Uzay Turizmi

"Bu yaz güneye gideceğim. Deniz, güneş, kumsal... Tatil dediğin böyle olur! Senin bir planın var mı?"

"Ben uzaya gideceğim. Biraz farklılık olsun; değil mi?"

"?!"

Herhalde böyle bir konuşmadan yüzyıl kadar önce bahsetseydik insanlar deli olduğumuzu düşünürlerdi. Ya da Jules Verne hikayelerinden bir bölümü anlattığımızı sanırlardı. Bugün de bu konuşma için erken, ancak yakın zamanda bu tür konuşmalara aşina olacağa benziyoruz.

İnsanoğlunun uzaya olan merakı binlerce yıl geçmişe dayansa da uzay maceramızın tarihi birkaç on yıl evvel yazılmaya başlandı. Uzaya çıkana kadar çok uğraştık ancak bundan sonraki gelişmeler, hız kesmeden ilerleyen teknoloji sayesinde çok daha kısa sürelerde gerçekleşiyor. Nitekim bugün standart hale gelecek uzay turizminden bahseder olduk. Ancak söylemeden edemeyeceğim, biz yine sadece bahsetmekle yetiniyoruz. Yapanlar, yapıyor; biz yine izliyoruz! Halbuki uzay turizmi yakın zamanda sektörleşecek ve büyük getirisi olan bir iş koluna dönüşecek. Öyle görünüyor ki astronomi ve genel olarak uzay çalışmalarında pek söz sahibi olmayan ülkemiz, uzay turizminden de nasiplenemeyecek.

Sitem kısmını geride bırakalım. Verilerle, örneklerle neden bahsettiğimizi açıklayalım. Şu anda uzay turizmiyle ilgilenen, buna kaynak ayıran ve çlışmaları itibariyle belli yerlere ulaşabilmiş birçok şirket var: Virgin Galactic, Rocketplane, Planetspace, XCOR Aerospace, Space Adventures gibi. Bu özel kuruluşlardan Virgin Galactic ve Space Adventures şirketleri ön plana çıkıyor. Space Adventures, Rus Uzay Dairesi ile ortaklaşa uzay turisti taşımıştır. Hala uzaya bilet kesen tek şirket unvanını korumaktadır. İngiliz milyarder Richard Branson'un sahibi olduğu Virgin Galactic ise yakın zamanda uzaya yolcu taşımak için White Knight (Beyaz Şövalye) adlı uzay araçlarını geliştirdi. 5 yolcu, 2 mürettebat taşıyabilen, 4 motorlu araç yörünge altı uçuşlar gerçekleştirebilecek ve yolcularına kısa süreli de olsa yerçekimsiz ortamı yaşatacak. Beyaz Şövalye'nin 2008 sonbaharında deneme uçuşlarının yapılacağı, 2010'da ise ilk yolcularını taşıyacağı duyuruldu. Virgin Galactic, uzay turizminin kişi başı maliyetini 200 bin dolar olarak belirledi. Bu maliyet, yarışı iyice körükleyecek gibi. Nitekim bundan önceki turistler bu keyif için 20 milyon doları gözden çıkarmak durumunda kalmışlardı.

Bugüne kadar uzaya turist olarak giden, çocukluğundan beri kurduğu hayallerini gerçekleştiren 5 kişi var. Bu kişileri uzaya götüren Rus Uzay Ajansı olmuştur. Soğuk savaş döneminde uzay çalışmalarını destekleyen, bu çalışmalara büyük maddi kaynak ayıran SSCB'nin yıkılmasından sonra, soğuk savaşın - yani itici nedenin - ortadan kalkmasıyla Rus devleti uzay çalışmalarına olan desteğini azalttı. Rus Uzay Ajansı kendi kaynaklarını oluşturup bir anlamda ayakta kalabilmek için uzaya turist taşıyor. NASA ise güvenlik ve bilimsel çalışmalara engel teşkil etmesi açısından bu işe şimdilik sıcak bakmıyor.



Bugüne kadarki uzay turistleri, uzay programlarına uymak nedeniyle astronotlarla (ya da kozmonotlarla) birlikte Uluslararası Uzay İstasyonu'na gittiler. Bilimsel çalışma tamamlanınca da uzay gemisiyle geri döndüler. Bu nedenle 20 milyon dolar ödemek yeterli değildi, aynı zamanda çeşitli testleri geçmeleri gerekiyordu. Bu amaçla önce bir dizi eğitim ve bedensel sınamadan geçtiler. Yani para gibi çokça zamanı da gözden çıkardılar. Fakat özel şirketlerin kurulması ve sadece turizm amacı taşımaları uzay turizmini şekilsel olarak da değiştirecek. Yeni nesil yörünge altı uzay araçları, yolcularını dünyanın sınırı sayılan yaklaşık 100 km yüksekliğe çıkaracak. Burada yolcular muhteşem Dünya manzarasına şahit olacaklar ve yerçekimsiz ortamı deneyimleyecekler. Dolayısıyla turistik uzay yolculukları kısa süreli olacak ve çok daha az eğitim ve ön çalışma gerektirecek. Aynı zamada maliyetleri de düşürecek. Çok daha ileriki zamanlarda ise Ay'a ve hatta Mars'a turist taşınabilir. Kim bilir belki bir gün insanlar Ay'daki otellerinin penceresinden Dünya'yı izleyecekler.

"Çok istiyorum uzaya gitmeyi, param da var ama biraz da yükseklik korkum var," diyorsanız bu korkuyu yenseniz bile korkmak için birkaç nedeniniz daha olacaktır. Sonuçta uzaya gitmekten bahsediyoruz. Daha önce uzay kazaları yaşandı ve ölenler oldu. Hatırlayacağınız gibi 2003 yılında NASA'nın Columbia uzay mekiği atmosfere girerken alev almış ve parçalanmıştı. Doğal olarak böyle bir kazada kurtulma şansınız olmadığı gibi birilerinin size yardım etmesi de söz konusu değil. Ama yine de uzay aracının kaza geçirme ihtimali, uçakların kaza geçirme ihtimaline yakın gibi görünüyor. Yani uçağa binecek kadar cesaretiniz varsa bu fırsatı kaçırmayın derim!

Yazının başında sohbet edenler bayansa tatilden sonra uzaydan dönen kadın, arkadaşının Antalya tatilinden bronzlaşmış olarak döndüğünü görür, kıskanır ve içinden "Güneşin yanı başına gittim de güneşlenemedim. Ne anlamı var ki?" diye sitem eder ;)

2 yorum

Bilginiz için teşekkürler.

Yanıtla

Yorum Gönder

Yorum yaparken Türkçe'yi doğru kullanma ve argo sözcüklerden kaçınma hassasiyetiniz için teşekkürler!