvanın favorilerinden biri olan ve grup maçlarında harika futbol sergileyen Hollanda'yı kupa dışına iten Rusya, İspanya'nın yarı final rakibi oldu. Bir çok futbol sever Rusya'nın Türkiye gibi göze hoş gelen bir futbol tarzına sahip olduğunu ve Arshavin, Pavlyuchenko gibi oyuncularıyla İspanya'yı bir hayli terleteceğini söylüyordu. Ama öyle olmadı. Belki biraz da tecrübe eksikliğiyle Rusya kaybeden taraf oldu. İspanya rakibini 3-0 gibi net bir skorla evine gönderdi.
Son zamanların en zevkli uluslararası futbol turnuvalarından biri olan Euro 2008'de finalin adı Almanya-İspanya'ydı. Avusturya'nın başkenti Viyana'da oynanan finali tüm dünyadan milyonlarca futbol sever izledi. "Turnuva takımı" Almanya, "turnuvaların şanssız takımı" İspanya karşısında, tıpkı Türkiye karşısında olduğu gibi tutuk bir oyun sergiledi. Metrelerce koşarak zor pozisyonda golü bulan Torres takımını öne geçirdi. Almanya bulduğu birkaç pozisyonu da değerlendiremeyince rakibine boyun eğdi. Gerçekten çok iyi bir oyun çıkaran İspanyollar biraz daha dikkatli ve şanslı olsalar bu maçı farklı kazanabilirlerdi. Ama 1-0 'lık skor da kupayı almak için yeterliydi.
İspanya makûs talihini yendi ve 44 yıl sonra yine Avrupa şampiyonu oldu. Gecenin sonunda İspanya kaptanı Casillas, kupayı UEFA Başkanı Michel Platini'den aldı ve kutlamalar yapıldı. Almanya ise bu kadar yaklaştığı kupayı alamamanın üzüntüsüyle evine döndü.